PSK: Ortadoğu’da Barış Kürt Halkının Ulusal Haklarını Tanımaktan Geçer

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Ortadoğu’daki çatışmaların temelinde Kürt halkının ulusal haklarının tanınmamasının yattığını belirterek, kalıcı barışın ancak bu hakların kabulüyle mümkün olacağını açıkladı.

10 Nisan 2026 - 11:54
10 Nisan 2026 - 11:54
 0
PSK: Ortadoğu’da Barış Kürt Halkının Ulusal Haklarını Tanımaktan Geçer

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Merkez Yürütme Kurulu, yaptığı toplantının ardından yayımladığı bildiride Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklamada, bölgede artan savaş ve istikrarsızlık ortamının temel nedeninin Kürt halkının ulusal demokratik haklarının uzun süredir yok sayılması olduğu vurgulanarak, kalıcı barış ve istikrar için bu hakların tanınması gerektiği ifade edildi.

PSKMerkez Yürütme Kurulu tarafından yapılan açıklama şöyle:

Ortadoğu’da süregiden yapısal istikrarsızlık ve çatışma ortamı, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bölgesel bir savaşa dönüşmüştür. ABD ve İsrail’in İran’la giriştiği savaşın ekonomik, mali ve siyasi sonuçları daha şimdiden küresel düzeyde bir krize yol açmıştır.

Bölgede yaşanan savaşın esas nedeni, nüfusu 60 milyonu aşan Kürt halkının bütün ulusal demokratik haklarının gasp edilmesi ve ülkesi Kürdistan’ın bölünüp parçalanmasıdır. Kürt halkının özgürlük taleplerini bastırmak için bölge ülkeleri aşırı derecede silahlanmış, bölge hiç olmadığı kadar militarize olmuş, şoven ve otoriter yönetimler güçlenmiştir.

Bölgede yaşanan son bir aylık savaş, İran’ın silahlanma kapasitesinin bütün bölgeyi tehdit eder bir noktaya ulaştığını bir kez daha ortaya koymuştur. İran’daki mezhepçi ve şovenist yönetim, kontrolündeki yüzbinlerce silahlı milis gücü eliyle bütün bölge ülkelerini denetim almaya girişmiştir. Çağdışı mollalar rejimi sadece kendi halkının özgürlük taleplerini vahşice bastırmakla kalmamış, aynı zamanda bölge ülkelerine de terör ve istikrarsızlık ihraç etmiştir.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaş ortamı ise bölgede kaos ve belirsizliği daha da derinleştirmiştir. Son birkaç günde ilan edilen ateşkesin ise sürdürülmesi tartışmalıdır.

Bölgede barış ve istikrarın inşası için İran’daki zorba rejimin değişmesi kaçınılmazdır. Bu kapsamda Doğu Kürdistan’daki 6 siyasi partinin oluşturduğu ittifakı destekliyoruz.  Kürtler, Beluciler, Azeriler, Araplar ve Farslar dahil İran halklarının ortak mücadelesiyle İran’daki  çağdışı rejimin değişeceğini umuyor ve bu çabalara tam destek sunuyoruz.

İran’da zorba rejiminin, varlığının tehlikeye girdiği son bir aylık savaşta bile her fırsatta Kürdistan Bölgesi’ni bombalaması onun gerçek Kürt korkusunu ortaya koymaktadır. Son bir aylık savaş ortamında İran devleti ve ona bağlı milislerin Kürdistan Bölgesi’ne gerçekleştirdikleri haksız terör saldırılarını bir kez daha şiddetle kınıyoruz.  Bu alçakça saldırılarda yaşamını yitiren kardeşlerimizi saygıyla anıyor, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Türkiye’de bir yılı aşkındır gündemde olan ve hala ne olduğu anlaşılmayan “süreç” ise belirsizliğini korumaktadır.  Türkiye’deki iktidar ve ortağı işin başından itibaren yaşananları “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırarak Kürt meselesini görmezlikten gelmektedir.

Devletin İmralı’da görüştüğü PKK lideri Abdullah Öcalan ise Kürt halkının ulusal taleplerini yok sayan bir çizgi izlemektedir.

Türkiye’de başlatılan süreç Kürt meselesini çözmek bir yana, Kürt halkının kimliğini, varlığını ve ulusal haklarını sisteme entegrasyon adı altında görünmez kılmayı amaçlamaktadır.

TBMM çatısı altında oluşturulan Komisyon ise şimdiye dek silah bıraktırma konusunda somut bir adım atmamıştır. Silah bırakanların, içerdekilerin, sürgündekilerin siyasal sürece katılımı için yasal bir çerçeve ortaya konulmamıştır. Başka bir ifade ile devlet PKK’ye silah bıraktırmak konusunda bile henüz net bir yol haritası geliştirmemiştir.

Bir daha altını çizmek isteriz ki Kürt meselesi, Kürt halkının yüzyılı aşan bir özgürlük meselesi, kendi ülkesinde kendi geleceğini belirleme konusudur. Kürt meselesini terörle ilişkilendirmek, onu PKK ile özdeşleştirmek çabası tam bir çarpıtma ve gerçeği karatma girişimidir.

Türkiye’yi yönetenler çok geç olmadan inkar ve çatışma politikasından vazgeçilmeli, Kürt halkının ulus olmaktan kaynaklanan bütün haklarını tanımalıdır. Başta Kürt meselesi olmak üzere diğer bütün sorunların tartışılması için özgür ve demokratik bir ortam oluşturulmalıdır.

Bütün bu hedeflere ulaşmak ise Kürt ulusal demokratik güçlerin en geniş birliğinden geçer.

Bu çerçevede Kürdistan Sosyalist Partisi olarak 14 Mart 2026 tarihinde Diyarbakır’da gerçekleştirilen “Kürdistan Ulusal Birlik Girişim Konferansı”nı  önemli bir adım olarak görüyor, bu konferansta çıkan sonuçlara bağlılığımızı teyit ediyoruz.

Kürdistan Sosyalist Partisi

          (PSK)

Merkez Yürütme Kurulu

Bu haber toplam 483 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 12:54:39