Çıkarılacak Olan Yasa ile Birlikte Kürd Sorununda Sadece Kendisinin Muhatap Alınmasını İstiyor

10 Ağustos 2026 - 10:32
10 Ağustos 2026 - 10:45
 0
Çıkarılacak Olan Yasa ile Birlikte Kürd Sorununda Sadece Kendisinin Muhatap Alınmasını İstiyor
Temsili/ Yapay Zeka

Paylaşım savaşı sonrası Ortadoğu'da kurulu olan statü etnik ve inanç farklılıkların yarattığı sorunlar ve emperyalist sistemin kendi içindeki sorunlar ile birleşince artık sürdürülemiyor. Kısaca dünya eski dünya olmadığı gibi Ortadoğu'da eski Ortadoğu değil.

Ortadoğu'da gelişmelere hazırlanan Türkiye  hazırlanan yasa ile birlikte kendi Kürd'ünün olduğu gibi komşunun Kürd'ünün de kazanımları olsun istenmiyor.

Güce dayalı özünde insan ve insan haklarını temel almayan, adına barış, demokrasi diyerek ideolojik ve inanç ile yapılan süslemelerle, halkların ya da ümmetin kardeşliği masalları ile ezen ve ezilen ulus arasındaki sorunlara çözüm olmuyor...

Osmanlı'nın son günlerinden bu güne kadar batılılaşmak isteyen Türkiye'nin önündeki en büyük engelin Kürd sorunu olduğunu unutmayalım. Kürd sorununu eşitlik ve demokrasi esas alarak çözmek yerine, NATO üyesi Türkiye, batılılaşmaktan vazgeçip Ortadoğu ülkesi haline gelmek için Hindistan ile sınır sorunları olan Pakistan ve İran ile mezhep sorunları olan Suudi Arabistan ile "Mekke Anlaşması" imzalanıyor....

Devlet olmaya karşı çıkılabilir ve anarşistler gibi devletsizlik  savunulabilir. Ancak devlet karşıtı olmakla birlikte ezilen bir ulusun ulusal sorunlarına da karşı çıkmak birlikte değerlendirilip reddedilemez. Kürdistan'ı bölen ülkelere karşı olmayan Öcalan'ın devlet karşıtlığı sadece Kürdler için geçerlidir.

 Ayrıca ulusal sorun sadece burjuvazinin kendi pazarını oluşturmak sorunu değildir. Ulusal sorun aynı zamanda bir halkın kendi geleceğini belirleme ve kendi kendini yönetme hakkı gibi taleplerini barındıran sorunudur. Bunun karşılığı da ayrı devlet olmak, birlikte federasyon veya en azından otonomi gibi statü sahibi olma talebidir. Öcalan 60-70 milyonluk Kürd halkına statüsüz Türk, Arap ve Fars halkları içinde entegre olmasını savunuyor. Kürd halkının istediği ise bu halklarla eşit olmak. Kürdlere statü tanınmasın diye Öcalan'ın kulağa hoş gelen "Demokratik Konfederalizm", "Demokratik Toplum" gibi savunduğu tezlerin  dünyada en son uygulanabileceği yerler Türkiye, İran, Suriye ve Irak'tır. Klasik sömürge anlayışından bile daha gerisinde bulunan Kürdistan'da Kürd halkının görevi Türkiye, İran, Irak ve Suriye'yi demokratikleştirmek değil kendi ulusal haklarını korumaktır....

Tarihten habersiz olanların savunduğu gibi Kürd sorunu Öcalan ile başlamadı Osmanlı'dan beri var olan bu sorun Öcalan'ın PKK'nin bitirdiği gibi bitti demesi ile de bitmez....

Öcalan devlet adına Kürdlerle pazarlık yapmakla görevli birisidir.  Kürd sorunu ile ilgili çözüm diyerek ortaya attığı görüşler Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri var olan devletin görüşlerdir. Öcalan'ın devlet, federasyon otonomi gibi hakları sadece Kürdler için reddetmesi Kürdlere uygulanan asimile politikasının devamıdır. Var olan sorunlar bu bakış açısı ile yüz yıldır çözülemediği gibi bir yüz daha sürdürülürse  çözülemez....

Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de Kürdlerin statü sahibi olmasına karşı çıkıp, yerine Türk, Arap ve Pers halkı içinde entegre edilmesini savunmak aslında Kürdlerin asimile edilerek Türk, Arap ve Pers  olmasını savunmaktan başka bir şey değildir....

Devlet Bahçeli  "Kurucu Önder" diye kendine Öcalan'ı muhatap seçiyor. Seçebilir ve Bahçeli Öcalan ile yetinebilir. Ancak sorunların kalıcı çözümü isteniyorsa  muhatap alınması gereken  her zaman Kürd halk olmalı. Öcalan ile Türkiye'nin PKK ve terör sorunu çözülür, ancak  Kürd sorunu çözülmez.

Kürd halkına yapılan baskılara değinen Bülent Arınç empati yaparak "Bu baskılar bana yapılsaydı ben de dağa çıkardım" diyerek belirttiği akıllardadır. Öncelikle bilinmesi gereken dağa çıkanlar Öcalan için çıkmadı. İnsanların dağa çıkmasına neden olan sorunlara rağmen Kürd halkı Türk halkını sorumlu  tutmadı. Sorunların tartışarak çözüme kavuşturulmasını her zaman tercih etti. Savaşın ağır bedelini ödeyen Kürd halkı  sorunlarını barış içinde çözmek istiyor. Ancak silahların susmasını Kürd halkı gibi Türk halkının da istemesi gerekiyordu. Yasaya gösterilen tepkilere bakınca bu güne kadar empoze edilen bölünme fobisi ile Kürd halkının ötekileştirilmesinin etkisinin devem ettiğini görmek mümkün. Anlaşılan Türk halkı çıkarılacak olan yasaya  yeterince hazırlanmamış veya hazırlanmasına gerek görülmediği anlaşılıyor. Bu konu ve nedenleri üzerinde de durulması gerekiyor....

Kürd halkına acı, kaos ve yıkımdan başka bir şey bırakmayan  Hendek Savaşı'nda olduğu gibi yürütülen Kirli Savaş ve yapılan sivil halka yönelik terör eylemleri  ile ulusal mücadele  kirletilmek istendi. Başlatılan süreç ve çıkarılması istenen yasa ile birlikte bundan sonra ulusal mücadelenin kirletilmesine izin vermemek gerekiyor. Sivil halka yönelik yapılan terör eylemlerinin sorumlusu Kürd halkı değil Öcalan ve onun her dediğini yapan özel ekibidir....

Çıkarılacak olan yasa ile ilgili İRA,ETA ve FARC gibi örgütlerden örnekler vermeye de gerek yok. Örnek verilen örgütlerin yaptığı anlaşmalarda karar veren tek başına liderler değil örgüttür.

PKK içerisinde sürekli sözü edilen "Önderlik Kurumu" bir partide olması gereken ilkeleri ile izlenecek siyaseti belirleyen merkez yürütme kurulu gibi değildir. PKK’de önderlik denilen kurum  örgütü temsil eden, karar veren organ olarak tanıtılsa da bu organ tek başına Öcalan'dır. Bu bilindiği halde Bahçeli Öcalan'ı Kurucu Önder diye yetkilendirilsin istiyor.

Öcalan İmralı Adası'nda olmasına rağmen örgüte ateşkes yaptıran, istenildiğinde ateşkesi sonlandırıp (2005'te olduğu gibi) manevi oğlum dediği kişiyi kendi adına yetkilendirip Kandil'e gönderip silahlı mücadeleye başlamasına karar verebildiği gibi PKK'yi feshedebiliyor. Böyle bir lidere sahip olan örgütün dünyada başka bir örneği yok....

Öcalan'ın bütün engel olma çabalarına rağmen Güney Kürdistan'daki kazanımlar ve  Ortadoğu'daki gelişmeler ile birlikte Kürdler arasında ulusal bilinç yükseliyor. Artık "Türk olmak şartı ile" vatandaş sayılmak Kürdlere yetmiyor. Kürdler Türk'ler ile "sözde değil" hayatın her alanında eşit haklara sahip olmak istiyor....

