Irak Siyasetinde Kördüğüm: Maliki Geri Döner mi?

Irak siyaseti kriz içinde. Seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ yeni bir başbakan ya da cumhurbaşkanı belirlenmiş değil. Siyasi partiler kimin atanacağı konusunda anlaşamıyor. Özellikle başbakanlık için öne çıkan isimlerden Nuri el-Maliki’ye ABD’nin karşı çıkması Bağdat’ta ciddi tartışmalara yol açtı.

24 Şubat 2026 - 15:33
24 Şubat 2026 - 15:47
 0
Irak Siyasetinde Kördüğüm: Maliki Geri Döner mi?

Irak’ta seçimlerin ardından aylar geçmesine rağmen hükümet krizi çözülemedi. Şii bloklar kendi içinde bölünmüş durumda; Kürt partileri kilit konumda; Sünni aktörler ise denge siyasetinde. Siyasi partiler kimin atanacağı konusunda anlaşamıyor. Özellikle başbakanlık için öne çıkan isimlerden Nuri Maliki’ye ABD’nin karşı çıkması Bağdat’ta ciddi tartışmalara yol açtı.

ABD’nin dolaylı mesajları, İran’ın perde arkası etkisi ve Körfez gerilimi tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor.

Pazar günü ABD’nin özel temsilcisi Tom Barrack, görev süresi dolan Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani ile görüştü.  Barrack’ın Bağdat temaslarında “istikrarla uyumlu liderlik” vurgusu dikkat çekti. Bu ifade doğrudan isim vermese de, Washington’un Nuri Maliki’ye sıcak bakmadığı yorumlarına yol açtı. Maliki’nin İran’a yakınlığı ve 2014’te IŞİD’in yükselişi dönemindeki liderliği, ABD’de hâlâ soru işareti. Taraflar, Irak’ın “egemen, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek inşa etme” hedeflerini ve bunun ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgesel barış ve refah planıyla nasıl örtüştüğünü ele aldı.

Barrack, “Irak ve Irak halkı için daha fazla istikrar sağlayacak politika ve uygulamalarla uyumlu, etkili liderliğin gerekliliği ortak hedeflerimizin anahtarıdır” dedi.

Görev süresi dolan başbakan ise yaptığı açıklamada, “Irak ile ABD arasındaki ikili ilişkiler, bölgedeki genel durum ve özellikle Suriye’nin istikrarını desteklemek için Irak’ın yürüttüğü çalışmalar ele alındı” ifadelerini kullandı.

Bu arada Maliki de kamuoyuna mesajlar vermeye devam ediyor. Maliki, Pazar günü X (Twitter) üzerinden yaptığı paylaşımda, “Halkımıza ve vatanımız Irak’a karşı ulusal sorumluluğumuz, siyasi sürecin gidişatını düzeltmek ve güçlendirmek için çaba göstermemizi ve tecrübemizi ortaya koymamızı gerektiriyor” dedi. Pazartesi günü Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan Maliki, ülkesinin egemenliğine vurgu yaparak geri adım atmayacağını söyledi.

Maliki "Ülkeme, egemenliğimize ve halkımın iradesine duyduğum saygı gereği geri adım atmıyorum. Irak’ta kime oy verilip verilmeyeceğini söylemek dış güçlerin haddi değildir. Bu yarışı sonuna kadar götüreceğim" ifadelerini kullandı.

Ayrıca, “ABD ve Avrupa gibi sağlam uluslararası ortaklıklara açık, demokratik ve sivil bir Irak’a inanıyoruz. Onlarla ekonomik ilişkiler, altyapı, eğitim, hizmet geliştirme ve enerji alanlarında bir devrim yaratacaktır” ifadelerini kullandı.

Maliki son olarak, “Kimliğimiz tamamen Iraklıdır; Irak halkının iradesine dayanır. Kararlarımız her şeyden önce halkımızın çıkarlarından kaynaklanır. Bölge ve dünya halklarının yararı için bölgesel ve uluslararası iş birliğine ve entegrasyona açığız” dedi.

Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde Maliki hâlâ güçlü bir figür. Ancak İran için mesele sadece isim değil; Bağdat’ta etki alanının korunması.

Maliki tonunu yumuşatmış görünse de, Şii Koordinasyon Çerçevesi adı altında birlikte hareket eden Şii partiler, onu adaylıktan çekip çekmemeyi tartışıyor. Maliki’nin son olarak Irak’taki iki büyük Kürt partisinden biri olan ve İran’a daha yakın görülen Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) ile temas kurduğu bildirildi.

Haberlere göre Maliki, YNK lideri Bafel Talabani ile görüştü.

Sahada etkili olan yapılar, Kataib Hizbullah, Bedir Organizasyonu, Harakat Hizbullah al-Nucaba ile Asayib Ehl al-Haq. Bu gruplar sadece güvenlik değil, siyasi denge unsuru olarak öne çıkıyor.

