İlhan Çetin: Şaşırdık mı? Hayır!
Gerçek çözüm; Kürt halkının ulusal kimliğinin anayasal güvenceye kavuşması, ana dilinde eğitim ve kamusal kullanım hakkının tanınması, siyasal temsiliyetinin özgürce örgütlenebilmesi ve eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir düzenin kurulmasıyla mümkündür.

Yarım asrı aşkın bir süredir bu ülke; on binlerce insanın hayatına mal olan, topluma ağır bedeller ödeten, ekonomik ve sosyal yıkımlara yol açan bir şiddet sarmalının içinde tutuldu. Bu süreç, yalnızca çatışma üretmekle kalmadı; Kürtlerin en meşru, en haklı özgürlük ve eşitlik taleplerini de bilinçli biçimde “terör” parantezine hapsederek itibarsızlaştırdı.
Biz başından beri şunu söyledik: Danışıklı, kirli ve halkı özne olmaktan çıkaran her türlü şiddet sona ermelidir. Kim tarafından yapılırsa yapılsın, şiddetin son bulmasına yönelik adımları ilkesel olarak destekledik. Çünkü mesele silahların susması değil yalnızca; mesele, halkın gerçek iradesinin ve haklarının tanınmasıdır.
Bugün “Terörsüz Türkiye süreci” olarak adlandırılan gelişmelerin tarafları da, muhatapları da ortadadır. Bu sürecin, Türkiye devleti ile Apo–PKK–DEM hattı arasında yürütülen bir siyasi tasarruf olduğu açıktır. Onaylamasak da devlet, en azından sürecin adını koyarken niyetini gizleme gereği duymamıştır.
Ancak kendilerini Kürt halkının temsilcisi gibi sunan çevrelerin, ortaya çıkan tabloyu farklı göstermeye çalışmaları; sonucu başından beri bilindiği halde şaşkınlık rolüne bürünen ara aktörlerin iki yüzlü tutumu; PKK ve onun siyasi uzantılarından pay kapma amacıyla kurulan pazarlık partilerinin pozisyonu, ibretliktir.
Biz şaşırmadık. Çünkü başından beri bunun, Kürt halkının ulusal demokratik haklarını esas alan bir çözüm süreci olmadığını söyledik. Açıklanan rapor ve gelişmeler de bunu teyit etmektedir.
“Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen bu sürecin, Kürtlerin temel sorunlarıyla doğrudan bir ilgisi yoktur. Kürtlerin sorunu bir güvenlik sorunu değildir. Kürtlerin sorunu bir eşitlik sorunudur.
İnkar edilen ulusal kimliktir.
Yok sayılan dildir.
Görmezden gelinen kültürdür.
Gerçek çözüm; Kürt halkının ulusal kimliğinin anayasal güvenceye kavuşması, ana dilinde eğitim ve kamusal kullanım hakkının tanınması, siyasal temsiliyetinin özgürce örgütlenebilmesi ve eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir düzenin kurulmasıyla mümkündür.
Bu haklar sağlanmadıkça, mesele isim değiştirerek çözülemez. Güvenlik merkezli yaklaşımlar, geçici suskunluklar üretebilir; ancak kalıcı barış ve toplumsal adalet üretmez.
Bizim duruşumuz nettir:
Şiddetin her türlüsüne karşıyız.
Halk iradesinin dışlandığı kapalı pazarlıklara karşıyız.
Kürtlerin meşru ve demokratik haklarının tanınması için yürütülen barışçıl mücadeleden yanayız.
Kürt halkının eşitlik talebi meşrudur.
Bu talep, pazarlık konusu değil; demokratik bir hakkın ifadesidir.
Ve bu haklar güvence altına alınana dek, mücadele meşru ve demokratik zeminde kararlılıkla sürecektir.
İlhan Çetin
HAK-PAR Genel Başkan Yardımcısı
Son güncellenme: 13:46:30



































































































































































































