ABD için Kürdistan Bölgesi neden kritik önemde?
Orta Doğu’da güç dengeleri yeniden şekillenirken Kürdistan Bölgesi, Washington açısından askeri, siyasi ve diplomatik açıdan kilit ortak olmaya devam ediyor. Son gelişmeler, bölgenin hem Suriye hem Irak denklemindeki önemini daha da artırdı.

Orta Doğu’da son yıllarda yaşanan büyük jeopolitik dönüşümlere rağmen Kürdistan Bölgesi’nin ABD açısından stratejik değeri değişmiş değil. Bölge, uzun süredir ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı yürüttüğü operasyonlarda merkezi bir rol oynuyor.
Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP), son dönemde hem güvenlik hem diplomasi alanında etkisini artırırken Barzani, IŞİD tehdidinin tamamen ortadan kalkmadığı uyarısında bulundu. Barzani, Peşmerge güçlerinin olası bir yeniden yapılanma girişimine karşı hazır olduğunu vurguladı.
ABD askeri varlığı ve Erbil’in ağırlığı arttı
İran’a yakın siyasi grupların etkili olduğu Bağdat’ta uzun süredir ABD askerlerinin tamamen çekilmesi yönünde baskı bulunsa da bölgesel gelişmeler bu süreci yavaşlattı. Washington 2025’e kadar kademeli çekilme planı açıklamış olsa da bazı birliklerin özellikle Erbil’de kalması ve operasyonel faaliyetlerin buradan sürdürülmesi bekleniyor.
Suriye’de Beşar Esad yönetiminin 2024 sonunda devrilmesi ve ardından ortaya çıkan yeni güç dengesi, ABD’nin Kürdistan Bölgesi’ne olan ihtiyacını daha da artırdı. Bağdat yönetimi açısından da güvenlik dengeleri yeniden hesaplanıyor.
DSG ile Şam arasındaki yeni süreç
ABD’nin kuzeydoğu Suriye’deki(Rojava) askeri varlığı devam ederken, Kürt öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (DSG) ile Şam yönetimi arasında 2026 başında varılan entegrasyon ve ateşkes düzenlemeleri sahadaki denklemi değiştirdi. Anlaşma kapsamında bazı bölgelerde merkezi yönetim güçlerinin konuşlanması ve DSG güçlerinin yeni güvenlik yapısına entegrasyonu yönünde adımlar atıldı.
Ancak ağır silahların durumu, sınır kontrolü, petrol sahalarının yönetimi ve yerel güvenlik yetkileri gibi temel konuların hâlâ müzakere aşamasında olduğu değerlendiriliyor. Bu belirsizlikler, IŞİD tehdidinin yeniden canlanma riskine ilişkin uluslararası kaygıları da artırıyor.
Barzani’nin arabuluculuk rolü öne çıkıyor
Son dönemde dikkat çeken gelişmelerden biri de Barzani’nin DSG Komutanı Mazlum Abdi ile Erbil’de gerçekleştirdiği temaslar oldu. Görüşmeler, Suriye Kürtlerinin siyasi birlik arayışları ve Şam ile müzakere süreci açısından önemli bir diplomatik kanal olarak değerlendiriliyor.
Barzani, Suriye Kürtlerinin diyalog yolunu tercih etmesi ve bölgesel aktörlerle dengeli ilişkiler kurması gerektiğini savunurken, PKK etkisinin azalmasının Türkiye ile gerilimi düşürebileceğini ifade etti. Bu yaklaşım, Erbil’in hem Ankara hem Washington nezdinde kabul edilebilir arabulucu rolünü güçlendiriyor.
ABD’nin Kürdistan Bölgesi’ne verdiği önem, uluslararası güvenlik platformlarında gerçekleşen temaslarla da yeniden gündeme geldi. Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ve Suriye Demokratik Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin gerçekleştirdiği görüşmeler, bölgesel güvenlik dengeleri açısından dikkat çekti.
Görüşmelerde özellikle Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler, DSG’nin geleceği ve bölgesel istikrar başlıklarının ele alındığı belirtilirken, Kürdistan Bölgesi’nin hem Washington hem de bölgedeki diğer aktörler açısından diplomatik bir temas noktası olma rolünü sürdürdüğü değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu temaslar, ABD’nin DSG ile ilişkilerinde Kürdistan Bölgesi’ni stratejik bir köprü olarak görmeye devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu çerçevede, Kürdistan Bölgesi’nin yalnızca Irak iç siyaseti açısından değil, Suriye sahası ve daha geniş Orta Doğu dengeleri bakımından da ABD politikalarında kritik bir konumda kalmayı sürdürdüğü ifade ediliyor.
Bölgesel istikrar açısından stratejik değer
Suriye’de merkezi yönetimin güçlü bir devlet yapısı kurma hedefi ile Kürtlerin yerel kazanımlarını koruma isteği arasındaki denge arayışı sürerken Kürdistan Bölgesi önemli bir diplomatik aktör olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre Erbil, Şam yönetimi, Suriye Kürtleri ve Türkiye arasında olası uzlaşılarda kilit rol oynayabilir.
Ayrıca IŞİD’İn yeniden toparlanması ihtimaline karşı Peşmerge güçlerinin kapasitesi ve ABD ile askeri iş birliği, Kürdistan Bölgesi’ni Washington açısından vazgeçilmez bir güvenlik ortağı haline getiriyor.
Tüm bu gelişmeler, Kürdistan Bölgesi’nin yalnızca bir askeri üs konumu değil, aynı zamanda kriz yönetimi, diplomasi ve bölgesel denge açısından uzun vadeli stratejik bir ortak olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Son güncellenme: 12:31:05
































































































































































































