PSK: Kuşatma çemberini gücümüzü birleştirerek kırabiliriz

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürt halkının kazanımlarının bölgesel ve uluslararası düzeyde hedef alındığını belirterek, Kürt siyasi aktörlerine ulusal diyalog, iş birliği ve ortak mücadele çağrısında bulundu. Parti, Güney Kürdistan'da hükümetin bir an önce kurulması ve Kürtler arasında geniş tabanlı bir ulusal ittifak mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

3 Haziran 2026 - 14:13
3 Haziran 2026 - 14:13
 0
PSK: Kuşatma çemberini gücümüzü birleştirerek kırabiliriz

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi, 2 Haziran'da gerçekleştirdiği toplantının ardından yayımladığı açıklamada Ortadoğu, Türkiye ve Kürdistan'daki siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Açıklamada, Kürt halkının dört parçada çeşitli baskı ve tehditlerle karşı karşıya olduğu belirtilirken, bu sürecin ancak Kürt siyasi güçleri arasındaki diyalog, dayanışma ve ortak mücadeleyle aşılabileceği ifade edildi. PSK, özellikle Güney Kürdistan'daki siyasi partilere hükümetin kurulması konusunda uzlaşma çağrısı yaparken, Kürtler arasında kurumsal ve kapsayıcı bir ulusal ittifakın oluşturulmasına destek verdiğini duyurdu.

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi tarafından yapılan açıklama şöyle:

‘’Ortadoğu’da tarihi ve baş döndürücü gelişmeler yaşanırken, Kürt halkına karşı sistematik ve düşmanca saldırılara hız verilmiş durumdadır. Kürdistan’ı bölüp parçalayan ülkeler Kürt halkının yeni kazanımlar elde etmemesi ve kazandıklarını kaybetmesi için işbirliği yaparak sinsi planlar uygulamaktadır. Suriye’de meşruiyetten yoksun Şam yönetimi bölge ülkeleri ve uluslararası güçlerin desteğiyle halkımızın dilini, kültürünü, kimliğini ortadan kaldırmak için her gün yeni bir plan devreye sokmaktadır.

28 Şubat’tan bu yana ABD ve İsrail’in saldırıları karşısında ağır yenilgi alan çağdışı İran rejimi, aldığı darbelerin hıncını Doğu Kürdistan halkımızdan, sivil ve savunmasız insanlardan çıkartmaya çalışıyor. İran’daki barbar rejim şimdiye kadar İsrail’den daha çok Doğu Kürdistan Kürtlerinin kamplarına saldırdı, yüzlerce Kürdün ölümüne, binlercesinin yaralanmasına yol açtı. İran içinde Kürt gençlerine dönük idam uygulamaları aralıksız devam ediyor.

Son dönemde Kürt düşmanları ağırlıklı olarak Güney Kürdistan’ı hedef tahtasına koymuş bulunmaktadır. Güney Kürdistan’da halkımızın elde ettiği tarihi kazanımlar ve federe statü sömürgecilerin uykusunu kaçırıyor. İran ve Irak’taki yandaş siyasi ve milis güçler Kürdistan Bölgesi’ni aralıksız bombalayarak bölgeyi istikrarsızlaştırmak istiyor. Kürdistan Bölgesi’nin federe statüsünün ortadan kaldırılması için çok yönlü saldırılar gerçekleştiriliyor.

Başka bir ifade ile Kürt halkının umudu ve geleceği Kürdistan Bölgesi yaşamsal bir tehdit altındadır. Bu tehditle baş etmek en başta Güney Kürdistan’daki siyasi aktörlere düşmektedir. Güney Kürdistan’daki bütün siyasi partiler tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadır.

Bu çerçevede Güney Kürdistan siyasi partileri, iki yıldır kurulamayan Kürdistan hükümetini kurma konusunda bir an önce uzlaşıya varmalıdır. Kürdistan Hükümeti’nin kurulması Kürtlerin Bağdat’taki elini güçlendirebileceği gibi içerde de iç barış ve istikrarın kurulmasına katkıda bulunacaktır.  Kürdistan’ın statüsünü yok etmeye dönük düşmanca saldırı ve planlar ancak ortak ve kapsayıcı bir Kürdistan hükümetinin kurulmasıyla boşa çıkartılabilir. Kürdistan Bölgesi hükümeti aynı zamanda diğer parçalarda Kürtlerin meşru hak ve özgürlük mücadelelerine diplomatik ve moral destek sunabilir.

