DEM Partili Oluç: Bin kişi silah bıraksa ne olacağı belli değil

DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, çözüm sürecinin kalıcı hale gelmesi için silah bırakan örgüt mensuplarının toplumsal yaşama katılımını düzenleyecek kapsamlı bir "kök yasa" çıkarılması gerektiğini söyledi. Sürecin yalnızca silah bırakma meselesinden ibaret olmadığını vurgulayan Oluç, anayasal reformdan Kürtçe üzerindeki kısıtlamalara, Abdullah Öcalan'ın hukuki statüsünden siyasi tutukluların durumuna kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

27 Haziran 2026 - 13:08
27 Haziran 2026 - 13:08
 0
DEM Partili Oluç: Bin kişi silah bıraksa ne olacağı belli değil

Türkiye'de yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşen çözüm süreci tartışmalarında gözler, Meclis'te hazırlanması beklenen yasal düzenlemeye çevrilirken, DEM Parti Antalya Milletvekili ve TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Üyesi Saruhan Oluç, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için kapsamlı bir "kök yasa" çıkarılmasının zorunlu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak yasal çerçevenin en kısa sürede Meclis'e sunulacağı" yönündeki açıklamaları sonrasında konuşan Oluç, silah bırakan örgüt mensuplarının geleceğini belirleyecek hukuki altyapının henüz bulunmadığını belirterek, bunun çözüm sürecindeki en kritik eksiklik olduğunu ifade etti.

Rûdaw'a değerlendirmelerde bulunan Oluç, Meclis'te üzerinde çalışılan düzenlemenin yalnızca güvenlik boyutunu değil, silah bırakan kişilerin sosyal, ekonomik ve siyasal yaşama nasıl dahil olacağını belirleyen bir geçiş hukuku niteliğinde olması gerektiğini dile getirdi.

"Silah bırakmak tek başına yeterli değil"

Silah bırakma sürecinin hukuki güvencelerle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Oluç, aksi halde sürecin sürdürülebilir olmayacağını söyledi.

Bugüne kadar böyle bir yasal altyapının oluşturulmadığını ifade eden Oluç, silah bırakan kişilerin hangi hukuki prosedürlerden geçeceği, hangi haklara sahip olacağı ve toplumsal yaşama nasıl entegre edileceğinin açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Oluç, "Bugün bin kişi silah bıraktığını açıklasa, bu kişilerin nasıl bir hukuki süreçten geçeceği, nerede yaşayacağı, çalışma hayatına nasıl katılacağı ya da hangi kurumların sorumluluk üstleneceği belli değil. Böyle bir belirsizlik varken sürecin sağlıklı ilerlemesi mümkün değildir. Bu nedenle kök yasa dediğimiz geçiş hukukunun oluşturulması kaçınılmazdır" dedi.

Meclis'te uzlaşı arayışı sürüyor

DEM Parti'nin yasa hazırlıkları kapsamında siyasi partilerle temaslarını sürdürdüğünü belirten Oluç, AK Parti ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini, diğer siyasi partilerle de istişarelerin devam edeceğini söyledi.

Yasal düzenleme konusunda siyasi partiler arasında ön mutabakat sağlanmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Oluç, uzlaşının komisyon ve Genel Kurul süreçlerini hızlandıracağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti yöneticilerinin son açıklamalarının da Meclis tatile girmeden önce düzenlemenin gündeme alınacağı yönünde bir iradenin oluştuğunu gösterdiğini dile getiren Oluç, "Biz de bu iradeyi olumlu buluyoruz. Önemli olan içeriğin ortak akılla şekillenmesi ve toplumsal barışı güçlendirecek bir metnin ortaya çıkmasıdır" diye konuştu.

"Kürt sorunu sadece silah meselesi değil"

İktidarın zaman zaman çözüm sürecini yalnızca silahların bırakılması ekseninde değerlendirdiğini belirten Oluç, Kürt sorununun bundan çok daha kapsamlı bir mesele olduğunu söyledi.

