'Tartışan İki Kasap Arasında Koyunun Taraf Tutması Akıbetini Değiştirmez'

Her devletin kuruluşunda belirlenen kırmızı çizgileri vardır. Türkiye'nin de kuruluşundaki kırmızı çizgi etnik ve inançta tekçiliktir.
Bu güne kadar iç ve dış politikada ortaya çıkan bütün sorunların nedeni de zorla kabul ettirilmeye çalışılan bu kırmızı çizgidir.
Oluşturulan hukuk sisteminde de etnik ve inançta farklı olanlar için eşitlik ve demokrasiye yer verilmemiştir....
Türkiye'de siyasi partiler seçim öncesi ne söylerlerse söylensinler, ne vaat yaparlarsa yapsınlar seçimleri kazanıp iktidara gelince kırmızı çizginin belirlediği esaslara uymak zorundadır, dışına çıkamazlar....
Bu nedenle tekçi partilerin iktidar mücadelelerinde ilkesiz tercih yaparak birini diğerine göre tercih etmenin demokrasi ve hukuk mücadelesine en ufak bir yararı olmaz....
Günümüzde AKP ve CHP biri sağ, diğeri sol görünümlü iki parti olmasına rağmen ülkedeki tekçi anlayışın dışında kalan etnik ve inanç farklılıkları söz konusu olduğunda tavırları ortaktır. Ayrıları-gayrıları yoktur. Aralarındaki iktidar mücadelesine demokrasiden, hukuktan yana gibi farklı anlamlar yüklemeye gerek yok.
Sınır Ötesi Operasyonlarda olduğu gibi gerektiğinde el ele vererek anayasaya aykırı olduğu bu bile bile birlikte hareket ederler....
Kürdlerin kendi ulusal sorunlarının çözümü için birlik olmaları gerekirken Öcalan ve Demirtaş kullanılarak AKP ve CHP arasında bölünmeleri isteniyor. Bu yetmezmiş gibi şimdi Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında taraf olup tercih yapmaları bekleniyor....
Yapılan usulsüzlüklerden kaynaklanan CHP'nin iç sorununu demokrasi ve hukuk sorunu olarak değerlendirenler önce Kılıçdaroğlu ile Özgür Özer'in demokrasi ve hukuk konusunda ne farkları var onu ortaya koysunlar....
CHP tekçi anlayışın, ötekileştirmenin ve asimilasyon politikasının mimarı olan bir parti olduğunu unutmamak gerekir. Kuruluşundan bu yana Türkiye değişti, dünya değişti CHP değişmedi....
Şimdi bu parti ile ilgili mahkemenim aldığı mutlak butlan kararı sonrası kimin genel başkan olacağı demokrasinin mi yoksa hukukun sorunumu?
Hukukun değil demokrasi sorunu diyenler önce Andımız Marşı'nı ilk okullarda yeniden okutmak isteyen bir parti insan haklarından ve demokrasiden yana olabilir mi sorusuna yanıt vermeli.
Seçimde "AKP-MHP faşizmine kaybettireceğiz" deniyordu. Ankara B. B. Başkanlığı seçiminde olduğu gibi MHP kökenli iki aday arasında (Melih Gökçek ile Mansur Yavaş) arasında tercih yapmanın antifaşist ve demokrasi mücadelesi ile ne ilgisi var?....
Kemal Kılıçdaroğlu'nun başta 90'lı yılların İçişleri Bakanı Meral Akşener'in İYİ Parti olmak üzere TBMM'ne taşıdığı partiler ne çabuk unutuldu? Özgür Özel o dönem partide genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü değil miydi? Neden itiraz etmedi?....
Bazı siyasiler ilkesiz politika (popülist) yapanlar Ankara'dan Edirne'ye Bozkurt işareti yaparak yürüyen Kılıçdaroğlu'na "Yürü bay Kemal seninleyiz" dedi. Kılıcdaroğlu'nun neden ve kimlerin hukuku için yürüdüğü hala anlaşılmadı mı?
CHP'nin kurultayında usulsüzlük yapıldı mı, yapılmadı mı? Aynı şekilde CHP'li belediyelerinde yolsuzluk var mı yok mu bu konular hukukun sorunudur. Demokrasi ve adalet için mücadele edilmek isteniyorsa ötekileştirmeye karşı demokrasiyi ve eşitliği savunmak için, belediyelere atanan kayyumlara karşı hak ve adaleti savunarak mücadele edilir....
CHP'yi bu duruma getiren çağın gerisinde kalan kuruluş ilkelerine olan bağlılığıdır. Bunu ne Kılıçdaroğlu, ne Özgür Özel ne de bir başkası değiştirebilir....
Türkiye'de barışın, demokrasinin ve hukukun egemen olması için partiler ile ilkeli olmak şartı ile ittifak kurulabilir. İlkeli mücadele yoksa Sümer atasözünde olduğu gibi "TARTIŞAN İKİ KASAP ARASINDA KOYUNUN TARAF TUTMASI AKİBETİNİ DEĞİŞTİRMEZ"....
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 17:16:07
































































































































































































