Michael Leezenberg: Kürtlerin 17. yüzyıldan itibaren yazılı bilimsel geleneği var
Hollandalı filozof Michael Leezenberg, Kazakistan'ın Almatı kentinde düzenlenen Kürt tarihi, dili ve edebiyatı konferansında, Kürtlerin 17. yüzyıldan itibaren medrese temelli yazılı ve bilimsel bir geleneğe sahip olduğunu söyledi. Leezenberg, Kürt tarihinin ve edebiyatının yalnızca folklor üzerinden ele alınmasını eleştirirken, Ahmedê Xanî'nin Mem û Zîn eserinin de klasik Fars medeniyeti ve daha geniş kozmopolit bir edebiyat bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Kazakistan'ın Almatı kentinde Kürt tarihi, dili ve edebiyatına ilişkin önemli bir konferans düzenlendi. Kürdistan, Avrupa ve Kazakistan'dan çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve uzmanın katıldığı konferansta Kürt araştırmalarının mevcut durumu, karşı karşıya olduğu sorunlar ve geleceğine ilişkin perspektifler ele alındı.
Konferansın öne çıkan isimlerinden Amsterdam Üniversitesi öğretim üyesi Hollandalı filozof Michael Leezenberg, Ahmedê Xanî'nin Mem û Zîn eseri üzerine yaptığı sunumla dikkat çekti. Leezenberg, uzun yıllardır Kürt dili, tarihi, felsefesi ve kültürü üzerine çalışmalar yürütüyor.
“Mem û Zîn” yalnızca Kürt ulusal edebiyatı içinde değerlendirilemez
Leezenberg, Mem û Zînin yalnızca Kürt ulusal edebiyatı içerisinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Eserin klasik Fars edebiyatı ve daha geniş bir kozmopolit medeniyet bağlamında ele alınabileceğini söyleyen Leezenberg, buna karşın eserin uluslararası edebiyat eleştirisinde henüz yeterince yer bulmadığını ifade etti.
Xanî döneminde Farsçanın klasik edebiyatın temel dillerinden biri olduğunu hatırlatan Leezenberg, Mem û Zînde çok sayıda Farsça, bilimsel ve felsefi kavram bulunduğunu belirtti. Ona göre eser yalnızca Kürt geleneğinin değil, dönemin kozmopolit medeniyetinin de bir parçası.
Leezenberg, Mem û Zînin dünya edebiyatının kanonik eserleri arasına henüz girmediğini de söyledi. Eserin farklı dillere çevrilmesine rağmen uluslararası edebiyat eleştirisinde yeterince yer bulamadığını belirten Leezenberg, “Umarım bir gün bu gerçekleşir” dedi.
“Kürt bilimi bir bilim olarak görülmedi”
Kürdoloji çalışmalarına yönelik eleştirilerini de dile getiren Leezenberg, özellikle Rus ve Sovyet oryantalizminin Kürt tarihini ve edebiyatını “folklorlaştırdığını” savundu. Kürtlerin yalnızca aşiret ve köylü toplum olarak ele alınmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Leezenberg, Kürtlerin yazılı bir medeniyete sahip kentli bir halk olarak da incelenmesi gerektiğini söyledi.
Leezenberg, Rus oryantalizminin temel sorunlarından birinin Kürt bilimini bağımsız bir bilimsel gelenek olarak görmemesi olduğunu ifade etti. Mela Mehmûdê Bazîdî gibi isimlerin yalnızca bilgi sağlayan kişiler olarak değerlendirilmesini eleştiren Leezenberg, Kürtlerin kendi bilimsel geleneğinin daha fazla araştırılması gerektiğini vurguladı.
“17. yüzyıldan itibaren bilimsel gelenek var”
Leezenberg, Kürtlerin 17. yüzyıldan itibaren medrese temelli bir bilimsel geleneğe sahip olduğunu söyledi. Mem û Zîn, Eqîdeya Îmanê ve Nûbihar gibi eserlerin bu geleneğin önemli örnekleri arasında bulunduğunu belirtti.
Kürt bilimsel geleneği üzerine daha fazla araştırma yapılmasının önemine dikkat çeken Leezenberg, Kürtlerin yalnızca sözlü kültür, aşiret ve köylülük üzerinden tanımlanmasının doğru olmadığını ifade etti.
“Herkes ana dilini öğrenmeli”
Kürtçe öğrenme deneyimini de anlatan Leezenberg, 1988 yılında öğrenciyken Kürtçe öğrenmeye başladığını söyledi. O dönemde Türkiye'nin yanı sıra Kuzey ve Suriye'ye gittiğini belirten Leezenberg, burada Kürtlerin baskı altında olduğunu ve kendi dillerinde konuşamadıklarını gördüğünü aktardı. Halepçe'deki kimyasal saldırının ardından Kürtlerin neden bu kadar baskı altında olduğunu anlamak istediğini ve bu nedenle Kürt dili ile tarihini araştırmaya başladığını söyledi.
Kürtçenin öğrenilmesinin sanıldığı kadar zor olmadığını ancak kendi öğrenmeye başladığı dönemde kaynakların sınırlı olduğunu belirten Leezenberg, Lescot ve Bedirxan'ın gramer kitabı ile Zerdeşt Heco'nun Almanca eserinin kendisine yardımcı olduğunu söyledi.
Kürtçenin bazı çevrelerde hâlâ gereksiz veya utanç verici bir dil olarak görülebildiğini belirten Leezenberg, buna rağmen herkesin kendi ana dilini öğrenmesi gerektiğini vurguladı. “Umarım herkes kendi ana dilini öğrenir. Çünkü Kürtçe güzel ve tatlı bir dildir” dedi.
Leezenberg ayrıca Kazakistan'daki Kürt toplumuyla ilişkilerin önemine dikkat çekerek, ülkede Kürt dili ve kültürü konusunda çalışmalar yürütüldüğünü ve konferansın akademik olduğu kadar toplumsal ve entelektüel bir nitelik taşıdığını ifade etti.
Son güncellenme: 12:43:10






























































































































































































