'DSG’ye operasyon' tehditlerine DEM Parti’den yanıt
İktidar ortağı MHP “DSG’ye operasyon” tehditlerini yoğunlaştırırken, DEM Parti Grup Başkan Vekili Sezai Temelli, “Askeri operasyon artık Türkiye’nin gündeminde olmamalı. Bırakın tartışmayı, gündemde olması bile kabul edilebilir değildir” dedi.

Türkiye’deki mevcut iktidar, ‘süreç’ için kritik önemdeki Suriye yönetimi ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasındaki ‘entegrasyon’ görüşmelerinden 2025 yılında istediği sonucu alamadı. 2026 yılı ise DSG’ye askeri operasyon tehditleriyle başladı.
İktidar ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yeni yıl mesajında, “SDG’nin Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı’na müzahir bir parçası olması herkesin ortak menfaatinedir. Aksi halde (…) sonu vahim olacaktır” dedi. Bahçeli’yi yardımcısı Feti Yıldız’ın “SDG'ye 10 Mart mutabakatına uymaları için verilen süre (2025 Aralık ayı sonu) dolmuştur” açıklaması takip etti. Yıldız, Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in “Başta SDG olmak üzere hiçbir terör örgütünün bölgedeki faaliyetlerini devam ettirmesine ve herhangi bir oldu bitti oluşturmasına müsaade etmeyeceğiz” sözlerini hatırlattı. Bugün ise Bahçeli’nin danışmanı ve Türkgün başyazarı Yıldıray Çiçek, “SDG için Zeytin Dalı Operasyonunda nasıl bir akıbet gerçekleştiyse şimdi de aynısı olacaktır… SDG için artık hak ettiği son yaklaşmaktadır” diye yazdı. DEM Parti Grup Başkan Vekili Sezai Temelli son gelişmelere ilişkin Evrensel’den Okan Evrim’e konuştu.
Askeri operasyonun artık Türkiye’nin gündeminde, ajandasında bulunmaması gerektiğini söyleyen Temelli, “Yıllardır askeri operasyonlar hem Türkiye hem bölge açısından hiçbir olumlu sonuç doğurmadı. Türkiye artık gerçekten pozitif bir diplomasiyle bölgeye, Suriye’ye yaklaşmalı. Türkiye’deki ve Suriye’deki halkların akrabalık ve kardeşlik ilişkileri muhakkak dikkate alınmalı. Askeri operasyonun, bırakın tartışmayı, gündemde olması bile kabul edilebilir bir şey, bir seçenek değildir” diye konuştu.
“Türkiye kalıcı barış istiyorsa SDG ile ilişki kurmalı”
DEM Parti olarak başından beri, “Suriye’nin toprak bütünlüğü üzerine hiçbir tartışma yok. Ama o toprak bütünlüğü içinde nasıl bir rejim inşa edileceği kritik önemde” dediklerini söyleyen Temelli, “Tekçi Esad rejiminden sonra tekçi bir başka rejimin Suriye’de sağlıklı bir şekilde hayatta kalması mümkün değil. Çoğulculuğu, farklı inançların bir arada yaşamasını olanaklı kılacak demokratik bir Suriye önceliğimizdir” diye ekledi.
“Türkiye eğer gerçekten Suriye’de kalıcı bir barış ve demokratik bir Suriye hedefliyorsa, burada SDG’yle(DSG) kurulacak ilişkilerin de büyük önemi var. Fakat maalesef bugüne kadar bu sağlanamadı” diyen Temelli, Türkiye’nin 10 Mart Mutabakatı’nın sağlıklı ilerlemesi için katkı sunması gerektiğini söyledi. “Bu mutabakatı ortadan kaldıran, geçmişe referans veren açıklamalar sağlıklı sonuçları doğurmaz” dedi.
“Ademi merkeziyet kimseyi parçalamadı”
Suriye’deki yönetim biçimini, Suriye’de görüşmeleri sürdüren tarafların belirleyeceğini söyleyen Temelli, “Türkiye’den ‘Şöyle olsun, böyle olsun’ demek pozitif katkı sağlamaz, o süreci tıkar. Türkiye görüşmelere pozitif yönde katkı sağlasın diyoruz” diye konuştu.
“Ademi merkeziyetçi çözümler ülkeyi parçalar” açıklamalarına tepki gösteren Temelli, “Dünyanın yüzde altmışından fazla gelişmiş ülkesi ademi merkeziyetçi sistemlerle yönetiliyor. Kimsenin de parçalandığını görmüyoruz. Ön yargılı yaklaşımlar yerine Suriye halklarına bir şans tanımak en doğru yaklaşım olacaktır” dedi.
“Süreçleri karıştıran anlayış çözümü engelliyor”
Temelli, AKP ve MHP’nin ‘süreç’ raporlarında yasal düzenlemelerin koşulu olarak DSG’nin silah bırakmasını öne sürülmelerini de şu sözlerle değerlendirdi: “SDG’nin silah bırakıp bırakmama ya da nasıl bir entegrasyon içinde olacağı Suriye’nin meselesi. Türkiye’nin meselesi PKK ile yürütülen görüşmelerdir. Bu görüşmelerde de silahların nihai olarak sonlanmasının yolu yasal düzenlemelerdir. Her şeyi birbirine karıştıran anlayış, çözümün sağlıklı ilerlemesini engelliyor. Bunları birbirinden ayırt ederek yaklaşmak gerekiyor. Türkiye’nin meselesi başkadır, Suriye’nin meselesi başkadır. Yani birbirine şart koşmak doğru bir yaklaşım olmaz.”
Son güncellenme: 19:21:13





































































































































































































