İzinden Gidenler Varsın Öcalan İzinden Gidenleri Anlamakta Israr Etsinler. Kürd Halkı Öcalan'ı Artık Çok İyi Anlıyor
Halep’te yapılan saldırıyı protesto etmek için sokağa çıkan kitleleri yönlendirerek Öcalan ve izinden giden DEM Parti tabanda kaybettikleri itibarı kazanmak için tepe tepe kullanacağını, her zaman yapıldığı gibi Kürd halkının mağduriyeti üzerinden nemalanmaya devam edecekler.

Paris'te ABD ve Fransa'nın da katıldığı toplantıda bir araya gelen İsrail ve Suriye yönetimi karşılıklı istihbarat bilgi paylaşımı dahil birçok konuda anlaştılar. Bu anlaşmadan hemen sonra İŞİD kalıntısı İslami cihat savaşçıları tekçi anlayış ile Suriye’nin bütünlüğünü için Halep'te Kürd mahallelerine (Şeyh Maksut ve Eşrefiye) saldırıyor. Haber kanallarının, yapılan açık oturumların bize verdiği görüntü bu.
Türkiye'nin de desteklediği bu saldırının amacı Afrin'de olduğu gibi Halep'te de mecburi iskan politikası uygulayarak Fırat’ın doğusuna kadar olan bölgeyi Kürdlerden arındırmak.
Bu politika ister istemez insanın aklına sıklıkla tekrar edilen alınması gereken derslerle dolu "Sarı öküzü vermeyecektin" kısasını getiriyor.
Antik çağdan beri jeopolitik konumundan dolayı önemli olan Kürd dağının batısında Afrin, kuzeyinde Hatay, doğusunda Kilis yer alır. Kurdistan'ın Akdeniz'e kadar uzanan toprak parçası olduğu için Kürd dağı ve Afrin hayati önem taşır.
Teşbihte hata olmaz, Kürdlerin Rojava'da ki sarı öküzü Kürd dağı ve Afrin'dir. Ocak 2018 yılında Türkiye’nin Afrin’e yönelik düzenlediği "Zeytin Dalı Harekâtı" için AKP'nin TBMM'ne götürdüğü teskereye Kılıçdaroğlu ikiletmeden "Anayasaya aykırı olduğunu biliyoruz, ama "evet" oyu vereceğiz dediği akıllardadır. Afrin'e askeri müdahale için AKP, MHP ve CHP'nin öne sürdüğü gerekçe Türkiye’nin sınır güvenliğiydi. Afrin'den getirilen tonlarca zeytin yağları nedeniyle fiyatlar dibe vurmuş, zeytinyağı üreticileri zor durumda kalmışlardı.
Atatürk son günlerinde Kürdleri Akdeniz'den uzaklaştırmak için yapılan referandum ile Hatay'ı ilhak etmişti. Halep'e Suriye ordusu ve cihatçı çeteleri saldırısı ile başlayan çatışmaların ABD ve Fransa'nın garantörlüğünde İsrail ile geçici Suriye yönetiminin Paris'te anlaşmasından sonra başlatılması Hatay ve Afrin'de uygulanan politikanın devamıdır. Amaç Kürdleri Akdeniz'den mümkün olduğu kadar uzaklaştırıp Fırat’ın doğusuna çekilmelerini sağlamak.
Böylece Kürdistan’ın batıya açılan kapısını kapatarak Akdeniz ile bağlantısını kesip Kürdlerin denizden uluslararası bağlantı kurmalarına engel olmak.
Esad döneminde Suriye ve Türkiye arasında sürekli problem olan Hatay Ahmed el Şara yönetimi ile birlikte çizilen Suriye haritasından silindi, Suriye haritasında artık Hatay yok.
Basında ve haber kanallarında yapılan açık oturumlarda her şeyi bilenlerin yaptığı asparagas ve çelişkilerle dolu haberlere inanmayın.
Halep'te başlayan çatışmalar uzun sürmeyecek.
Afrin'de olduğu gibi YPG Halep'ten çekildikten sonra hemen biter.
Afrin'de olduğu gibi bölgedeki güçlerin baskısı ile sivil halk zarar görmesin bahanesi ile Halep'ten çekilmek ulusal çıkarların aleyhine bir karar olur. Öcalan'ın (İmralı) görüşlerine paralel alınacak bu karar Kürdleri Akdeniz'den uzaklaştırmasına hizmet eder. Öcalan'ın dediği gibi "Gövdesi Türk, tabanı Kürd" olan DEM Parti'nin kayyumları ve KCK yöneticileri Türk Genel Kurmay Başkanı'nın cihatçılara destek verdiğini açıklamasına rağmen Türkiye'nin araya girmesini istiyor. Ortaya atılan bu söz Kürdlerin ulusal duyguları ve aklı ile oynamaktan başka ne olabilir?
