Suriye–İsrail iletişim hattı ne anlama geliyor?
ABD arabuluculuğunda Paris’te varılan anlaşmayla İsrail ve Suriye arasında ortak bir iletişim hücresi kurulması kararlaştırıldı. Adım, gerilimi yönetmeye dönük nadir bir ilerleme olarak görülürken, İsrail’in saldırılarını durdurması ya da kapsamlı bir güvenlik anlaşması anlamına gelmiyor.
İsrail ile Suriye, ABD arabuluculuğunda Paris’te yapılan güvenlik görüşmelerinin ardından, iki ülke arasında ortak bir iletişim ve koordinasyon hücresi kurulması konusunda anlaşmaya vardı. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, bu mekanizmanın istihbarat paylaşımı, askeri gerilimi azaltma, diplomatik temas ve sınırlı ticari başlıklar için sürekli bir kanal işlevi göreceği belirtildi.
Açıklamada, kurulacak iletişim hücresinin “yanlış anlamaları önlemek ve ortaya çıkabilecek sorunlara hızlı şekilde müdahale etmek” amacı taşıdığı vurgulandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi ise ayrı bir açıklamada, anlaşmanın sınır güvenliği, İsrail vatandaşlarının korunması ve Suriye’deki Dürzi azınlığın güvenliği açısından önemli olduğunu kaydetti.
İsrail, son aylarda Suriye’de özellikle Dürzilerin hedef alındığını öne sürerek müdahalelerini gerekçelendirmiş, Temmuz ayında Şam’daki Savunma Bakanlığı’nı da hedef alan hava saldırıları düzenlemişti. Yeni iletişim mekanizması, bu saldırıların ardından yeniden başlatılan ABD arabuluculuğundaki görüşmelerin bir sonucu olarak ortaya çıktı.
Ancak anlaşma, İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarını durduracağına ya da 1974 tarihli Golan Ayrıştırma Anlaşması’nın yeniden tam olarak uygulanacağına dair herhangi bir taahhüt içermiyor. Uzmanlar bu nedenle adımı, bir “diplomatik sıfırlama” ya da usulî bir ilerleme olarak değerlendiriyor.
Washington Institute uzmanlarından Aaron Zelin, anlaşmayı “ilk adım” olarak nitelendirirken, bunun sahada henüz somut bir değişiklik yaratmadığını belirtti. İsrail Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nden Moran Levanoni ise, tarafların tüm zorluklara rağmen bir güvenlik düzenlemesine doğru ilerlediğine dair bir sinyal verdiğini söyledi.
ABD’nin bu süreçteki rolü belirleyici olarak görülüyor. Trump yönetimi, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile temaslarını artırarak hem İran’ın Suriye’de yeniden güç kazanmasını önlemeyi, hem de İsrail-Suriye sınırında istikrar sağlamayı hedefliyor. İsrail ise Türkiye’nin Suriye’de artan etkisini dengelemek için ABD öncülüğündeki bu süreci temkinli biçimde destekliyor.
Şam yönetimi ise müzakerelerde temel talep olarak, İsrail güçlerinin Aralık 2024 sonrası girdiği bölgelerden çekilmesini ve Suriye’nin egemenliğinin yeniden tesis edilmesini dile getiriyor. İsrail tarafı ise Şara yönetimine ve Suriye ordusunun sınır güvenliğini sağlayabilme kapasitesine dair ciddi şüpheler taşıyor.
Diplomatik canlanmaya rağmen kuşkular sürüyor. Daha önce Lübnan ile kurulan benzer bir koordinasyon mekanizmasının İsrail saldırılarını engelleyememesi, bu yeni hattın da ne ölçüde etkili olacağı sorusunu gündemde tutuyor. Uzmanlara göre iletişim hücresi, gerilimi yönetmek için bir araç sunsa da çatışmanın temel nedenlerini çözmekten hâlâ uzak.
Son güncellenme: 00:27:03