ABD-İran Çatışması Nasıl Kontrolden Çıkabilir?
ABD’nin Orta Doğu’ya uçak gemisi grubu sevkiyatı ve Trump’ın askeri tehditleri, Washington–Tahran hattındaki gerilimi yeniden tırmandırdı. Uzmanlara göre olası bir ABD–İran çatışması sınırlı bir güç gösterisinden hızla bölgesel savaşa dönüşebilir; İran ise asimetrik saldırılar, bölgesel üsler ve enerji hatları üzerinden maliyet dayatma stratejisine hazırlanıyor.
ABD ile İran arasında son dönemde artan askeri ve siyasi gerilim, olası bir çatışmanın kontrolsüz biçimde tırmanabileceği endişelerini güçlendiriyor. ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi saldırı grubunu Orta Doğu’ya sevk etmesi ve Başkan Donald Trump’ın askeri müdahale mesajları, iki ülke arasındaki gerilimi yeniden üst seviyeye taşıdı.
Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada sevkiyatı Tahran’ı müzakere masasına oturtmak için bir baskı unsuru olarak tanımlayarak, “Nükleer silah olmayacak, adil ve dengeli bir anlaşma istiyoruz” ifadelerini kullandı. İran cephesinden ise sert yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin adil bir anlaşmaya hazır olduğunu ancak herhangi bir saldırıya “derhal ve güçlü şekilde karşılık vereceklerini” söyledi.
Askeri senaryolar masada
Uzmanlar, olası bir ABD–İran çatışmasının Haziran 2025’teki kısa süreli savaşın benzeri olabileceğini, ancak çok daha hızlı ve geniş çaplı bir tırmanma riski taşıdığını belirtiyor. Tartışılan senaryolar arasında İran’daki nükleer tesislere yönelik hava saldırıları, askeri komuta merkezlerinin hedef alınması ve hatta deniz ablukası gibi seçenekler yer alıyor.
İranlı siyasi elitler, ABD’nin askeri yığınağını yalnızca diplomatik baskı olarak değil, yeni bir askeri safhanın başlangıcı olarak da değerlendiriyor. Bazı İranlı yetkililer, olası bir savaş durumunda Hürmüz Boğazı ve İran’ın ana petrol ihracat merkezi Harg Adası’nın hedef olabileceği uyarısında bulunuyor.
Tahran’ın stratejisi: Maliyet dayatma
İran’ın ABD ile konvansiyonel bir savaşı kazanamayacağını bildiği, bu nedenle “asimetrik savaş” ve maliyet dayatma stratejisine odaklandığı ifade ediliyor. İran’ın balistik füzeler ve geniş drone kapasitesiyle bölgedeki ABD üslerini hedef alabileceği, ayrıca deniz taşımacılığına yönelik sınırlı ve örtülü saldırılarla enerji piyasalarında belirsizlik yaratmayı amaçlayabileceği değerlendiriliyor.
2025’teki çatışmalardan ders çıkaran Tahran yönetiminin, askeri komuta sistemlerini merkezsizleştirdiği ve olası saldırılara karşı daha dayanıklı bir yapı kurmaya çalıştığı belirtiliyor. İran’ın ayrıca İsrail’i ve ABD’nin bölgedeki müttefiklerini de potansiyel hedef olarak gördüğü, bu durumun çatışmayı bölgesel bir savaşa dönüştürme riskini artırdığı kaydediliyor.
Deniz hattı kritik risk alanı
Analistler, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik sınırlı tacizler, mayınlar ve kıyıdan atılan gemisavar füzelerle küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratabilecek kapasiteye sahip olduğuna dikkat çekiyor. Bunun doğrudan deniz savaşı değil, siyasi ve ekonomik baskı aracı olarak kullanılabileceği ifade ediliyor.
Rejim değişikliği algısı tırmanmayı tetikleyebilir
Tahran’da bazı çevreler, ABD’nin baskı politikasını rejim değişikliğine yönelik bir hazırlık olarak görüyor. İranlı yetkililer, böyle bir algının oluşması halinde Tahran’ın erken ve daha kapsamlı askeri karşılık verme eğiliminde olabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre yanlış hesaplamalar ve sert söylemler, iki taraf arasında hızla kontrolden çıkabilecek bir tırmanmaya yol açabilir. Diplomatik alanın daraldığı mevcut tabloda, olası bir krizin bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Son güncellenme: 17:19:53