Öcalan Kürd Kadınları Hakkında Konuşacak En Son Kişidir
'' Rahmi Koç Kürd kadını ile yaptığı çirkin espriden dolayı özür dilemesine rağmen dava açıldı. Ancak Öcalan için dava açılmadığı gibi kadın gerillalar ve onların ailelerinden edep dışı sözleri için özür dilemeye bile gerek görmedi....''

Yazımı özellikle geciktirdim, anlaşılır olması için ortalık durulsun diye beklemeyi uygun gördüm. Tekçi anlayışın farklı olanları aşağılayan espri ve söylemler üretmesi asimilasyon amaçlıdır.
Koç grubu Türkiye'nin en zenginleri arasında olabilir. Yine Rahmi Koç'un ailesi olan ilişkileri kimseyi ilgilendirmemeli. Bizleri ilgilendiren konu Türkiye'deki etnik ve inançta farklı olanlara asimile etmek için uygulanan fıkra ve esprilerle uygulanan aşağılama politikasıdır....
İnanç olarak aleviler gayrimüslimler ve etnik olarak Kürd ve diğer azınlık grupları ile ilgili anlatılan yalan, yanlış iftiralarla dolu fıkra ve küçültücü söylemler bu amaç için belli ırkçı merkezler tarafından üretiliyor....
Alevilerle ile ilgili "Eline, beline, diline" sahip olmayı düstur edindikleri bilindiği halde kadın-erkek birlikte cem evinde ibadet ettikleri için "mum söndü" gibi bel altı yakıştırmaları yapılır.
"Bu gün pazar, gavurlar azar",
"Ermeni dölü"
Etnik kökenle ilgili "Ne Şam'ın şekeri ne Arab'ın yüzü"
"İşler Arap saçına döndü"
"Yalan söylüyorsam Arap olayım"
"Kürd'ün karnı doydumu çarığına bakar"
"Ağaçtan maşa, Kürd'ten paşa olmaz"
"Çingene çalar Kürd oynar" gibi yakıştırmalar yapıldı....
Bütün bu yetmezmiş gibi Osmanlı döneminde Türklerle ilgili aşağılayıcı söylemler cumhuriyetle birlikte farklı olanlar için değiştirilip söylenmeye başlandı. Mesela; "Türk'se evliya koyma avluya" gibi aşağılayıcı söylemler Cumhuriyet ile birlikte "Kürd'se evliya koyma avluya" gibi Kürdlere mal edilerek yeniden kullanılmaya başlandı....
Bu yakıştırmaları uyduranlar ve tekrar edenler kendilerini etnik ve inançlarını yücelttiklerini sanan ırkçı megolomanları da birlikte ürettiler....
İlginç olan farklı olanı aşağılamak için yapılan esprilere önceleri tepkiyle karşılanmasına rağmen günümüzde çoğunluk tarafından gülünüp geçiliyor. oldu. Ötekini asimile etmek amacı ile üretilen espri ve söylemleri keyifle tekrar edenler kendi inanç ve etnik yapılarını yücelttiklerini sanırlar. Aslında bu tavırları var olan komplekslerinin dışa yansımasından başka bir şey değil. Yazımı çok uzatacağı için çok daha çirkin belden aşağı aşağılamalara değinmedim....
Ancak asimilasyon politikasının başarısı için farklı olanları aşağılayan fıkra ve söylemlere belden aşağı fıkra ve söylemler de dahil edildi....
Rahmi Koç'ta yaşına başına yakışmayan Kürd kadını ile ilgili, belden aşağı edep dışı bir fıkra anlatarak kendince komiklik yapmak istemiş.
Irkçılık bir insanın düşüncesinde yer etmişse yaşını, başını alması farklı olanları belden aşağı fıkralarla aşağılamasına engel değil.
Rahmi efendiye çeşitli siyasi partiler ile birlikte DEM Parti'den Kandil'e, Kandil'den İmralı'ya kadar tepki gösterildi. Yanındaki dalkavuklar da zaten Rahmi Koç ne dese gülecek yalaka tipte insanlar. Rahmi Koç devlet desteği ile zenginleşen komprador sınıfına verilecek örneklerden biridir. Varlığını borçlu olduğu tekçi düşünmenin gereklerini yapması anlaşılabilir....
Anlaşılmayan Öcalan 1990 yılında kapitalist moderniteye karşı gereksiz bulduğu ulusal mücadeleden vazgeçme sürecini anlattığı Nasıl Yaşamalı adlı kitabında devrimci ahlaktan ve cinsiyet eşitliliğinden de söz ediyor.
Kadından yana cinsiyet eşitliğinden söz etmesine rağmen kendisine inanıp dağa çıkan kadın gerillalar ile ilgili saygısızca aşağıdaki açıklamaları yapmayı da ihmal etmiyor.
