Yaşar Karadoğan: Yılmaz Güney , ‘Aç Kurtlar (1969)’ ve Kürtlerle Bazı İlişkileri

‘AÇ KURTLAR’
Abdurrahman Keskiner’in yapımcılığını üstlendiği film Haydar Turan’ın romanından uyarlanmış ve çekimi 1969’da Muş’ta yapılmış. Yılmaz Güney, filmin senaristi, yönetmeni ve baş rol oyuncusu. Daha doğrusu her şeyi. Film 85 dakika.
Filmdeki diğer oyuncular Sevgi Can, Hayati Hamzaoğlu, Türkan Ağralı, Sırrı Elitaş ,İhsan Gedik, Enver Güney, Bilal İnci, Hakkı Kıvanç, Ahmet Koç, Bahri Özkan, Yusuf Sezer, Hasan Sur. Film ‘Bir adalet arayışı’ olarak değerlendirilebilir.
Yılmaz Güney filmde Siirt’te öğretmenlik yapan ‘Serçe Mehmed’ karakterini canlandırıyor. Eşi eşkıyalar tarafından kaçırılıyor. Eşi dokuz ay dağda eşkıyaların elinde kalıyor ve köye döndükten sonra yaşamına son veriyor. Serçe Mehmed ise öğretmenlikten istifa edip eşi için adalet arıyor ama sonunda kendisi de bir eşkıyaya dönüşüyor eşinin intikamını almak için. Eşkıyalar daha sonra köy ağası Osman’ın eşini de kaçırıp tecavüz ediyorlar. Osman Ağa, eşkıyaları cezalandırması için ‘Serçe Mehmet’i’ tutuyor. ‘Serçe Mehmet’ ‘eşkıya celladı’ olarak anılmaya başlıyor.
Filmde Yılmaz Güney bazı politik mesajlar da veriyor. Duvarlardaki ‘Ortanın solunda, halkın yolunda’, ‘Bozuk düzene son’ gibi afişler filmde yer alıyor. Filmdeki bir diğer mesaj ise duvara asılan bir ilanda görülüyor. İlan şöyle başlıyor: ’Karapınar köyünün ağasının oğli Osman Efendi dağlarda gezen ırzımızda namusumuzda gözleri olan eşkıyaların başına pere koymuştur.’
İlanda (Oğlu) ‘oğli’ olarak Kürtçe telaffuz ediliyor. ‘Pere’ ise ‘Para’nın Kürtçe telaffuzudur.
İsimleri yazılan eşkıya isimleri daha ilginçtir:
‘Ermeni Mısto için Onbin Lira’. ‘Mısto’ Mustafa isminin Kürtçe fonetiğe göre kısaltılmış şeklidir. Bir diğer eşkıya ismi daha ilginçtir. ‘Bekoyė Avan için üç bin Lira’. Bekoyė Avan, Xanĭ’nin ünlü Mem ū Zĭn adlı destanındaki kahramanlardan birisidir: Mem ile Zin’in kavuşmalarını engeller, Zin’in babası Mir ile Mem arasında bir satranç oyunu oynanmasını önerir ve Mem’e karşı bir kumpas kurar.Bu nedenle Mem’in arkadaşı Tacdin tarafından öldürülür. Bekoyė Avan Kürtler arasında ihanetle özdeşleşen bir isim haline gelir.
Burada önemli olan Yılmaz Güney’in filmde Bekoyė karakterini kullanmasıdır. Yılmaz Güney’in daha o zaman Bekoyė Avan’dan haberdar olması çok önemli bir nokta. Bir şekilde ‘Mem ū Zĭn’den haberdar olması O’nun Kürt tarihi ve Kürt kimliği ile ilgisini gösteriyor.
‘Mem ū Zĭn’ 1968 yılında Mehmet Emin Bozarslan tarafından çevriliyor ve Gün yayınevi tarafından basılıyor ve kısa bir süre sonra da toplatılıyor. Ümit Fırat, Gün Yayınları’nın sahibinin Muşlu, sol görüşlü bir Kürt olan Mehmet Ali Yalçın olduğunu söyledi.
