Venezuela'nın ardından İran'da alarm çanları çalıyor
ABD'nin askerî operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu başkent Caracas'tan kaçırması gözleri İran'a çevirdi. Uzmanlar Venezuela'daki gelişmelerin İran'a net bir mesaj olduğu ve rejimin mesajı aldığı görüşünde.
ABD'nin Venezuela'da eşi görülmemiş bir askerî operasyonla Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırması, Tahran'da alarm çanlarının çalmasına yol açtı.
2024'teki tartışmalı seçimlerle iktidarda kalan, ABD ve AB tarafından meşru devlet başkanı olarak tanınmayan Maduro, İran rejiminin en yakın müttefiklerinden biri.
ABD Başkanı Donald Trump bu operasyonla, Birleşmiş Milletler Antlaşmasını ve uluslararası hukuku hiçe sayarak hasım bir rejimi askerî yollardan devirebileceğini göstermiş ve diğer otoriter rejimlere açık bir uyarı mesajı göndermiş oldu.
İran Dışişleri Bakanlığından Pazartesi günü yapılan açıklamada "Bir ülkenin devlet başkanı ve eşi kaçırılmıştır. Bu hukuksuz bir eylemdir" denilerek Maduro'nun derhal serbest bırakılması talep edildi.
Ortak düşmanın birleştirici gücü
İran ile Venezuela arasındaki ilişkiyi klasik dış politik ölçütlerle açıklayabilmek pek mümkün değil. Venezuela Karayipler'de, çoğunluğu Katolik bir ülke. İran ise Basra Körfezi'nde Müslüman bir ülke. İki ülke arasında kayda değer ticarî ilişkiler bulunmazken iki başkent arasında doğrudan uçuşlar bile yok.
İran ile Venezuela'yı birbirine bağlayan, daha ziyade ortak düşmanları ABD. Uluslararası yaptırımlara karşı direniş ve ABD'nin egemenliğindeki bir dünya düzeninde gösterdikleri hayatta kalma sanatı iki ülkeyi birbirine yaklaştırıyor. Siyasî sempati ve Amerikan karşıtı sloganlardan oluşan bağ, son 30 yılda petrol, finans, sanayi ve güvenlik alanındaki iş birliğinden oluşan karmaşık bir ağa dönüştü.
Tahran'da ABD müdahalesi endişesi
Venezuela'daki siyasî gelişmeler İran açısından son derece hassas bir döneme denk geldi. Ülkede fahiş zamlara karşı protesto gösterileri bir haftayı aşkın bir süredir devam ediyor. Göstericiler toplumsal, ekonomik ve siyasî değişim talep ediyor. Rejim büyük bir baskı altında.
ABD Başkanı Trump da İran'daki gösterileri yakından takip ettiklerini belirterek askerî müdahale tehdidini yineledi. Trump, "İran'da olanları yakından takip ediyoruz. İran hükümeti geçmişte yaptığı gibi insanları öldürmeye başlarsa ABD çok sert bir darbe indirecektir" dedi.
ABD'nin ne tür adımlar planladığı belirsiz. 2025 Haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında ABD savaş uçakları İran'ın nükleer tesislerine saldırı düzenlemişti.
Tahran'da doğan ve 12 yaşındayken ailesiyle Almanya'ya göç eden Federal Meclis Başkanvekili Omid Nouripour, İran'dan kendisine ulaşan tepkilerin karmaşık olduğuna işaret ediyor. Nouripour, "İran'da pek çokları bir rejim değişikliği istiyor. Ancak son yıllarda yaşanan müdahaleler ve şimdi Venezuela'da yaşananlar, Trump'ın ertesi güne dair bir planının bulunmadığını gösteriyor. Bu nedenle çok temkinliyim" diyor.
"Tahran mesajı aldı"
Hollanda'nın Lahey kentindeki Jeopolitika Enstitüsü'nden uluslararası politika analisti Damon Golriz, Tahran'a çok açık bir mesaj verildiği görüşünde. ABD Başkanı Trump'ın, İsrail'in İran'ın dinî lideri Ali Hamaney'i öldürme planlarına yaz aylarında temkinli yaklaştığını hatırlatan Golriz, Venezuela'da yaşananları Trump yönetiminin rota değiştirmesi olarak yorumluyor. Golriz, Tahran yönetiminin de ABD'nin askerî hedefi haline gelebileceğini artık tamamen anladığı görüşünde.
Türkiye'de sürgünde yaşayan İranlı gazeteci Reza Talebi de ABD'nin Venezuela'ya saldırmasının İran üzerinde önemli bir psikolojik etki yarattığını belirterek "Tahran'daki karar alıcılar 'ABD Amerika kıtasında bir rejimi başarıyla devirebiliyorsa niye başka bir yerde yapamasın' sorusuyla karşı karşıya" diyor. Talebi, bu durumun İran'da ABD ve İsrail'e yönelik stratejik hesapları değiştirebileceğini belirtiyor.
Haftasonunda İsrail'den İran'a yönelik sert mesajlar gelmiş, İsrail'in eski başbakanı ve şimdiki muhalefet lideri Jair Lapid, Tahran'a Venezuela'daki gelişmeleri dikkatle izlemesi uyarısında bulunmuştu.
Ancak Talebi, dış tehdit büyüdükçe rejimin ülke içindeki protestolara karşı daha sert bir tutum takınabileceği uyarısında da bulunuyor. ABD ya da bir "yabancı kurtarıcının" askerî müdahalesine duyulan umudun, devam eden gösterilere karşı halk içindeki desteği azaltabileceğine de dikkat çeken Talibi, "Trump yönetiminin kurduğu baskının her şeyden önce İran halkına destek anlamına geldiği varsayımı safça ve yüzeysel olur" diyor.( Elina Farhadi-DW)
Son güncellenme: 22:18:10