Öte yandan Türkiye’nin Kürt karşıtı politikası yeni söylem ve taktiklerle devam ediyor. Bir buçuk yıldır gündeme getirilen “süreç”te demokrasi ve Kürt sorunuyla ilgili atılan tek bir adım yok. Tersine iktidar söz konusu “süreç” adı altında Kürt halkının ulusal birikim ve enerjisini sisteme entegre etmeye çalışıyor. PKK’ye silah bıraktırma konusunda bile adım atmamakta diretiyor. Bunun için asgari yasal ve idari düzenlemeler yapmaktan kaçınıyor. PKK lideri Abdullah Öcalan ise takındığı tutum ve yaptığı açıklamalarla, Türkiye devletinin Kürt halkının özgürlük mücadelesinin içini boşaltmak için yürüttüğü entegrasyoncu politikalara destek sunmaktadır. 

Şurası çok net, Kürt meselesinde inkar ve şiddette ısrar, Türkiye’deki siyasal sistemi her geçen gün daha da otoriterleştirmiştir. Kürt meselesindeki çözümsüzlük Türkiye’de çok yönlü krizlere yol açmıştır. Türkiye’de hukuksuzluk, keyfi yönetim, muhalefete karşı baskılar, kayyım atamaları her geçen gün artıyor. Türkiye’de mevcut yasa ve anayasa bile askıya alınmış durumda. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereği yerine getirilmiyor. Aydınlara, bilim insanlarına, basın mensuplarına, öğrencilere, düşünen insanlara karşı sert ve acımasız yaptırımlar uygulanıyor.

Demokrasinin ve hukukun ayaklar altına alındığı Türkiye’de ekonomik kriz, kitlesel işsizlik ve yoksulluk tarihte görülmemiş bir noktaya ulaşmıştır. Türkiye toplumunun yarısından fazlası açlık sınırları altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Toplumun çoğunluğu insan onuruna yakışır yaşam standartlarından yoksundur.  Türkiye’de kadın cinayetleri hiç olmadığı kadar artmıştır. Her gün onlarca kadın sokak ortasında infaz edilmektedir.  Kürt meselesindeki çözümsüzlük Türkiye’de ekonomik, sosyal ve insani dev sorunlar ortaya çıkartmıştır.

Kürdistan Sosyalist Partisi, Türkiye’nin ısrarla sürdürdüğü Kürt karşıtı politikanın sürdürülemez olduğunun bir kez daha altını çizer. Kürt karşıtı siyasetin faturasını sadece Kürt halkı ödememekte, söz konusu yanlış politika Türkiye toplumunu da karanlığa sürüklemektedir.

Çağrımız açık ve nettir;  Kürt meselesinde izlenen inkar, şiddet ve gerilim politikası bir an önce son bulmalı. Kürt meselesi dahil bütün sorunların çözümünün tartışılacağı demokratik, özgür bir siyasi ortam oluşturulmalı.  Dağdakilerin silahlarını bırakması, içerdeki siyasi tutukluların serbest bırakılması, yurttaşındakilerin ülkeye dönüşü için yasal ve idari düzenlemeler yapılmalı. Kürdistan partilerinin örgütlenme ve siyasi faaliyete bulunması önündeki engeller kaldırılmalı, haklarında açılan kapatma davaları düşürülmeli.

Bir kez daha altını çizeriz ki Kürt meselesinin adil ve eşitlikçi çözümü, Türkiye’de, Kürt halkının varlığını tanıyan çok uluslu, çok kültürlü, çok inançlı bir anlayışa dayalı federal bir sistemin inşasından geçer. Kürt halkının kendi geleceğini özgürce belirlediği federal bir sistem, Türkiye’nin diğer temel sorunlarının çözümünün ve demokratikleşmesinin de yolunu açar.

Kürdistan Sosyalist Partisi, hakkın verilmediğini, hakların ancak kararlı bir mücadele ile alınabileceğine olan inancını vurgular. Özgürlük, Kürt halkının ortak mücadelesi ile elde edilecektir.

Bu çerçevede Partimiz, 14 Mart 2026’da Diyarbakır’da ilk adımı atılan geniş, kapsamlı, kapsayıcı, kurumsal bir ulusal ittifak mekanizmasının kurulması çalışmalarına tam destek vermekte, Kürdistan’daki bütün ulusal demokratik güçleri ve tarafları bu tarihi adıma omuz vermeye çağırmaktadır.

Partimiz, Kürt halkının varlığına ve ulusal kazanımlarına karşı sürdürülen bölgesel ve küresel topyekun saldırılara karşı, Kürdistan’ın dört parçasındaki bütün Kürt siyasi aktörleri ve tarafları ulusal ve tarihsel bir sorumluluk anlayışıyla dayanışma, diyalog ve ortak mücadeleye çağırır.

Karşı karşıya bulunduğumuz kuşatmayı ancak ulusal diyalog, işbirliği ve ittifak anlayışınla kırabiliriz.’’

 

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Parti Meclisi

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 495 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 15:13:46