Türkiye'de parlamenter, ya da başkanlık sistemi  ile yönetilmesinin tartışıldığı dönemde doğru ulusal ilkeler ile siyaset yapılsaydı Kürdler adına ulusal anlamda bazı haklar elde edilebilirdi. Ancak Öcalan'ın manevi oğlum dediği S.S.Önder'in ortaya attığı "Seni başkan yaptırmayacağız" söylemi ile iktidar partisi ile olası bir ittifakın kapısını kapatan "Al özerliği, ver başkanlığı" söylemi ile reddedildi. Bu gün kısmi af yasasını çıkaran AKP ile MHP ittifakının yolunu açtı....

Öcalan'ın görüşünün alındığı, DEM Parti Eş Başkanları Tuncer Bakırhan, Tülay Hatimoğulları ile iki eski eş başkan Pervin Buldan ve Mithat Sancar'ın (Partiye atanan eski ve yeni başkanlar Guguk kuşu yavruları gibi, biri Türk, üçü Arap)  imzaladıkları  yasa ile PKK/KCK'nın terör örgütü olduğunu kabul ediyorlar....

MGK'nda görüşüldükten ve Cumhur Başkanı'nı imzaladıktan sonra uygulanacak olan "Terörsüz Türkiye" için çıkarılan yasada anadilde eğitim dahil Kürd ulusal taleplerine yer verilmemiş.

"Allah Erdoğan’a, Bahçeli’ye ve Öcalan'a uzun ve sağlıklı ömürler versin”, ya da "Öcalan umuda, Ahmet'ler göreve, Demirtaş evine dönmeli" diyerek söylenen temenniler ile terör sorunu çözülür. Öcalan'ın önerdiği kendisine bağlı PKK'lilerin şartlı affedilir ancak söylendiği gibi yasal zeminde demokratik siyasetin önünün açılmasını, ulusal talepleri bir tarafa bırakalım Kürd halkının varlığından bile söz edilmiyor.

Sırtını devlete dayayan Öcalan'ın bırakılsa bile İmralı Adası'ndan çıkmayacağını biliyoruz. Çıkarılacak olan kısmi af yasasından yıllar önce PKK'den ayrılanlar yararlanamıyor. Daha önceki bir yazımda belirttiğim gibi 2005 yılında Öcalan'dan önce, Kandil’de yapılan toplantıda  ölümü göze alarak silahlı mücadelenin miadını doldurduğunu, sonlandırılması ve yasal yollara dönülmesini  savunan ve bu nedenle PKK'den ayrılan örgüt içerisindeki Merkez Konsey'de yer alanlar dahil, her kademeden önemli bir grup (2000 kişilik)  kısmi affın yasasının dışında tutulmuş. Hatırlanacağı gibi Öcalan'a ve İmralı'dan yürüttüğü Kirli Savaşa karşı çıkarak bu gurupta yer alan,77 yılından beri tanıdığım Faysal Dunlayıcı aracının altına konulan bomba ile Süleymaniye'de koruması ile birlikte,5 nolu cezaevinde birlikte yattığım Hikmet Fidan tek kurşun ile Diyarbakır'da infaz edildiler. Hikmet Fidan'ın naaşını kaldırmak için Amed Belediyesi ambulans dahi vermemişti....

Bazı yorumcuları yaptığı gibi yasa sadece Demirtaş üzerinden değerlendirilmemeli. Demirtaş gibi çıkacak olan yasadan faydalanması gereken ama dışlanan binlerce insan var. PKK'liler gibi  PKK'den ayrılıp çeşitli Avrupa ülkelerinde yaşayan Fuat Çavgun ve Selim Çürükkaya gibi Öcalan’a, verilen silahlı mücadeleye muhalefet eden herkes yararlanmalı....

Yeni yasadan anlaşılan devletin aldığı kararları Kürdlere uygulatmakla görevli Öcalan Kürd sorununda kendisinin dışında kimsenin muhatap alınmasını istemiyor. PKK açısından önemli bir tarih olan 2005 yılı ve öncesi Öcalan'a muhalefet eden kişilerin çıkarılacak olan yasadan yararlanarak ülkeye dönüp yasal siyaset yapabilmeli....

 

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 182 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 10:45:48