Ezen ile Ezilen Ulusun Emperyalizm ile Kurduğu İlişkiler Aynı Kefede Değerlendirilemez

Solcu geçinenlerin ve siyasi islamı savunanların uyuşturucu ticaretine bulaşan, diktatör Modurno'yu,2025 yılında kendi şeriat yasalarına göre 1500 kişiyi idam eden İran molla rejiminin Rusya ve Çin gibi diğer emperyalist ülkeler ile kurduğu ilişkileri görmezden gelerek emperyalizme karşı tavır almaları en hafif tanım ile riyakarlıktır.

8 Ocak 2026 - 17:56
8 Ocak 2026 - 17:56
 0
Ezen ile Ezilen Ulusun Emperyalizm ile Kurduğu İlişkiler Aynı Kefede Değerlendirilemez

ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşini, Kübalı korumalarına rağmen yatak odasından alarak yargılamak üzere New York'a götürmesi doğal olarak emperyalizmi hedef alan tepkilere dönüştü.

Sabah-akşam Moduro ve eşinin ABD  tarafından nasıl derdest edildiğini her kanalda, her haberde ve her şeyi bilenlerin gerçeklere değinmeden yaptıkları  yorumları izliyoruz.

Emperyalizme karşı olmayı sadece ABD'nin Venezuela devlet başkanının alıp götürülmesi, Rusya'nın Ukrayna’nın işgal etmek için başlattığı savaş ve Çin'in Uygur bölgesini işgal etmesi ile değerlendirildiğinde eksik kalır.

Emperyalizmin neden olduğu olayları doğru değerlendirebilmek  için emperyalizme göbekten bağlı olup, aldığı güç ile diğer ulusları emperyalizm adına sömüren ülkeleri ayrı tutmamak, birlikte değerlendirmek gerekiyor.

Sırtını emperyalizme dayamış ülkeler başka ulusların yeraltı ve üstü kaynaklarını sömürmek için emperyalizm adına taşeronluk yaparlar.

Egemenliği altına aldığı farklı ulus ve etnik grupları sömürür ve ulusal haklarını inkar eder.

Emperyalizmden güç alan ülkelerin işgal ettiği topraklarda yaşamak zorunda olan ve hakları elinden alınmış bir ulustan, antiemperyalist tavır beklenmemeli. İşgal edilmiş ülkesinde, ezilen, ulusal haklarından yoksun bırakılan bir ulusun emperyalizm ile kurduğu ilişkiyi, daha önce de yazdığım gibi "kardeşleri" tarafından kuyuya atılan Hz. Yusuf’un köle tüccarlarının kendisini köle olarak satacaklarını bildiği halde, hayatta kalmak için  kuyuya sarkıttıkları ipi tutması gibi değerlendirmek gerekir.

Karşılıklı çıkar ile emperyalizmden aldığı onay ve güç ile işgal ettiği topraklarda  yaşayan ötekileştirip asimile etmek istediği  ulusun kendi geleceğini belirleme hakkına zor kullanarak engel olan alt emperyalist  (taşeron da diyebiliriz) ülkelere de karşı çıkmak gerekir. Bu ülkeler emperyalizm ile çıkar ilişkisi bozulduğu veya tehlikeye girdiğinde anti emperyalist olurlar. Irkçılık dışında dünya görüşümüz ne olursa olsun emperyalizme karşı olmadan önce siyasi tutarlılık ezen ulustan yana değil ezilen ulustan yana olmayı gerektirir.

Solcu geçinenlerin ve siyasi islamı savunanların  uyuşturucu ticaretine bulaşan, diktatör Modurno'yu,2025 yılında kendi şeriat yasalarına göre 1500 kişiyi idam eden İran molla rejiminin Rusya ve Çin gibi diğer emperyalist ülkeler ile kurduğu ilişkileri görmezden gelerek  emperyalizme karşı tavır almaları en hafif tanım ile riyakarlıktır.

Türkiye'de 12 Eylül sonrası faşizmden kaçanlar gibi diktatörlerin yönettiği ülkelerden, emperyalizme karşı oldukları halde can güvenliği için kaçan binlerce insanın emperyalist ülkelere sığındıklarını da unutmamak gerekiyor.

Kürdlere ülkelerini bölen emperyalist ülkelere  hayran değil. Ancak bu ülkelerin dışında Kürdlere yardım eden başka ülke ne yazık ki yok.

