Maneli Mirhan: Devrim Muhafızları Ordusu içeriden çözülüyor ve bunun farkında

''DMO sahada yenilgiye uğramayacak. Kendi iç kırık hatları boyunca çözülecek ve adı dışında her şeyi elinde tutmayı planlayan adamların eliyle kağıt üzerinde tasfiye edilecek.''

9 Temmuz 2026 - 16:04
9 Temmuz 2026 - 16:04
 0
Maneli Mirhan: Devrim Muhafızları Ordusu içeriden çözülüyor ve bunun farkında
Devrim Muhafızları Başkomutanı Ahmed Vahidi, 5 Temmuz 2026/Reuters

İran'daki rejime yakın günlük gazete Cumhuriyet-i İslami şubat ayında, İran İslam Cumhuriyeti'nin kırk yıl boyunca kendine yasak saydığı bir soruyu gündeme taşıyarak, ‘Devlet hâlâ iki orduyu, yani düzenli ordu Erteş ile sınırları değil devrimi korumak amacıyla 1979'da kurulan yarı askeri güç İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) maliyetini karşılayabilir mi?’ sorusunu sordu.

Asıl soru iç siyasi çıkmazdan nasıl çıkılacağıyla ilgiliydi ve bunu açıkça dile getiren gazete, DMO’nun ekonomi, siyaset, medya ve diplomaside genişlemesinin bu kurumu iç çatışmalara konu olan mezhepçi bir yapıya ve dışarıdan sürekli baskı için kullanılan bir bahaneye dönüştürdüğünü yazdı. Sorunun kamuoyunun önünde dile getirilmesi neredeyse başlı başına bir yanıt niteliği taşıdı. Çünkü bu ikili yapı özünde bir verimlilik meselesi değildi. Tek bir devletin iki orduya sahip olması, sistemin hayatta kalma stratejisinin bir parçasıydı. Biri ülkeyi savunacak, diğeri o orduyu denetleyecek ve toplumu gözetleyecek ve dengeleri arasında denge kuracak bir bekçi güçtü.

Argümanını stratejik bir mantığa değil tarihe dayandıran gazete, Rafsancani'nin 22 Mart 1989 tarihli hatıra notlarına başvurdu. Bu notlarda Humeyni'nin ordu ile DMO’nun zamanla tek bir güce dönüşmesi gerektiğini kabul ettiğini, ancak dönemin son derece tehlikeli olduğunu ve kuvvetlerin büyük ihtimalle baş kaldırabileceğini düşündüğünü kayıt altına aldığı görülüyordu. Humeyni birleşmeyi reddetmemişti, yalnızca ertelemişti. Onun ölümünün ardından Rafsancani Muhafızlar Bakanlığı'nı Savunma Bakanlığı ile birleştirdi, ancak daha derin bütünleşmenin gerçekleşmesine izin vermedi. Otuz yedi yıl sonra rejimin kendi basını o yarım kalmış cümleyi yeniden hayata geçirdi.

Tepki, meselenin hassasiyetiyle ve bünyesindeki tehlikeyle orantılıydı. Keyhan gazetesi öneriyi kınadı ve bunu DMO’yu tasfiye etmeye yönelik bir proje, Irak'taki Haşdi Şabi güçlerine uygulanan bir ABD-İsrail reçetesi olarak değerlendirdi. DMO’ya yakın Civan gazetesi ise bunu ülkenin güvenliğinin temel direğine yöneltilmiş bir darbe olarak nitelendirdi. Katı muhafazakarlık yanlısı ağlar ise müzakerecileri, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ı ve Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yönetimini silahlı Muhafızlara karşı darbe düzenlemekle suçluyor. Eş zamanlı olarak Tahran'daki medya kuruluşları birleşme ihtimalini Washington'ın müzakere masasına koyduğu bir koşul olarak tartışıyor. Sistemin kendi içinden gelen sesler tasfiye talep etmeye başladığında bu ayrışma artık dışarıdan yapılan bir muhalif okuma olmaktan çıkar. Bunu kendi açık sözlülükleriyle, kendi kalemleriyle ve kendi gazetelerinde söylüyorlar.

