Hiwa Osman: 'Önce istikrar' yaklaşımı Suriye için tehlikeli bir yanılsama
Eski Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin medya danışmanı Hiwa Osman, Suriye’de “önce istikrar” anlayışıyla yürütülen normalleşme sürecinin kalıcı çözüm getirmeyeceğini söyledi. Osman’a göre, ulusal uzlaşı sağlanmadan atılacak adımlar, meşruiyet sorununun üzerini örtebilir ancak krizi çözmez.

Gazeteci ve yorumcu Hiwa Osman, Suriye’de Şam yönetimi ile Kürtler arasında varılan son anlaşmanın uluslararası çevrelerde “istikrara doğru adım” olarak karşılanmasına rağmen, bunun tek başına ülkenin derin yapısal sorunlarını çözemeyeceğini belirtti. Osman, Batı’nın Suriye politikasının “parçalanma geçici, merkezileşme çözüm” varsayımına dayandığını, ancak bu yaklaşımın tehlikeli olduğunu ifade etti.
“Tüm topluluklar silahlı yapıların baskısını hissetti”
Osman’a göre, geçiş sürecindeki Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın yurt dışındaki diplomatik söylemi ile ülke içindeki tablo arasında belirgin bir fark var. Bir yıllık diplomatik açılımın aksine, sahada korku, güvensizlik ve toplumsal kaygıların arttığı bir Suriye ortaya çıktı.
Yazıda, ülkedeki büyük toplulukların tamamının silahlı güçler ve milis yapıların baskısını hissettiği savunuluyor. Dürzi toplumunun tarihinde görülmemiş ölçüde konsolide ve tedirgin olduğu, bazı kesimlerin açık şekilde İsrail’den koruma talep etmesinin devletin güvenlik sağlama kapasitesine yönelik güvensizliği gösterdiği ifade ediliyor.
Alevilerin ise modern tarihlerindeki en kırılgan dönemden geçtiği ve misilleme korkusuyla dış koruma arayışına yöneldiği belirtiliyor.
Kürt meselesi uluslararasılaştı
Osman’a göre Kürt meselesi artık Suriye’nin iç meselesi olmaktan çıktı. Suriyeli Kürtler kendilerini yalnızca Şam’la müzakere eden bir azınlık olarak değil, Orta Doğu ve Avrupa’ya uzanan daha geniş bir Kürt blokunun parçası olarak görüyor.
Avrupa ve bölgedeki protestoların bu dönüşümü yansıttığını belirten Osman, sahadaki şiddet ve kullanılan söylemlerin tarihsel hafızayı harekete geçirdiğini kaydetti. Yazıda, bazı resmi söylemlerin Saddam Hüseyin dönemindeki Enfal operasyonlarını çağrıştırdığı ve bunun Kürt meselesini daha da uluslararası bir boyuta taşıdığı öne sürüldü.
Sünni alan da parçalı
Osman, Suriye’deki Sünni çoğunluğun da homojen bir yapı oluşturmadığını savundu. Kuzeyde Türkiye etkisi, güneyde ise Şara yönetimi ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle şekillenen iki ayrı siyasi alan bulunduğunu belirtti.
“Koşulsuz normalleşme meşruiyet üretmez”
Osman, yaptırımların büyük ölçüde devam ettiği ve ekonomik kaynakların sınırlı olduğu bir dönemde dahi bu düzeyde parçalanma yaşandığını hatırlatarak, yaptırımlar kalktığında ve kaynak akışı başladığında siyasi güvenceler olmadan daha büyük sorunlar doğabileceği uyarısında bulundu.
“Koşulsuz normalleşme devlet inşa etmez; meşruiyetsiz gücü pekiştirir” diyen Osman, Şam yönetimiyle ilişkilerin normalleşmesinden önce ulusal uzlaşının şart koşulması gerektiğini savundu.
Ulusal uzlaşı çağrısı
Osman’a göre kalıcı istikrarın ön şartı; anayasal güvenceler, hukukun üstünlüğü, kolektif cezalandırmaya karşı koruma mekanizmaları ve toplum ile devlet arasındaki güveni yeniden tesis edecek adımların atılması.
“İstikrar uzlaşmanın önüne geçemez; ancak onun sonucu olabilir” diyen Osman, aksi halde yeniden birleşme söylemlerinin diplomatik bir vitrin olmaktan öteye geçmeyeceğini ifade etti.
Son güncellenme: 12:05:16
































































































































































































