Kürt Siyasetinin Akıl Tutulması Kürt Halkını Korkutuyor!

16 Haziran 2026 - 10:20
16 Haziran 2026 - 10:20
 0
Kürt Siyasetinin Akıl Tutulması Kürt Halkını Korkutuyor!

Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın bugün yarın Bağdat ve Erbil’i ziyaret edecek olması, insanı derin bir endişeye sevk ediyor. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme projesinde Kürtlere ya bir rol verilmedi ya da Kürtler bu rolü üstlenmek istemedi. Dolayısıyla sebep ne olursa olsun, değneğin her iki ucu da Kürtler için büyük riskler barındırmaya devam ediyor.

Gerek Federal Kürdistan Bölgesi’nde çıkmaz sokağa dönüşen hükümetsizlik krizi gerekse Rojava’da baş gösteren, entegrasyon ve dış müdahalelere açık gelişmeler, Kürtlerin bir an önce kendileriyle yüzleşmesi gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Ne yazık ki tüm bu sarsıcı ve acı verici gerçeklere rağmen, bir türlü bu emrivakilerin ve düğümlerin üzerine gidilmiyor.

Oysa sebep ve sonuçları net bir şekilde ortaya dökülmeyen "niye"ler, toplumun zihnini kurcalamaya her zaman devam edecektir. Siyaset sahnesindeki o bildik "sen-ben" çekişmesi, Kürt halkının kolektif hafızasını cevapsız sorularla doldurup taşırıyor.

Hiçbir Kürt evladının ve özellikle de hiçbir gücün gölgesinde kalmamış bağımsız Kürt aydınlarının ulusal kazanımlara karşı olması mümkün değildir. Ancak bu aydınların, kendi özgün sorunlarına kör kalan ve adeta bir akıl tutulmasına uğrayan bu siyaset tarzına karşı duracağı da muhakkaktır.

Kürt halkının kapısına yığılmış sorunlar dağ gibi büyümüşken, "niye" ve "niçin"leri ertelemek akıl kârı değildir. Gönül küskünlüklerinin ve akıl bezginliklerinin ayyuka çıktığı böylesi bir ortamda, çok acil ve çok ciddi bir "ortak akıl" toparlanmasına ihtiyaç olduğu aşikârdır.

Kendi öznelliği içinde debelenen, kendi yanlış ve yetmezliklerini sürekli halı altına süpüren bir siyasi aklın geleceği olamaz. Kim ne derse desin, Kürt toplumu artık kendisini yönetenlerin ve öncülük iddiasında olanların bu zafiyetlerini fark etmek zorundadır.

Sırada bekleyen bu kadar hayati sorun varken, toplumun temel ihtiyaçlarıyla ve gerçekleriyle kutuplaşan bu kör siyaset bir an önce terk edilmelidir. Aksi takdirde, küresel bir savaşa evrilen Ortadoğu’da Kürtlerin geleceği, küresel güçlere yem olmaktan öteye geçemeyecektir.

Somut gerçekleri yarının belirsizliğine kurban etmek, Kürt varlığını inkâr eden statükoyu beslemekten başka bir işe yaramaz. Zira Kürt halkının somut gerçekliğini muğlak vaatlere feda ederek ne elde edileceği meçhuldür. Yüzeyselliğin bilinmezliğine bel bağlayan bir mantıkla yol almak, Kürtlerin geleceğine doğru bir yön çizemez.

Velhasılıkelam; Kürt siyaseti ne yazık ki başıboş bir ilkesizliğin kalıbına sığdırılan bir duruşun yatağında, uykuya dalma hikâyesini sürdürüyor. Vaziyet böyle olunca da Kürt toplumunun yarını, belirsizliğin mezarına gömülme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. İlkesizliğin manifestosuyla güncellenen bu siyaset tarzı, önü arkası belli olmayan bir karanlığın mezar taşı olmaya adaydır.

 

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 2006 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 11:20:32