Kürt vatandaşların uzun yıllardır dile getirdiği kimlik, kültürel haklar, yerel demokrasi ve anadilde eğitim taleplerinin çözüm sürecinin asli unsurları olduğunu vurgulayan Oluç, bazı düzenlemelerin yasa değişiklikleriyle yapılabileceğini ancak temel hakların anayasal güvence gerektirdiğini ifade etti.

Kürtçenin kamusal alanda kullanımının yasal düzenlemelerle mümkün olabileceğini söyleyen Oluç, anadilde eğitim, yerel demokrasi ve kimlik haklarının ise ancak demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yeni bir anayasa ile güvence altına alınabileceğini dile getirdi.

Kürtçe tartışmaları ve Meclis İçtüzüğü

DEM Parti'nin son dönemde Meclis tutanaklarında Kürtçe ifadelerin çıkarılmasına ilişkin verdiği soru önergesini de değerlendiren Oluç, bunun çözüm süreci açısından olumsuz bir görüntü oluşturduğunu söyledi.

Meclis İçtüzüğü'nün yalnızca Türkçe tutanak tutulmasına izin verdiğini hatırlatan Oluç, gerçek bir normalleşme için içtüzükte de değişiklik yapılması gerektiğini belirtti.

İktidarın sembolik adımlar konusunda çekingen davrandığını savunan Oluç, buna rağmen Kürtçenin kamusal görünürlüğünü artıracak düzenlemelerin toplumsal güveni güçlendireceğini ifade etti.

Öcalan'ın hukuki statüsü tartışması

Sürecin önemli başlıklarından birinin Abdullah Öcalan'ın konumu olduğunu belirten Oluç, Öcalan'ın PKK tarafından "başmüzakereci" olarak tanımlandığını ve bu durumun hukuki bir zemine oturtulması gerektiğini söyledi.

Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının genişletilmesinin sürecin başarıya ulaşması açısından önemli olduğunu savunan Oluç, gazeteciler, akademisyenler, kanaat önderleri ve siyasi aktörlerle görüşebilmesinin müzakere sürecine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Ayrıca örgüt ile iletişim kanallarının açık tutulmasının da silahsızlanma ve demokratik entegrasyon sürecinin sağlıklı yürütülmesi açısından gerekli olduğunu ifade etti.

Demirtaş ve Yüksekdağ için AİHM kararlarını hatırlattı

Siyasi tutukluların durumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Oluç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Selahattin Demirtaş hakkında verdiği tahliye kararlarının uygulanmadığını söyledi.

Bu kararların yalnızca Demirtaş'ı değil, Figen Yüksekdağ ile Kobani Davası kapsamında tutuklu bulunan diğer isimleri de kapsadığını belirten Oluç, çözüm sürecinin ilerlemesi halinde bu kişilerin de serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Sürecin demokratik siyaset alanını genişletmesi gerektiğini dile getiren Oluç, seçilmiş siyasetçilerin yeniden siyasi faaliyetlerine dönebilmelerinin toplumsal barış açısından önemli olduğunu ifade etti.

Çözüm sürecinde kritik eşik

Saruhan Oluç'a göre Türkiye'de çözüm süreci, silah bırakmanın ötesine geçen kapsamlı bir hukuki ve siyasi dönüşümü zorunlu kılıyor. DEM Parti, Meclis'te çıkarılacak çerçeve yasanın yalnızca silahsızlanmayı değil, toplumsal entegrasyonu, demokratikleşmeyi ve ilerleyen dönemde anayasal reformları da kapsayan yeni bir dönemin başlangıcı olması gerektiğini savunuyor.

Meclis'in yaz tatiline girmesinden önce gündeme gelmesi beklenen düzenlemenin, çözüm sürecinin geleceği açısından belirleyici adımlardan biri olması bekleniyor.

 

Bu haber toplam 1056 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:09:51