En yalın söylem ile uluslar arası ilişkilerde karşılıklı çıkar esas olmasına rağmen ezilen bir ulusun  emperyalizm ile kurduğu ilişki çıkar ilişkisi değildir. Ezilen bir ulusun emperyalist ülkeler ile kurduğu ilişkisi varlığını korumak içindir ve ulusal haklarını elde edebilmek için zorunlu ilişkidir. Emperyalizme bağımlı ülkelerde halkların ya da ümmetin kardeşliğini savunup  emperyalizme karşı aldıkları tavır aldatmacadır.

Alınan tavır ezilen ulusun şartlarını değiştirmediği gibi ezen ulusun oluşturduğu zora dayalı statükoyu korumak içindir. Kısaca ezilen ulustan yana değil ezen ulusun çıkarları için alınan tavırdır.

Kafaları karıştırıp emperyalizme karşı ezen ulusun ezdiği ulus ile birlikte tavır almasını isteyenler ezilen ulusun asimile edebilmek için halkların ve ümmetin kardeşliğini savunurlar.

Halkların ya da ümmetin kardeşliğini savunanların emperyalizme karşı aldıkları tavır aldatıcı olup çıkar ilişkilerine bağlıdır. Aldatıcı olduğu kadar aldıkları tavır aynı zamanda  tutarsızdır. Kimse kendi ulusunun emperyalist ülkeler ile girdiği karşılıklı çıkar ilişkilerini görmezden gelerek ahkam kesip, inanç ya da ideolojik söylemlerin arkasına sığınarak Kürdlere emperyalizmi anlatmaya çabalamasın.

Kürdler Mahabad Cumhuriyeti'ni yıkan İran'ı, petrol uğruna kimlerin desteklediğini, Enfal Katliamı yapıldığında kimyasal silah verenleri, bu silahlar ile yapılan katliama kimlerin sessiz kaldığını, Irak ile birlikte kalmanın şartları mümkün olmadığı için Güney Kürdistan Federe yönetiminin ayrılma hakkını kullanarak yaptığı referanduma kimlerin karşı çıktığını, Şam'a doğru yola çıktığı halde Güney Kürdistan ve Rojava'ya donen insanları diri diri yakan, Ezidi kızları pazarlarda cariye olarak satan İŞİD denilen örgütü besleyenlerin kimler olduğunu çok iyi biliyor...

Emperyalizmi ve emperyalizmden güç alan ülkeleri kitaplardan değil yaşayarak öğrenen Kürd'ler kurulmak istenen yeni dünya düzeni ile ilgili gelişmeleri yakından izliyor.

Emperyalist ülkeler ile kurduğu ilişkilerden güç alıp diğer etnik ve inanç guruplarını denetim altına alan devletleri görmezden gelerek, teşhir etmeden kahrolsun demek ile emperyalizm kahrolmuyor.

Saddam döneminde yaşananları bilmeden veya bildiği halde önyargılı değerlendirenler Kürdlere kardeş olduklarını iddia etmeden  "Okyanus ötesinden" gelen ABD'nin Kürdistan'ın güney parçasına  uçuş yasağı koymasına karşı çıkmışlardı. Ön yargılardan kurtulup empati ile bakabilmek becerilirse Irak'ta kurulan  Kürdistan Federe yönetiminin Ortadoğu gibi bir coğrafyada farklı olanları eşit kabul eden bir vaha olduğunu görecekler. Federe yönetiminde  etnik gruplar nüfusları oranında parlamentoda temsil ediliyor ve anadillerinde eğitim ve sözlü-yazılı yayın  yapma hakkına sahipler.

Ayrıca emperyalizmi daha iyi değerlendirebilmek için resmi tarihte yazılanlar ile yetinmeyip İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya ve Ayşe Hür gibi öteki tarihi yazan aydınların araştırmalara  baksınlar.

Öteki tarih başta İstanbul ve Osmanlı toprakları işgal altına olduğu halde Anadolu’da bir tek Yunanistan'a karşı verilen Kurtuluş Savaşı'nda Kemalistlerin emperyalist ülkeler ile kurduğu ilişkilere verilecek örneklerle doludur.

Fidel Castro'ya gazetecinin biri 1960 yılında ABD'de yapılacak olan seçimi J.F.Kennedy mi, yoksa Nixon'un mu kazanacağını sorar. Castro verdiği yanıtta "İkisi de aynı kişinin giydiği iki ayakkabı gibi fark etmez" diyerek dalga geçmişti.

Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok.

70'li yıllarda "Amerika hapşırsa Türkiye nezle olur" denirdi. Amerika Türkiye'de yapılan darbenin de arkasında olan bildiğimiz Amerika değişmedi. Venezuela’da darbe yapamayınca Moduro'yu paketledi, yaşanan olay bu.

 ABD'nin dış politikası cumhuriyetçilere veya demokratlara göre değişmediğini bilmek gerekiyor. Çünkü ABD dünyada değişen koşullara göre en uygun olan başkan adayını seçer. Günümüz dünyasına da en uygun aday Trump'tı ve seçildi.

Başka bir deyiş ile ABD'de seçimi cumhuriyetçiler kazanınca çıplak elle, demokratlar kazanınca kadife eldiven ile karşıtlarına yumruk atar diyebiliriz.

TBMM'de yer alan diğer siyasi partiler ile Türk solu gibi DEM Parti de Rojava'da yaşanan kritik sürece rağmen ABD'yi haydutluk ile suçladı. İran'ı "Uluslar arası hukukun öncüsü" olarak değerlendiren  Maduro'dan yana tavır koydu. Uluslar arası hukuk denildiğinde Kürd'ler akıllarına gelmediği için Öcalan gibi Suriye, Irak ve İran'ın toprak bütünlüğünden yana olan DEM Parti'nin Maduro'dan yana tavır koymasına şaşırmadık.

Suudi Arabistan ile Venezuela dünyadaki en zengin petrol rezervine sahip bir ülke. Buna rağmen ülkeyi diktatörlük ile yöneten ve terör ve uyuşturucu ticareti ile suçlanan Maduro Hugo Câvez gibi halk kahramanı olarak gösterilmek isteniyor. İsviçre terör ve uyuşturucu ticareti yaptığı kanıtlanırsa Maduro'nun bankalarda bulunan paralarına Venezuela halkına geri verilmek üzere paralarına el koydu.

Dünyada ve Ortadoğu'da dengelerin değiştiği süreçte ulusal mücadele yerine diktatörler arasında tercih yapmak 60-70 milyonluk nüfusa sahip olduğu halde haklarından yoksun bırakılan Kürdlerin sorunu değildir.

DEM Parti sadece resmi rakamlara göre 2025 yılında 1500 kişinin idam edildiği, farklı olan etnik ve inanç gruplarına yaşan hakkı tanımayan muta nikahı geçerli olmasına rağmen kadınların saçı ile uğraşıp insan haklarını ayaklarını ayaklar altına alan, diktatör  Maduro'ya göre  "Uluslar arası hukukun öncüsü" dediği molla rejimine de dışarıdan her hangi bir müdahale olursa "Jin Jiyan Azadi" diyerek "halkların kardeşliği" adına" yine karşı çıkacak mı?

Trump  işaret parmağı ile birilerini göstermeye devam ediyor. Maduro'dan sonra bakalım bu işaretlerden kimler nasibini alacak.

İddia edildiği gibi yeni dünya düzeni için ABD'nin Venezuela'da, Rusya'nın Ukrayna'da ve Çin'in Tayvan'da ki çıkarları için birbirleri ile anlaşıp anlaşmadıklarını bekleyip göreceğiz.

Trump ile ilgili ülke basınında çıkan "Hangi ülkede "İhtiyacım olan neyse onu alırım" mealinde yorumlanabilecek haberleri ciddiye almamak gerekir.

Yalan haberlerin nedeni Trump'ın kişiliğini öne çıkarıp emperyalizm yorumlanması içindir. İddia edilenler doğru olsa bile emperyalizm Trump'ın şahsını öne çıkararak değil sömürgecilik ile birlikte değerlendirilmelidir....

 Emperyalizme tavır alınacaksa işbirliği içinde olduğu sömürgeci ülkeler görmezden gelinemez. Bu ülkelerde emperyalizme karşı ortak tavır alınması isteniyorsa önce İnsan Hakları ve her ulusun geleceği ile ilgili birlikte, ya da ayrı kalma kararının kendisinin vermesi  gibi var olan evrensel ilkelerin kabul edilmesi gerekiyor ... Adnan Güllüoğlu


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2214 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 13:47:59