Bununla birlikte çözülme geçici bir siyasi görüş değil, DMO’nun bizzat kendi yapısının bir parçası. DMO, devlet içinde devlet olarak tanımlansa da gerçekte tek bir üniforma giyen üç devlet kurumundan oluşuyor. Birincisi Velayeti Fakih'e bağlı ideolojik-akidevi bir yapı. Washington ile varılan mutabakat muhtırasında Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından devre dışı bırakılan yeni Rehber bu yapıyı zaten zayıflatmış durumdadır. İkincisi şehitlik söylemi ve felsefesi üzerine kurulu bir askeri teşkilat. Üçüncüsü ise hayatta kalma kültürüne dayanan oligarşik bir yapı.

Son iki bileşen arasında güdü ve hedef açısından derin bir çelişki yatıyor. Şehitlik sonuna kadar direnir, hayatta kalma ise müzakere eder, uyum sağlar ve çıkar gerektirdiğinde taviz verir. Tek bir liderlik altındaki bu iki zıt kültür kaçınılmaz biçimde bir çıkmaza sürükler. Bu kırık aynı baskı aygıtlarına da uzanıyor. On yılı aşkın süre boyunca İstihbarat Bakanlığı ile DMO’nun istihbarat birimi paralel ve rekabet halinde iki aygıt olarak çalıştı, dosyaları birbirinin üzerine yığdı, tutuklamaları tartışmaya açtı ve birbirini gözetledi. Öldürme araçlarının iç içe geçtiği bir aygıt katı bir blok değildir. Tek bir bayrak altındaki bir iç rekabettir. Savaş ve anlaşmanın tabloya eklediği şey teşhis değil, zaman çizelgesidir.

Çözülmenin kendisi başlı başına bir uyarı yapılmasına ihtiyaç duymuyor. Esasen Tahran'ın bu çözülmeyi nasıl yöneteceğinin izlenmesi gerekiyor. Bu bir yeniden adlandırma ve slogan değişikliğinden mi ibaret bilinmiyor. Rejime bağlı medya kuruluşları, hukuki ve uluslararası baskıları hafifletmenin bir yolu olarak İran ordusuyla birleşmeyi açıkça gündemine almış durumda. Manevra aleni biçimde yürütülüyor. Ancak daha da önemlisi, sistemin etrafından dolaşamayacağı nedenlerle tutunması mümkün değil.

Kudüs Gücü'nden başlayalım. Bu gücün savaşları hiçbir zaman açıkça ilan edilmiş devlet eylemleri olarak yürütülmedi. Vekil gruplar, paralel diplomasi ve dört başkentte inkâr edilebilir operasyonlar biçiminde hayata geçirildi. Bunların tamamı mümkün olabildi, çünkü Kudüs Gücü devletlerarası ilişkilerin kurallarının dışında konumlandı. Kudüs Gücü ulusal bir orduya entegre edilirse her silah sevkiyatı, her danışman ve her operasyon hesap sorulabilir resmi bir İran devlet eylemine dönüşür. Düzenli bir ordu direniş ekseni yönetemez. Birleşme, Tahran'ı kırk yıl boyunca kaçındığı ya Kudüs Gücü'nü lağvetmek ya da devleti bizzat savaşan taraf konumuna sokmak arasında bir seçim yapmakla karşı karşıya bırakır. Her iki durumda da sistem telafi edemeyeceği bir şeyi yitirir.

İran içinde de benzer bir tuzak söz konusu. DMO’nun bir diğer işlevi olarak içe yönelik Besic gücü ve baskı aygıtı. Zorunlu askerliğe dayanan ulusal bir ordu bu türden bir görevi devralamazdı. Ulusal ordunun kurumsal hafızasında 1979 yılındaki tutum yer alıyor. Halklara ateş açarak monarşi rejimini kurtarmayı reddeden ve tarafsızlığını ilan eden bir ordu. Göçe açık ve entegre bir orduya göstericilere ateş açma emri vermek sisteme daha güçlü bir araç kazandırmaz, aksine 1979'u ters yönde çağırır.

