DEM Parti'den iktidara İlham Ahmed çağrısı: Türkiye'ye gelişini kolaylaştırın
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Çözüm süreci, İmralı görüşmeleri ve yeni yargı paketine değinen Bakırhan, Rojava Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in İstanbul’da düzenlenecek konferansa davet edildiğini ancak henüz Türkiye tarafından olumlu dönüş sağlanmadığını söyledi
Bakırhan, İlham Ahmed’in Türkiye’ye girişi için iktidarın engelleyici değil, yapıcı bir rol üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Konuşmasında Rojava ile ilişkilerde diyaloğun önemine dikkat çeken Bakırhan, bölgeden Türkiye’ye uzanan bir "dostluk eli" olduğunu belirtti. İlham Ahmed’in, DEM Parti tarafından bu hafta sonu İstanbul’da düzenlenecek uluslararası bir konferansa davet edildiğini hatırlayan Bakırhan, iktidara şu çağrıda bulundu:
"İlham Ahmed davetimize katılacağını belirtmişti ancak henüz bu konuda resmi makamlardan bir dönüş sağlanmadı. Biz olumlu bir adım bekliyoruz. İlham Ahmed Türkiye'ye gelsin; Kuzeydoğu Suriye hakkında sorusu, endişesi olanlar yüz yüze sorsun. Diplomasi ve diyalog tam da bunun için vardır. Çözümden kaçmak, uzatılan eli havada bırakmak kimseye kazandırmaz. Aksine diyalog kurmak hem bölgeyi hem de hepimizi rahatlatır. Bu nedenle İlham Ahmed'in Türkiye'ye gelişi için iktidarın kolaylaştırıcı bir tutum oynamasını bekliyoruz."
İmralı tutanakları şeffaf bir şekilde açıklansın
Milli Birlik Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmeyi "çözüm aklının başarısı" olarak nitelendiren Bakırhan, ziyaret öncesinde üretilen "kıyamet senaryolarının" boşa çıktığını söyledi. "Heyet adaya gidince ne oldu? Kıyamet mi koptu? Demek ki korkular yersizmiş" diyen Bakırhan, sürecin şeffaf yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Komisyonun 4 Aralık'ta yeniden toplanacağını hatırlatan Bakırhan, görüşme tutanaklarının gizli kalmaması gerektiğini belirterek, "Tutanakların kamuoyuyla paylaşılmasını, şeffaflığın sağlanmasını ve toplumun orada ne tartışıldığını kendi gözleriyle okumasını istiyoruz. Türkiye barış için sözünü söyledi, artık bu sözleri somut adımlarla hayata geçirme zamanıdır" ifadelerini kullandı.
Yargı paketine “ayrımcılık” eleştirisi
Meclis gündemine gelmesi beklenen 11. Yargı Paketi’ni sert sözlerle eleştiren Bakırhan, düzenlemenin beklentileri karşılamaktan uzak ve ayrımcı olduğunu söyledi.
Geçmişteki "Covid affı" düzenlemesinde olduğu gibi, siyasi mahkumların kapsam dışı bırakılmasına tepki gösteren Bakırhan, şunları söyledi:
"Toplumda her yargı paketiyle bir umut oluşuyor ancak iktidar aynı ayrımcı yaklaşımı sürdürüyor. Düşünceleri, siyasi faaliyetleri ve kimlikleri nedeniyle cezaevinde tutulan Kürtler, devrimciler, gazeteciler ve öğrenciler yine kapsam dışı bırakılacak. Bu on binlerce siyasi tutsağın görmezden gelinmesidir."
Pakette yer alan "erişim engeli ve bant daraltma" maddelerine de değinen Bakırhan, bu düzenlemeleri ifade ve basın özgürlüğüne doğrudan bir müdahale olarak yorumladı ve "Yargının keyfi şekilde erişim engeli getirebileceği bu yasayı kabul etmeyeceğiz" dedi.
Özgür Özel'e yanıt
DEM Parti, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kurultay konuşmasında kullandığı “Stockholm sendromu” ve “Celladınıza aşık olmayın” ifadelerine de yanıt verdi.
Bakırhan: ‘’Biz ortak paydaları büyütmeye çalışırken ana muhalefet partisinin lideri, partimize ve tabanımıza bazı ithamlarda bulunuyor. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Özel, kurultay kürsüsünden bize “Stockholm sendromu” teşhisi koyuyor, “Celladına aşık olmayın” diyor. Biz de soruyoruz: Biz Meclis’te barış için yasa konuşurken, sokaklarda barışı toplumsallaştırırken, siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler kullanıyorsunuz? Sözü çözüm için kurmak varken, ucuz polemikler ve anlamsız kavgalara başvurmak siyasetsizliktir.
'Cellatlığımıza soyunan çok oldu ama...'
Biz demokratik siyasi çözümü esas alan mücadele ve müzakere partisiyiz. Halkımız barış içinde eşit ve özgür yaşamak istiyor. Böyle bir halkı sendromla itham etmek demokratik siyaset midir? Kürt halkına saygı duymak bu mudur? Biz bu coğrafyada halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler olarak celladı iyi tanırız. Cellatları mezarlıklarımızdan, faili meçhullerden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz o zindanlardan iyi biliriz. Kimse bu hafızanın üzerine ucuz metaforlarla yaklaşmasın. Cellatlığımıza soyunan çok oldu, haklısınız, ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecek.
'Hepiniz borçlu çıkarsınız'
Herkes çok iyi bilsin ki “cellat” defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız. Herkesi polemikçi ve tutarsız dilden vazgeçmeye; çözüme ve barışa katkı sunmaya çağırıyorum. Açık konuşun. Bu sorunun çözümünün karşısındaysanız, sağa sola çekmeden, yaftalamadan sözünüzü söyleyin. Ana muhalefet partisi süreç karşıtlarının çekim merkezi olmaya adaysa büyük bir yanlış yapar. Buradan iktidara yürürüm stratejisini düşünüyorsa kaybeder.
Bu vesileyle bir kez daha CHP Genel Başkanlığına seçilen Sayın Özgür Özel’i tebrik ediyoruz. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerine, yüz yıllık meselenin çözümünde ellerini taşın altına koymaya, sorumluluk ve inisiyatif almaya çağırıyorum. Barışa ve çözüme ortak olan kazanır.’’ İfadlerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 39’uncu Olağan Kurultayı’nda yaptığı konuşmada "Stockholm sendromu" benzetmesinde bulunmuştu. Özel, şunları söylemişti: "Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum."
Son güncellenme: 01:14:41