DEM Parti Sözcüsü: Türkiye Suriye'de yapıcı rol oynamalı
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Türkiye'nin Suriye'de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak. Türkiye yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu” dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, dün yapılan Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı ve güncel gelişmelere ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.
Yeni çözüm sürecine işaret eden Ayşegül Doğan, sürecin olması gereken hızda ilerlemediğini söyledi. Sürecin tarihi bir fırsat olduğunu belirten Doğan, “Ancak bu fırsatın nasıl değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin çeşitli görüş ayrılıkları var, çeşitli tartışmalar var. Bu da son derece olağan. Somut emareye ihtiyacımız var dedik, göstergeler ortaya çıkmalı dedik. Bu konuya dair olan tartışma, söz, söylem boyutunda kalıyor. Eyleme geçmiyor, uygulamaya geçmiyor. Tüm bunlar da toplumsallaşması önünde ne yazık ki olan endişeleri ve kaygıları arttırmaya yarıyor” diye konuştu.
Ayşegül Doğan, AK Parti ve MHP’li siyasetçilerin kullandığı tehdit diline işaret ederek, “Sivrilen diller bugüne kadar Türkiye'ye çok şey kaybettirdi. Yeni bir dil ihtiyacı yönteminize de, yönteme de yansımalı; sivrilen dil yerine birleştiren bir siyaset dili tercih edilmeli. Madem toplumsal dayanışmadan yeni bir bütünleşmeden bahsediyoruz ki biz buna can-ı gönülden inanarak kararlılıkla bunun için mücadele ediyoruz. Hiç kimse dilini sivriltmesin. Artık zordan bahsetmeyelim. Yapıcı olalım. Yapıcılıktan bahsedelim. Zorla yol alınamadı. O halde zor değil, diyalog yolu tercih edilmesi gereken yol diyoruz. Bunu bir kez daha hatırlatma ihtiyacı hissettik” diye kaydetti.
“Artık yasal düzenlemeleri yapmanın vakti”
Meclis’te çalışmaları devam eden komisyona da işaret eden Ayşegül Doğan, “Silahların tümden devre dışı bırakılması ve bundan sonra da bunun kalıcı hale getirilmesi için kendini fesh etmiş bir örgütün demokratik siyaset alanına katılımı için yapılması gereken yasal düzenlemeleri tartışıyoruz. Artık o yasal düzenlemeleri yapmanın vakti” diye konuştu.
“Saldırılar derhal durdurulmalı”
Şam Hükümeti’nin Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine Kürtlere yönelik saldırılarına işaret eden Ayşegül Doğan, “Şam yönetiminin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı. Durdurulması için gereken her şey yapılmalı. Bakınız Halep'teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye yine Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Beni Zed'te tank, top, obüs ve dronlarla gerçekleştirilen saldırılar var. Yine en az 58 kişi yaralanmış. Sözünü ettiğimiz mahallelerde 200 bin insan yaşıyor. Şimdi 200 bin insanın en az kuşatma altında olduğu, nasıl bir kuşatma? Tanklarla, toplarla, obüslerle, dronlarla saldırı altında olduğu mahallelerden bahsediyoruz” dedi. Doğan, şöyle devam etti:
“Türkiye'nin Suriye'de yapması gereken nedir?”
“Bu saldırılarda Türkiye'nin desteğini aldığı bilinen Hamzat, Emşat, Sultan Murat ve Nurettin Zengi gruplarının da yer aldığı belirtiliyor. Şimdi buradan sormayalım mı? Soruyoruz tabii ki. Türkiye'nin Suriye'de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak. Asla parçalayıcı hiçbir ülke oynamamalı böyle bir rol. Türkiye yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu. Uyarımız demokratik bir Suriye için. Uyarımız Suriye'de yaşayan tüm halkların, kimliklerin, farklı inançların kendilerini güvende hissetmeleri için, bir arada eşit bir biçimde yaşamaları için, mücadelemiz de bunun için. Yani Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz. Türkiye'nin komşu olduğu bütün ülkeler için istiyoruz. Üstelik Türkiye içeride geliştirdiği bu süreçle Ortadoğu'da öncü bir rol ve misyon üstlenmek istiyor. O halde en önce Suriye'de yapması gereken, bu öncülüğe uygun yapıcı bir rol üstlenmektir.
“Suriye yalnızca Sünni Arapların ülkesi değil”
Her ne kadar zaman zaman yine farklı yorumlansa da 10 Mart Mutabakatı çok açık bir mutabakat. Bu mutabakat, demokratik bir Suriye'nin belgesi. İşte bugün de test alanı olarak Halep çıkıyor karşımıza. 10 Mart Mutabakatı çoğulcu, demokratik, eşitlikçi bir Suriye hedefinin belgesi. Suriye yalnızca Sünni Arapların ülkesi değil. Suriye, Sünni Arapların olduğu kadar Arap ve Sünni olmayan Kürtlerin, Hristiyanların, Dürzilerin, Alevilerin, Türkmenlerin, Çerkezlerin de yurdu. Suriyelilerin de yurdu. Onurlu ve eşit bireyler olarak kendi yurtlarında özgürce yaşamalı insanlar. Bize düşen, bunun zeminini oluşturmak, bize düşen 13 yıl sürmüş çok büyük acılar çekmiş bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni diyalog ve müzakere yoluyla yapmaktır.
“Öcalan doğrudan temas kursun”
Sayın Öcalan'ın, Sayın Mesut Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Neçirvan Barzani ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Sayın Mazlum Abdi ile de görüşmek istediğini ifade etmiştik. Bize ulaşan bilgiler çerçevesinde sizlerle paylaşmıştık bunları. Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili Sayın Öcalan'ın önerileri var. Bu önerileri bizzat komisyona da biliyorsunuz yaptıkları ziyarette aktardığına dair tartışmalar da yürüdü. Bunlar eksik de olsa bir özet halinde de olsa üzerinde mutabakatın varılmamış oraya gide heyet tarafından komisyon tutanaklarına da geçti. Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce yine tecrübe edildi bu gerçekler. Açın yine yolu. Öcalan doğrudan temas kursun. Ve önerilerini doğrudan iletsin.”
Son güncellenme: 09:54:36






































































































































































