İran destekli Iraklı milisler ABD’yi tehdit etmeye çalışıyor. İran bağlantılı Ashab el-Kehf grubu, ABD ile İran arasında bir savaş çıkması halinde çatışmaya katılacaklarını duyurdu. Bu grup, daha bilinen milisler arasında yer almıyor ve açıklamasının, daha büyük milisleri ABD misillemesinden korumaya yönelik bir manevra olduğu değerlendiriliyor.

Irak'taki siyasal denge, yakın gelecek için üç senaryoyu görünür kılıyor.

1. senaryo Maliki'nin başbakan olması durumunda ABD ile Irak arasındaki ilişkilerin gerilmesi, İran'ın Bağdat üzerindeki nüfuzunun artması, milis yapıların daha görünür hale gelmesi ve Kürt partilerin daha yüksek siyasi/ekonomik taviz talep edebilmesi sonuçlarını doğurur.

Bu da beraberinde Irak'ın yeniden ABD-İran rekabetinin cephe hattına dönüşebilmesi riskini barındırmakta. Ancak Maliki’nin son dönemde ABD ve Avrupa ile ekonomik ortaklık mesajları vermesi, Washington’la köprüleri tamamen atmak istemediğini gösteriyor.

2. senaryo Şii Koordinasyon Çerçevesi, ABD baskısını ve iç bölünmeyi hesaplayarak Maliki’yi adaylıktan çekmesi durumunda Washington rahatlar, İran perde arkasından etkisini sürdürmeye devam eder, 'daha uzlaşmacı' bir isim öne çıkar.

Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Maliki’nin tabanı ve müttefikleri bu karara tepki gösterebilir. Şii blok içinde kırılma yaşanabilir.

3. senaryo ise hiç bir isim üzerinde anlaşma sağlanamaz ve uzlaşı krizinin derinleşmesi halinde geçici yönetim süresi uzar, ekonomik reformlar yavaşlar, güvenlik boşlukları oluşabilir ve milis gruplar alan genişletebilir. Bu da Irak’ı bölgesel gerilimlere karşı daha kırılgan hale getirir.

Maliki’siz Alternatif İsimler Kimler?

Şii blok içinde farklı isimler konuşuluyor. Olası alternatifler arasında ön plana çıkan adaylar şunlar:

Muhammed Şia El Sudani: Görevdeki başbakan. Görece pragmatik ve Washington’la köprüleri tamamen atmayan bir profil çiziyor. Ancak yeniden adaylığı blok içi dengelere bağlı.

Hadi El Amiri: Bedir Organizasyon lideri. İran’a yakınlığı ile biliniyor. Ancak uluslararası kabulü sınırlı.

Mustafa El Kadimi: Daha önce ABD ve Körfez ile dengeli ilişki yürütmüş bir isim. Ancak Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde güçlü bir desteğe sahip değil.

Teknokrat Uzlaşı Adayı: Parti aidiyeti zayıf, kriz yönetimi deneyimi olan bir isim üzerinde uzlaşma ihtimali de masada.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın Irak’ın BM’ye sunduğu deniz sınırı koordinatlarına itirazı, Bağdat’ın aynı anda Körfez hattında da baskı altında olduğunu gösteriyor.

Irak aynı zamanda başka bir anlaşmazlıkla da karşı karşıya. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın Birleşmiş Milletler’e sunduğu yeni deniz sınırı koordinatlarını reddetti. Riyad, bu adımın Kuveyt’in topraklarını ihlal ettiğini savunuyor.

Bu durum, ABD-İran geriliminin Irak’ı hedef haline getirdiği bir dönemde Irak-Suudi ilişkilerinde de gerilim yaşanabileceğine işaret ediyor. Arab News’e göre Irak, Ocak ve Şubat aylarında BM’ye yeni coğrafi koordinatlar sunarak deniz sınırlarını belirledi.

Suudi Arabistan ise bu adımdan endişe duyduğunu belirtti. Riyad, söz konusu alanın Suudi Arabistan ile Kuveyt arasında bağlayıcı ikili anlaşmalar çerçevesinde ortak doğal kaynak alanı olduğunu vurguladı. Değişikliklerin Kuveyt’in deniz alanlarını ve sabit su seviyelerini de etkilediği ifade edildi.

Riyad yönetimi, “Suudi Arabistan ile Kuveyt arasında üzerinde uzlaşılan sınırların ötesindeki su altı bölgelerinde herhangi bir tarafın hak iddiasında bulunmasını kesin bir şekilde reddediyoruz” açıklamasını yaptı.

Ayrıca mevcut düzenlemelerin ikili anlaşmalara dayandığı ve 1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ile uyumlu olduğu belirtildi.

Irak’taki kriz sadece “Maliki meselesi” değil. Yanısıra bir güç dengesi savaşı söz konusu. Bir yandan Washington, Bağdat’ın İran eksenine kaymasını istemezken, diğer yandan Tahran, etki alanını korumaya çalışıyor. Şii blok iç rekabet yaşıyor. Kürtler ve Sünniler pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.

Irak önümüzdeki haftalarda sadece bir başbakan seçmeyecek. Aynı zamanda jeopolitik yönünü de belirleyecek.

 

Bu haber toplam 942 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 04:27:19