Suriye Kürtlerinin Siyasi Dışlanması, DSG-Şam Anlaşmasını Tehdit Ediyor
Suriye’nin kuzeydoğusundaki (Rojava) Kürtlerin yönettiği bölgeler ile Şam arasındaki entegrasyon sürecinde siyasi temsil ve kültürel haklar konusundaki gerilim derinleşiyor. Kürt siyasi aktörler, DSG’nin askeri entegrasyonu ilerlerken geçiş sürecindeki siyasi sistemin Kürtlere gerçek temsil imkanı sunmadığını savunuyor.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki (Rojava) Kürtlerin yönettiği yarı özerk bölge ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon sürecinde, Kürtlerin siyasi temsili ve kültürel hakları konusundaki anlaşmazlıklar temel gerilim hattı haline geliyor. Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) askeri entegrasyonu ilerlerken, Kürt siyasi aktörler geçiş sürecindeki siyasi sistemin kendilerine anlamlı bir temsil sunmadığını savunuyor.
24 Mayıs’ta yetkililer, Haseke vilayeti ile Kobaniilçesindeki Kürt çoğunluklu bölgeler için parlamento üyelerinin belirlenmesi sürecini tamamladı. Ekim ayından bu yana boş kalan 11 sandalye doldurulurken, bunların beşi Kürt adaylara verildi. Ancak Kürt yetkililer, dolaylı seçim yöntemini “özgür Kürt iradesini yansıtmayan bir atama süreci” olarak nitelendirerek yetersiz siyasi temsil endişelerini yeniden gündeme taşıdı.
Vatandaşların temsilcilerini doğrudan seçmesine izin verilmesi yerine, Suriye’nin geçici anayasa işlevi gören anayasal bildirgesi, çeşitli komiteler tarafından belirlenen seçiciler sistemine dayanıyor. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından oluşturulan Yüksek Parlamento Seçim Komitesi, alt seçim komitelerini atarken, bu komiteler de yaklaşık 7 bin yerel seçim kurulunu belirledi. Söz konusu kurullar, parlamentodaki sandalyelerin üçte ikisini doldurmak için Ekim ayında oy kullandı. Kalan üçte birlik bölüm ise cumhurbaşkanının atamalarına bırakıldı.
Şam yönetimi o dönemde DSG kontrolündeki Haseke ve Rakka vilayetlerinde, ayrıca Dürzilerin yoğun yaşadığı Süveyda’da milletvekili seçimlerine izin vermemişti.
Askeri entegrasyon ilerliyor, kültürel haklar tartışmalı
Ocak ayında ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma kapsamında, DSG ile Rojava Özerk Yönetimi’nin Suriye devlet yapısına entegrasyonu için bir mekanizma kurulmuştu. Anlaşmadan bu yana Şam yönetimi, DSG’ye bağlı dört tugayı Suriye ordusuna entegre etti.
Suriye Savunma Bakanlığı, üst düzey DSG komutanlarından Sipan Hemo’yu Doğu Bölgesi savunma bakan yardımcılığına atarken, DSG bağlantılı bir ismi de ordunun 60’ıncı Tümeni’nin yardımcı komutanı olarak görevlendirdi.
Buna karşın siyasi ve kültürel konularda ilerleme daha sınırlı kaldı. Ahmed Şara’nın 18 Ocak tarihli kararnamesinde Kürtçeyi “ulusal dil” olarak tanımlamasına ve Kürtlere vatandaşlık, kültürel ve dilsel hakların tanınması ile Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde devlet okullarında Kürtçe eğitim hakkı verilmesine rağmen, dil hakları konusundaki anlaşmazlıklar sürüyor.
Bu ayın başlarında Haseke’de protestocular, Adalet Sarayı’ndaki Kürtçe-Arapça yazıların kaldırılarak yerlerine İngilizce ve Arapça yazılar konulmasına tepki göstererek hükümete ait bir tabelayı söktü.
Şara’nın yetkiyi merkezileştirmesi Kürt kaygılarını artırıyor
Şam ile DSG arasındaki gerilim, Suriye parlamentosunun hâlâ toplanmamış olması nedeniyle son 18 aydır siyasi yetkinin büyük ölçüde Ahmed Şara’nın elinde toplanmasıyla daha da derinleşiyor.
Parlamentonun uzun süre devreye girmemesi, Şara’nın cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ülkeyi yönetmesine imkan sağladı. Anayasal bildirgenin 30’uncu maddesi parlamentoya yasa teklif etme, yasa çıkarma ve genel af ilan etme yetkisi veriyor. Ancak parlamentonun bulunmaması nedeniyle Şara bu yetkileri fiilen tek başına kullanıyor. Bildirgede ise cumhurbaşkanına, parlamentonun yokluğunda bu yetkileri kullanma hakkı açık biçimde tanınmıyor.
Kürt grupların Mart 2025’te anayasa hazırlık sürecinden dışlanması da mevcut güvensizliği artırdı. Kürt siyasi oluşumlar söz konusu bildirgeyi reddederek, metnin “kapsayıcı bir katılım sağlanmadan hazırlandığını” savunmuştu.
Kürt hakları güvence altına alınmalı
ABD yönetimi, yaptırımları kaldırarak ve Şam yönetimi ile DSG arasındaki entegrasyon anlaşmasına arabuluculuk yaparak Suriye hükümetine önemli ölçüde güven gösterdi.
Washington’un, Şam yönetimine Ahmed Şara’nın Kürt haklarını tanıyan kararına bağlı kalması yönünde baskı yapması ve bu hakların yeni Suriye anayasasında güvence altına alınmasını sağlaması gerektiği belirtiliyor. Ayrıca Beyaz Saray’ın, Şara’nın yetkiyi merkezileştirmesini sınırlandırmayı da daha derin ilişkiler için şart koşması gerektiği ifade ediliyor.
Öte yandan ABD’nin, entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını engelleyen kişi ve kurumlara karşı, Suriye’nin “barışını, güvenliğini, istikrarını veya toprak bütünlüğünü tehdit edenleri” hedef alan 13894 sayılı Başkanlık Kararnamesi dahil mevcut yaptırım araçlarını kullanmaya hazır olması gerektiği vurgulanıyor.
(Ahmad Sharawi-Foundation for Defense of Democracies (FDD))
Son güncellenme: 20:02:58


































































































































































































