PKK’de Değil, Bakur’da Çocuk Olmak

'' Apocular etkisi altındaki çocuklara çocuk demez, ‘genç’ der. Avucundaki çocuklar öldürüldüğünde de çocuk demez, ‘genç’ der.''

28 Ağustos 2026 - 14:33
28 Ağustos 2026 - 14:33
 0
PKK’de Değil, Bakur’da Çocuk Olmak

Apocular etkisi altındaki çocuklara çocuk demez, ‘genç’ der. Avucundaki çocuklar öldürüldüğünde de çocuk demez, ‘genç’ der.

Belki birgün ‘PKK’de çocuk olmak’ içerikli detaylı bir çalışma yapılır..

Selahattin Demirtaş, PKK’yi çocuk konusunda benim de sıkıştırdığım dönemlerin birinde, yani 2014 yılında basına: Çocukların kendi istekleriyle örgüte katıldığını, kendi isteğiyle giden çocukları geri getirmenin çok zor olduğunu, bu konuda çaresiz kaldıklarını ifade etmiş ve tek bir kaçırılma vakası dahi olsa gereğini yapacaklarını eklemişti.

Çağın değerlerini ve gereklerini bağnazca boşa düşüren bu ‘paradigma’yı hiç unutmadım. Demirtaş’ın bu açıklaması, çocuk gelinlerin de, taciz ve tecavüze uğrayan, şiddet gören, ihmale uğrayan, çalıştırılan, dilendirilen, suç üstlendirilen çocukların da ‘rızasını’ esas alabilecek bir anlayışın kapısını açar..

Eğer A çocuk işçi çalıştırdığında kınıyorsan ama B çocuk işçi çalıştırdığında kınamıyorsan, aslında çocuk işçiliğini değil, A’yı kınıyorsundur.

Eğer çocuğu çalıştıran C’yi kınıyor da çocuğu çatışmaya sürükleyen, ona suç üstlendiren D’yi kınamıyorsan, aslında çocuk haklarını, çocuğun hakkını savunmayıp, C’yi kınıyorsundur. Birini, her ikisini, tümünü kınamamak Bakur’da yaygın hallerden biridir.

Faili değil, suçu ve ilkeyi esas almak gerekir..

Son günlerde PKK, öldürülen üyelerinin yer aldığı listeleri yayımlıyor. Çocuklara ait fotoğraflar dikkat çekiyor. Kimisi de bu çocuklara dikkat çekiyor ve PKK’yi suçluyor. Bu itirazların temelinde, yaşam hakkının, çocukluk hakkının, çocuk yararının, çocuğun üstün çıkarının olduğunu düşünmüyorum.

Çocuk istismarına ve ihmaline itiraz etmek bir gedik bulma meselesi değildir, meselenin kendisidir. PKK’nin çocuk politikasını eleştiride bu niyetle araçsallaştırmak da çocuk istismarının ta kendisidir ve Apocular ve çocuk yüzünden Apoculara itiraz etmeyi keşfeden kesimler arasında anlayış olarak bir fark da yoktur.

Çocuk hakları açısından ölçümüz gerçekten çocuk mu, yoksa çocuğu kullanan kişinin, örgütün, devletin kimliğine göre mi yaklaşıyoruz? Çocuğa yaklaşımımız failin kimliğine, gücüne, yakınlığımıza, çıkar ilişkimize göre değişiyorsa, aslında çocuk haklarını savunmuyoruz.

Çocuk hakları savunuculuğu araçsal, konjonktürel ya da taraflı olamaz..

Uzun yıllardır PKK’nin kaçırdığı çocuklar üzerine itirazım var. Bu itiraz bazen yazı içlerine yerleşik cümlelerle, bazen geçmişte çocuğunu isteyen ailelere destek şeklindeydi ancak PKK’nin çocukları kaçırması ve çatışmalarda öldürtmesini asla genel gündemin dışına itmedim.

Çocuk olgusuna itirazımız yayılmadı, toplumsallaşmadı. Yazar Aytekin Yılmaz da bu soruna karşı hala aktiftir. Kapanmış ya da faaliyette olan STK, meslek odası, aktivist, yazarın hangisi bu meseleye kayıtsız, sessiz kalmışsa, sadece kaçırılan, kaçan ve katledilen çocukların değil Bakur’da herhangi bir sorun yaşayan her çocuğun ağır sorumluluğu onlara da aittir.

Apocuların 6-8 Ekim’de örgütlediği çocuklar ekseri hendeklerde kayboldu.

Günümüzde mahalle ve sokaklarda Apocuların uyuşturucu, çete ve fuhuşa karşı örgütlediği çocuklar (ve gençler) ise Apoculara çocuk yüzünden itiraz eden çoğu kişiyi hiç ilgilendirmiyor. Onlar, ‘Bu gibi suçlara karşı çocuklara bu sorumluluğu yükleyemezsiniz, çocukları uyuşturucu ve başka bir şey satsın satmasın suçlu ve çetelerle yüz yüze, karşı karşıya gelecek ortamlara sebep olamazsınız’ demiyorlar.

Onlarca yıl sesi, itirazı yükselmeyen bireyler, aileler günümüzde de sokaklarda Apocuların ‘çetelere karşı mücadele, komün’ adı altında kendi ya da başkalarının çocuklarının örgütlenmesine (Apocu ahlak zabıtası) getirilmesine itiraz etmiyor.

Sokaklardaki bu hareketlenmeye çocuk temelli dikkat çeken, itiraz edeni gördünüz mü, duydunuz mu? Ben dikkat çekip itiraz ettim ve itiraz etmeye devam ediyorum. Bu dikkat çekme toplumu olmasa bile çocuk ya da genel hakları savunucularını bile harekete geçirmiyor.

Aileler hangi motivasyonla, pedagojik iknayla çocuklarının (gençlerinin) sokaklarda, parklarda nöbet tutmasına, uyuşturucu satanların, çetelerin peşine düşmesine sessiz kalıyor?

Batman’da yakın zamanda hazırlanan ve itiraz görmeyen bir afişte, ‘İpragazda uyuşturucu satan anasını satsın’ diyordu. Bu korkunç cümle, Apocuların pedagoji seviyesinin hangi çağa ait olduğunu, kıyas derecesini, örgütleme mantığını ve yöntemini özetliyor.

Peki, çocuklarımızı çatışmada öldürtmüş Apoculara itiraz edenler neden çocukların günümüzde uyuşturucu ve çetelerle mücadele adı altında örgütlenmesine, bu sürecin sebeplerine ve olası sonuçlarına hiç ilgi göstermiyor? Çocuk savaşçıların ölümü ilan edildiğinde dikkat çekenler, sokaktaki çocukların hangi noktaya gelmesinden sonra, yani ne zaman fark edip görecek ve ilgilenecek?

Mevsimlik tarım işçisi çocuklar, büyüdüğünde mirastan pay verilmeyecek kız çocukları..

Çocuk, toplumundur ve bütüncül, ilkeli bakmayı gerektirir. Evde, okulda, sokakta, oyunda yani her yerde ciddiyet, takip, önlem yani kişisel de olsa bütünlüklü, dinamik ve öğrenen politika ister.

Asıl mesele PKK’de çocuk olmak değildir, Bakur’da çocuk olmaktır!


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:33:50