Nasıl sonuçlanacağı hendekler kazılmaya başlandığında sonucu ve halka ödettirileceği belli olan Kirli Hendek Savaşı da halkının savunmasını düşünmeyen bir anlayışın sivil halk zarar görmesin, Türkiye'deki "Barıs Süreci" etkilenmesin diyerek Afrin'den olduğu gibi Halep'ten de çekilmesi inandırıcı olmadığı kadar düşündürücü olur.
Öcalan ve DEM Parti'den farklı olarak AKP ve MHP süreci "Bin yıllık kardeşliği yeniden kurmak ve terörü bitirme" olarak değerlendiriyor.
Esas endişe edilmesi gereken konu silahlı güçlerin Fırat'ın doğusuna çekildikten sonra yine halkın güvenliğini bahane edilerek Rojava'daki kazanımların heba edilmesi olur.
Siyasi İslam’ı savunan terör örgütü HTŞ'ye rağmen Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunan Öcalan, DEM Parti'nin İmralı'dan atanan kayyumları ve Rojava'da ki uzantıları ile uluslararası güçler arasında ABD, Fransa, İsrail ve Türkiye gibi uluslararası güçlerin Kürdlerin Akdeniz'den uzaklaştırılması için "Sarı Öküzü vermeyecektiniz" kısasında olduğu gibi aralarında gizli bir anlaşma var mı diye insanı ister istemez kuşkuya düşüyor.
Halep’te yapılan saldırıyı protesto etmek için sokağa çıkan kitleleri yönlendirerek Öcalan ve izinden giden DEM Parti tabanda kaybettikleri itibarı kazanmak için tepe tepe kullanacağını, her zaman yapıldığı gibi Kürd halkının mağduriyeti üzerinden nemalanmaya devam edecekler.
Öcalan ve yandaşlarına rağmen Rojava'da yaşayan Kürd halkının yüzyıl öncesinden güçlenerek gelen ulusal potansiyeli ve bilinç yüksektir. 80 darbesinden sonra sığınmak zorunda kalanlara nasıl kucak açtıklarını yaşayarak bende şahit oldum. Geleneğini canlı tutmak için onbinlerce kadın ve erkeğin tek vücut olup Newroz Bayramı için alanlarda toplanıp ateşler yakıp halay çekerek yapılan kutlamalarına şahit oldum.
"Düstü-düşecek" denilen Rojava kardeş peşmerge desteği ile düşmedi, bundan sonra da düşmeyecek. Baskı kimden gelirse gelsin İŞİD canilerine ve işbirlikçilerine karşı verilen mücadelede evlatlarını feda eden Rojava halkı bedelini fazlasıyla ödedikleri ulusal kazanımlardan geri adım atmayacaktır.
Rojava'da Kürdler kendi gelecekleri ile ilgili kararı ulusal ilkeler ile kendileri verecekler. Dışarıdan veya Öcalan'ın (İmralı'dan) alınan kararlara amin demeyeceklerdir.
Wiston Churchill'in cetvelle masada çizilen sınırlardan dolayı Ortadoğu'da akan kanın durmayacağını söylemişti. Tarih Churchiil'i haklı çıkardı, dediği gibi de oldu. Ortadoğu'da akan kanın durmamasının nedeni etnik ve inanç farklılıklarını sınırları çizilmesinde dikkate almayan Sky-Picot anlaşmasıdır. Birinci paylaşım savaşının galibi Fransa, İngiltere ve devrim sonrası çekilen Çarlık Sky-Picot anlaşması ile yapay sınırlar çizilerek Kürdler hariç tarihte adı-sanı bile olmayan yeni devletler ortaya çıktı. Günümüzde Ortadoğu'nun yeniden gerçek sınırlarla haritası çizilmek isteniyor. Bu neden oluşmasın?
Yeter ki aşağıdaki fotoğraftaki gibi ulusal mücadeleyi eğilip U dönüşü yapmayan, inanç ve ideolojiyi öne çıkarmadan baş ile ayaklar aynı yönde adım atsın.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 23:39:26






























































































































































