"Belki bazılarına acayip gelebilir, ama açmakta yarar vardır. Kürt kadınlarının çoğunun bedenleri ölü, kokuşmuş, soğuk ve çok kabadır. Fizikleri biraz böyledir, ruhları donuktur. Fikri düzeyi hiç yoktur. Köylü kızını al, küçük burjuva kızını veya erkeğini al, söyle söyle, hiçtir; papağan kadar bile sözcükleri tekrarlayamaz. Neyi yaşayacaksın? Sevgi duyguda, düşüncede ve yaşamı paylaşmada katılım ister. Ama bizimki buzdağı gibidir veya donuktur, bir-iki sözcükle her şeyi kestirip atar. Böyledir, yani her türlü saygısızlığı dayatır. İnsan bu yaşamdan ne anlar." (cilt 1, s. 91) diyor....
Kürdlerin aile yaşamı, gelenek ve görenekleri ile ilgili bilgisi ve görgüsü olmayan Öcalan Kürd kadını kocası evde yokken gelen misafirlere kapıyı açmasını, açlarsa onlara yemek yaptığını, başörtüsünü (neçeğini) ortaya attığında en şiddetli kavgaları bile sonlandırdığını bilmiyormuş....
Bilmediği en önemli konu da Kürd kadını namus konusunda sadece kocasından, çocuklarından değil, kardeşinden, babasından, amcasından hatta bütün akrabalarından da utanır ve ona göre davranır....
Öcalan bunları bilmediği ve görmediği için kadın gerillaların beden ve ruhsal yapısı ile ilgili kendisini Dr. Haydar Dümen'in yerine koyup kitabında yazdığı benzetmeler yaparken kız kardeşinden, annesinden bile utanmamış....
Sorulması gereken soru farklı olanlara yapılan aşağılamalara tepki göstermek için Rahmi Koç gibi illa kadına yönelik belden aşağı aşağılayıcı sözlerin edilmesi mi gerekir?....
Ulusal mücadele veriyorum diye on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın göç etmesine neden olduğu halde kültürel hakları dahi reddederek "Konfaderal Demokratik Toplum" gibi bir hayalin peşine dört parça Kürdistan'da Kürdleri yönlendirmek ile görevli olduğunun ortaya çıkmasından da vazgeçtik. Kadına yönelik aşağılayıcı sözlerine neden tepki gösterilmiyor?....
Göklere çıkarıp bedel ödüyoruz diye övündükleri kadın gerillalar ilgili Öcalan'ın Kürd kadınları için dediklerine "edep yahu" denmesi gerekirken, bilinen kesim tutarsız oldukları için, ya da hain damgası yemek için en ufak bir tepki gösteremiyor....
PKK'ye ait kamplarda yapılan eğitim çalışmalarında kadın ve erkeklerin göz göze gelmesini bile yasaklandığını ve kurallara uymayanların infaz edildikleri biliniyor. Böyle bir örgütte, konulan hiçbir yasağa uymayan Öcalan siyasi konularda eleştirildiğinde aslan kesilenler yazdığı kitapta kadın gerillalar ile ilgili kendi deneyimlerini anlattığında neden kedi gibi sessiz kalıyorlar?...
Yapılan yanlıştan dolayı özür dilemek kişi için erdem olduğu gibi karşı taraf için iyi niyet göstergesidir. Siyasi örgütlerde ise yapılan bir yanlış ve hatalı bir değerlendirme varsa bunun karşılığı öz eleştiridir. Özeleştiri aynı zamanda halka verilen en büyük güvencedir. Öcalan ve PKK'si özeleştiriden muaftır. Çünkü ulusal mücadeleye halkın güveni azaltmak için bilerek yapılan yanlışlar sürekli tekrar edildi....
Rahmi Koç Kürd kadını ile yaptığı çirkin espriden dolayı özür dilemesine rağmen dava açıldı. Ancak Öcalan için dava açılmadığı gibi kadın gerillalar ve onların ailelerinden edep dışı sözleri için özür dilemeye bile gerek görmedi....
Öcalan'ı Kürd kadınını tarif ettiği ünü yurtdışına taşan "Nasıl Yaşamalı" kitabı için Le Figaro'da yazılan makalede sert bir dille eleştirildi. Öcalan kadın konusundaki görüşleri ile "Kürd usulü feminizm" denilerek alay konusu olmuştu. Makalenin sonunda da "Türkiye Öcalan'ı asmakla hata eder, bu kitabı dağıtmak yeter,," deniyor....
Ben de Öcalan serbest bırakılsın, kanal kanal dolaştırılıp görüşlerini aracısız kendisi açıklasın. Ancak o zaman kişiliği ve ahlaki değerleri ortaya çıkar diyorum....
Not: Dr.Haydar gazetelerde yazdığı köşe yazıları ile sorunları dillendiren tanınmış Türk psikiyatr ve seksoloji uzmanı....
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 11:24:44































































































































































