İdeolojik boyut ise hiçbir biçimde özümsenebilir değil; çünkü bu idari değil anayasal bir boyuttur. Madde 150 DMO’nun devrimi ve onun kazanımlarını korumak amacıyla varlığını sürdüreceğini hükme bağlarken madde 110 onu yalnızca Rehber'e bağlar. DMO’nun yasal olarak feshetmek, anayasaya dokunmak demektir. Bu da rejimin atlatamayacağı bir kırılma olur. İdeoloji bükülmez ya kalır ya da kırılır.

Oligarşik bileşenin ise yok olmaya hiçbir niyeti yok. Zira DMO yalnızca bir milis güç değil, başlı başına bir ekonomidir. Hatemu'l-Enbiya ve onun sözleşme imparatorluğu, değeri gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yarısından fazlasına ulaşan yarı resmi şirket ağları, 1404 bütçesinde güvenlik kuvvetlerine ayrılan petrol ihracat gelirlerinin yarısından fazlası ve Dini Liderlik ofisiyle bağlantılı yaklaşık iki yüz milyar dolar değerindeki holdingleri bunun kanıtı. Oligarşik bileşenin planı, ideolojiyi terk ederek onun çöküşünden sağ çıkmak ve sarığın gölgesinden çıkarak kendini sıradan bir ticaret ortağı olarak sunmaktır. İşte izlenmesi gereken manevra budur ve DMO’nun adını yitirirken iktidarını korumasına izin verebilecek tek sonuç da budur.

Avrupa'nın kabul etmeye yatkın olabileceği cazip bir senaryo daha var. O da gücü elinde tutup saldırganlıktan vazgeçen değişmiş bir sistem içinde hizmet verecek entegre bir kolordu. Bu anayasal yapı çerçevesinde yanıt ‘hayır’ olacak. Saldırganlık rejimin geçici bir davranışı değil, onun akidesidir. Anayasa metni silahlı kuvvetleri devrimi İran sınırları dışına yaymakla yükümlü kılar ve madde 150 bu yükümlülüğü kalıcı kılar. Bu akideden gerçek anlamda vazgeçen bir devlet artık İran İslam Cumhuriyeti olmaz. Saldırganlık olmadan iktidar bu sistemin reformu değil, onu halef alacak bir başka rejimin başlangıcıdır.

DMO’nun tasfiyesi, Batılı taraflarca ortaya konmuş bir proje değil. Daha ziyade 2009 yılından bu yana beş kez yaşanan ayaklanmalar sırasında İranlıların bizzat talebi bu yönde. Çünkü DMO onların üzerine ateş açan, onları zindanlara tıkan, baskı ve artan yaşam maliyeti nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda bırakan bir araç. Oligarşik bileşenin ticari ortak kılığında geri dönmesine ya da subaylarının ulusal üniforma ile yeniden sahneye çıkmasına izin vermek, halkın cellatlarına pragmatizm adı altında örtülü bir af vermek anlamına gelir.

Genel söylem DMO’nun uzun süre çözülemeyeceğini, kutsal bir misyon üzerine kurulmuş bir gücün çöküş yerine yanmayı tercih edeceğini söyledi. Teslim olmayı reddediyor olmaları doğru; ama ölüyor olmaları iddiası büsbütün yanlış. DMO sahada yenilgiye uğramayacak. Kendi iç kırık hatları boyunca çözülecek ve adı dışında her şeyi elinde tutmayı planlayan adamların eliyle kağıt üzerinde tasfiye edilecek.

Geriye ise onları yeniden adlandırmayı reddetmek ve mantığı sonuna kadar götürmek kalıyor. DMO madde 150 uyarınca varlığını sürdürüyor. Onları yalnızca isim olarak değil hukuken feshetmek, kendilerini var eden metni yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılar. Devrimci rejimin silahlı garantörünü tasfiye etmek, onu güvence altına alan sistemi yeniden yazmak demektir. Mesele aynı adamları ulusal üniforma ile yeniden sahneye çıkaran bir birleşme değil, anayasal bir devrime kapı aralayan bir tasfiye olması.(Al Majalla)

 

Bu haber toplam 832 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 17:04:47