Bir film eleştirmeni ve ayrıntılara çok dikkat eden bir izleyici olmasam da Yılmaz Güney’in ‘Aç Kurtlar’ filmi de dahil bazı filmlerinde Western etkisi görüyorum. ’Aç kurtlar’ kadına uygulanan şiddeti de bir şekilde yansıtıyor. Ali Uğur’un görüntü yönetmenliği çok çarpıcı ve başarılı. Bu filmi ve bazı diğer filmlerini izlediğimde Yılmaz Güney’in silahlı filmlerinde bir Clint Eastwood hayaleti görmüş gibi oluyorum. Temalar, görüntüler, müzik seçimi, başrol oyuncusunun karakterinde benzerlikler görüyorum.1967-1968’e kadar ABD’de gösterime giremeyen Eastwood’un bir filmi var: ‘The good, The Bad and the Ugly’ filmi ile ‘Aç Kurtlar’ı ard arda izleyince benzerlikler fark ediliyor.
‘Aç Kurtlar’ hakkında yazmaya başladıktan bir süre sonra Cemal Saygılı ile görüştüm. Saygılı, Yılmaz Güney’in ‘Clint Eastwood’u beğendiğini kendisine söylediğini’ anlatınca görüşümde haklılık payı olduğunu anladım.
**
Yılmaz Güney 1967’de Muş’ta askerlik yaparken annesi Güllü de Muş’a taşınmış. Bu arada Cemal Saygılı’nın girişimiyle hafta sonları ev iznine çıkar. Cemal saygılı Muş Lisesi’nde felsefe ve ilahiyat öğretmenidir:
’Bir gün Yılmaz’ın bir arkadaşı Herkül Milas Cemal hocaya gelir ve hafta sonları Yılmaz Güney’e ev izni almak için yardımcı olmasını ister. Cemal hoca bunu arkadaşlarıyla konuşurken aklına parlak bir fikir gelir; alay komutanının kızı Cemal hocanın talebesidir. Bunu vesile yaparak okul hocasının komutana gitmesi fikri ortaya atılır. Cemal hoca komutanın yanına çıkar der ki:-Sayın komutan biz okul sonu için bir müsamere yapacağız. Sizin kızınız da başrol oynayacak ve çok yeteneklidir. Ancak yardıma ihtiyacımız var, sanatçı Yılmaz güney yanınızda askerdir. O’na hafta sonu ev izni verseniz o bize yardımcı olur ve iyi bir müsamere yaparız ve iyi bir müsamere yaparız, der. Komutan Yılmaz’a ev izni verir. Düz Mahallesi’nde O’na bir ev tutulur. Her hafta sonu Yılmaz kışladan şehre gelince dostları kendisini görmeye, hayranları onunla tanışmaya gelirler. Cemal ile Yılmaz’ın yıllara dayanan dostlukları böyle başlar. ‘’ diyor.
Yılmaz o zaman da Kürt oluşunun bilincinde idi. ’Milli Mesele’yi ise sosyalizmin genel sorunları içinde sayan bir perspektifi vardı. Genel Türk solu içinde durmasına karşılık Kürt çevrelerinden haberdardı diyor.’
(Askere gelmeden önce İstanbul’da Kürt öğrencileri ile de temasları vardı. Nitekim Necmettin Büyükkaya ve Hikmet Bozçalı onun arkadaşı idiler. Daha sonraki yıllarda Kürt öğrencilere ve DDKO’ya maddi destekte bulunur.) (İkram Delen’in 25 Eylül 2023’te ‘Yılmaz Güney’in iki arkadaşı’ başlığıyla Facebook’ta yaptığı paylaşım)
**
YILMAZ GÜNEY VE KÜRTLER
Yılmaz Güney İstanbul’da iken Necmettin Büyükkaya ve Hikmet Bozçalı gibi İstanbul DDKD yöneticileriyle yakın ilişki içinde olur.
Mahmut Baksi, Necmettin Büyükkaya’ya atfen şunları yazıyor:
‘Necmettin Büyükkaya; Ben zamanında DDKO başkanıyken Yılmaz Güney bizlere maddi manevi yardımda bulunuyordu. Yılmaz hiç bir zaman kimliğini inkar etmedi. İki ay önce kendisini hapishanede ziyaret ettim, O özellikle Avrupa’da Kürt olarak tanınmak istiyor. Onu İstanbul'dan alıp Hakkari'ye nakletmek istiyoruz. Yılmaz bu konuda dilekçe bile vermiş. Ondan sonra bir gece yüz peşmergeyle hapishaneye baskın yapıp Yılmaz'ı kurtaracaz. Düşünsene, Yılmaz Güney elde silah Kürdistan dağlarında çarpışıyor... Müthiş bir şey! Yılmaz'ı sevenler dağa çıksın yeter. Kısa zamanda o dağları temizleriz sömürgecilerden.(Kürt Gözüyle Yılmaz Güney, Mahmut Baksi.S.37)
Celal Karahan, bir gün Leyla Ejder, Ümit Fırat ve İbrahim Güçlü’yü Yılmaz Güney’le tanıştırır İstanbul’da.
