Cizre ve Siirt Gezimde, Kürdistan’da Gördüğüm Toplumsal Felaket!
''Kürdistan’ın Botan bölgesinde gördüğüm (ki burası Kürtçenin piri sayılan Celadet Ali Bedirhan’ın memleketidir ve Kürtçe’nin merkezi sayılır) toplumun gönüllü olarak Türkçe konuşma manzarası beni dehşette düşürdü. ''

Akrabalarımın taziyesi nedeniyle yakın zamanda Cizre ve Siirt’e yaptığım seyahatlerde yüzlerce insanla karşılaştım, muhatap oldum.
“Kemalist Türk devletinin” Kürt halkına yüz yılda türlü yöntemler uygulamasına karşın başaramadığı kültürel asimilasyonu (gönüllü olarak Kemalist Türk devletinin taşeronluğunu üstlenen) Abdullah Öcalan vasıtasıyla başardığını görünce şok oldum. Yani Kürdistan’ın her yeri Türkçe… Ne yazık ki…!
Ben Cizre ve Silopi bölgesinde doğup büyüdüm. Bizden önce yaşayan aile büyüklerimiz de yaşarken şahit oldular ki, Kemalist Türk devleti kuruluşundan beri İslam’a ve İslam ümmetinin yetimleri olan Kürtlere karşı zalimce bir tutum içerisinde oldular. Bu Kemalist Türk devletinin görevlileri görevlerini ifa ederken, daha doğrusu anlamsız ve temelsiz bir kin ve nefretle Kürt halkına reva gördükleri türlü zulümleri yaparken kullandıkları, halka dayattıkları dil Türkçe olduğu için, Kürtlerin bilinç altında Türkçe’ye karşı antipati (belki de onun da ötesinde) olumsuz duygular gelişti. Özellikle 1980 darbesinden sonra Diyarbakır Cezaevinde “Cehenneme hoş geldiniz!” yazısıyla karşılanıp, yıllarca insanlık dışı işkencelere maruz kalan Kürtler orayı “cehennem”, Türkçe konuşan işkencecileri de “zebani” olarak gördüler. Zaman içerisinde rivayet ve nakillerle Kürtler arasında “cehennem zebanilerinin konuştuğu dil Türkçedir”yaygın kanaati bile oluştu. Bu aynı zamanda Kürtlerin kuşaklar boyunca anadiline sıkı sıkıya bağlı kalmasını, ana dilini, uğruna ölünecek seviyede bir onur meselesine dönüştürmesini de beraberinde getirdi. Fakat görüyorum ki anadil uğruna yıllara sâri bu onurlu mücadelede Kürtler hiçbir zaman sahada yenilmedikleri halde “kaybeden” taraf olma yolunda hızla ilerliyorlar. Tıpkı vücudu hiç hissettirmeden, sinsice ele geçiren kanser gibi, bu hastalık toplumu ele geçiriyor gibi. Peki, bu nasıl oldu?
40 yıl sonra ortaya çıkan bu tablonun asıl müsebbibi de doğal olarak temel aktördür. Bu zulümlerle dolu süreç içerisinde Kürtlerin ezilmişliğini, mağduriyetini (tüm bu ezilmişlik ve mağduriyetine rağmen) iyi niyetini kötüye kullanarak Kemalistlerin “gönüllü” taşeronluğunu üstlenen Öcalan, acımasızca ve sinsice “saf şiddet” kaynaklı zihniyeti Kürtler’e yavaş yavaş enjekte etti. Ardından Kürtlerin safiyane duygularla, uğruna ölmeyi göze aldığı mücadeleyi de boşa çıkardı. Hiçbir ehemmiyeti yokmuşçasına, buruşturup tarihin çöp sepetine attı.
Nitekim yakın bir zamanda PKK Eş Başkanı Cemil Bayık: “Bağımsız Kürdistan hedefi stratejik bir slogandı. Kürdistan’ın dört parçasını Türkiye, Suriye, İran ve Irak’tan ayırmaya yönelik girişimler yanlış bir politikadır. Buna izin vermeyeceğiz” dedi.
https://x.com/SesliSurec/status/2046862773577978030
Peki, adama sormazlar mı? O zaman neden yüz binlerce Kürt’ü, bağımsız Kürdistan hedefi uğruna cepheye sürdünüz, öldürttünüz?
Nitekim Abdullah Öcalan, (gönüllü olarak) derin Kemalist Türk devletinin yetkilileri ile yaptığı (imzalı) antlaşmaya göre olsa gerek, kendi sesiyle: “Hakkâri’de bile Türkçe konuşturacağım, hem de İstanbul şivesiyle ” diyor.Yani mealen “tek bir kuruş almadan ve tek bir kuruş masraf yaptırmadan, Kürtleri Türkçe konuşturacağım. Yavaş yavaş akıllarını başlarına getirerek Kürtleri Türkler’e entegre ettireceğim.
Öcalan’ın bu konudaki ibretlik videosu:
https://www.youtube.com/watch?v=fLMLTpKv5uo
Öcalan, Kemalist Türk devletine verdiği imzalı antlaşmayla sözünü fazlasıyla yerine getirmiş olacak ki Kemalist Türk devletinin derin sözcüsü olan Devlet Bahçeli’yi bile kendisine fazlasıyla hayran bırakmıştır.
Nitekim Devlet bahçeli yakın bir zamanda partisinin grup toplantısında; "ÖCALAN VERDİĞİ SÖZLERİ TUTTU. Ona saygı duyun" dedi. https://www.facebook.com/watch/?v=934060615971307
Kürdistan’ın Botan bölgesinde gördüğüm (ki burası Kürtçenin piri sayılan Celadet Ali Bedirhan’ın memleketidir ve Kürtçe’nin merkezi sayılır) toplumun gönüllü olarak Türkçe konuşma manzarası beni dehşette düşürdü.
Değerli Kürtler, her şeyi bir kenara bırakarak, başınızı iki elinizin arasına alarak, APOCULUK zihniyetinin Kürt toplumunu nasıl da Türkleştirme projesine tabi tuttuğunu bilmeniz ve bu felaketten kurtulmanın çaresini aramanız gerekiyor.
Okuyucuların İrtibat ve yorumlar için:
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:46:47
































































































































































