İbrahim Güçlü 26 Nisan 2026 tarihli bir yazısında yılmaz Güney’in Vefa semtindeki evinde gerçekleşen bu görüşme hakkında şunları söylüyor:
‘Ziyaretimiz Yılmaz Güney ve eşi Fatoş Güney’in balayından döndükleri güne denk geldi. Görüşme Ekim 1970’te başlayan DDKO operasyonlardan önceydi. Güney’in o gün yaptığı konuşma hafızamda yer etti. Yılmaz Güney şöyle dedi:’ Çok genç kardeşlerimiz Kürt millet meselesi çalışıyorlar ve fedakarlık yapıyorlar. Biz bu çalışmaların dışındayız. Biz vazifemizi yerine getirmiyoruz’
CEMAL SAYGILI-YILMAZ GÜNEY
Bu bilgileri üç aşağı beş yukarı Cemal saygılı da doğruladı görüşmemizde.
Cemal Saygılı şunları söyledi:
‘Ben muş Lisesi’nde öğretmendim. Yılmaz Güney de Muş’ta askerlik yapıyordu. ‘Aç Kurtlar’ filminin senaryosunu orada yazdı. Onunla birlikte askerlik yapan iki arkadaşı vardı. Necmettin Yazıcı ve Herkül Milas. Yılmaz Güney’in yeğeni Enver Pütün de benim öğrencimdi. Yılmaz Güney ‘Aç Kurtlar’ filmini çekmek istiyordu. Yılmaz Güney o zaman sol görüşlüydü ve maocuydu. Kürt olduğunun bilincindeydi. Herkül Milas Rum asıllıydı. Her Kül ve Necmettin benden kendilerine yardımcı olmamı istediler. Yılmaz Güney’in hafta sonları ev iznine çıkması için yardım istediler.
Alay komutanının kızı benim öğrencimdi. Ben komutana ‘ayıkla pirincin taşını’ adlı bir tiyatro oyunu oynayacağımızı, kızına da rol vereceğimizi söyledim. Böylelikle Yılmaz Güney’e ev izni aldık.
O zaman TİP’li biri daha vardı . Çerkezdi ve ismi Yahya idi. Nebahat Çehre de Muş’a geldi. Aç Kurtlar filminde Yılmaz Güney’in abisi ağa rolündeydi. Yeğeni Enver de filmde rol aldı. Bir gün ona sordum hangi aktörü beğeniyorsun diye. Bana ‘Clint Eastwood’ dedi.
Yılmaz Güney’i İstanbul’da Mecidiyeköy’deki film stüdyosunda da üç.-dört defa ziyaret ettim. O’nunla olan resimlerimizi ve diğer anılarımız 12 Eylül’den sonra Giresun’da kayınpederimin evinde çıkan yangında yok oldu maalesef.’
**
YILMAZ GÜNEY-RÜŞTÜ MÜTEVELİZADE
Rüştü Mütevelizade ile ‘Aç Kurtlar’ filmi ve kendisinin Yılmaz Güney ile ilişkileri hakkında çeşitlikereler görüştüm. Rüştü Mütevelizade o sırada Muş’ta Ziraat Lisesi’nde öğrenci ve Yılmaz Güney’in yeğeni Enver Pütün ile de arkadaş. Rüştü Mütevelizade, Enver Pütün vasıtasıyla Yılmaz Güney ile tanışıyor. Yılmaz Güney’i askerde iken sık sık ziyaret ediyor. Enver Pütün, Ali Pütün’ün oğlu (Yılmaz Güney’in abisi) ve Muş Lisesi’nde okuyor. Yılmaz Güney, Enver’e ‘Aç Kurtlar’ filminde rol verdikten sonra Enver soyadını ‘Güney’ yapıyor. Rüştü Mütevelizade 1968’de okulunu bitiriyor. Rüştü Mütevlizade ‘A. Kurtlar’ filminin kurban bayramı tatili sırasında çekildiğini ve Yılmaz Güney’in kahvede yanarak öldüğü sahne çekimini izlediğini belirtiyor.
Yılmaz Güney Ankara’da ve Kayseri’de hapiste iken de Mütevellizade tarafından sık sık ziyaret ediliyor. Yılmaz Güney Ankara’da hapiste iken siyasi mahkumların yemek ihtiyacını karşılıyor. Bir süre sonra Mütevelizade ve arkadaşları bu konuda Yılmaz Güney ile dayanışma için giriyorlar, Dört günlük yemek ihtiyacını Mütevellizade ve arkadaşları, üç gününü ise Yılmaz Güney karşılıyor.
Yılmaz Güney’in Yumurtalık hadisesinden sonra cezaevinde yazdığı bir manifesto var. Adından da anlaşılacağı üzere sol temali bir deklarasyon ve bunu Mütevelizade’ye verip belli başlı kişiler verip okumalarını , yapılan mitinglerde okunmasını sağlamasını istiyor. Mütevelizade bu ‘Manifesto’yu bazı kişilere okutuyor. Manifesto’da Yılmaz Güney, ‘Sovyetler Birliği’ni sosyal emperyalist’ olarak değerlendiriyor. Manifesto’u okuyanlardan birisi olan merhum Sıraç Bilgin beğenirken, merhum Necmettin Büyükkaya ise beğenmiyor. Büyükkaya, ‘Sovyetler’in sosyal-emperyalist olmadığı’ inancında. Mütevelizade Manifesto’yu merhum Yusuf Andiç’e veriyor ama araya giren zaman ve olaylar nedeniyle ‘Manifesto’yu geri alamıyor.Yılmaz Güney’in yeğeni ‘Göktürk Demirezen, Yılmaz Güney’in ‘manifestosu’nun ’17-18 sayfa olduğunu’ ve bunun Yusuf Andiç tarafından Komal-Rızgari yöneticilerine verilmiş olabileceğini söylüyor.
Yılmaz Güney ile Necmetin Büyükkaya arasında sıcak ilişkiler var. Büyükkaya Yılmaz Güney’, İmralı yarı açık cezaevinde ziyaret ediyor.Büyükkaya 24 Ocak 1984’te Diyarbekir’de cezaevinde işkenceyle öldürüldü. ‘Büyükkaya’nın ölüm haberini’de Rüştü Mütevelizade Yılmaz Güney’e bildiriyor. Yılmaz Güney Büyükkaya’nın öldürülmesinden büyük üzüntü duyuyor.
Yılmaz Güney İmralı’dan kaçtıktan sonra Mütevellizade’ye ablası Leyla Demirezen ile çocuklarını Adana’dan çıkarmasını istiyor. Para gönderiyor. Mütevellizade ‘bu paranın yarısı ile onlara İzmir’de ev aldım, yarısını da onlara verdim’ dedi görüşmemizde. Böylelikle Yılmaz Güney’in çok düşkün olduğu ablası Leyla ve çocukları Göktürk, Levent, Uğur ve Şule İzmir’e yerleşiyorlar.
**
Yılmaz Güney Paris’e yerleştikten sonra Kürtlerle olan ilişkileri daha da çeşitlendi ve gelişti. Düşünsel anlamda Yılmaz Güney tam bir Kürt ulusalcısı durumuna geldi. Kürdistan’ın bağımsızlığını ve özgürlüğünü savundu.
Paris Kürt Enstitüsü ve Kendal Nezan ile yakın ilişkiler içine girdi. Bu arada Lütfi Baksi, Orhan Kotan ve Mahmut Baksi gibi şahsiyetlerde 1983’te Paris’e gidip Güney’le görüştüler.
Yılmaz Güney, Kürt ve dünya sineması, Kürt edebiyatı için daha verimli olabileceği zamanda bu dünyadan göçtü.
Anısına saygıyla..
Resimler:Aç Kurtlar filminde Bekoyė Avan’ın adının yazılı olduğu liste.
Necmettin Büyükkaya, Turan Alişiroğlu’nun Yılmaz Güney’i İmrali yarı açık eczaevinde ziyaretleri.
Yılmaz Güney Muş’ta askerlik yaparken Rüştü Mütevlizade ile.
Yılmaz Güney ve Mahmut Baksi. 1983,Paris.
Son güncellenme: 11:41:51

































































































































































































