Suriye eşiği aşıldı, çözüm süreci nasıl devam edecek?
TBMM'de kurulan süreç komisyonu koordinatörleri ortak rapor yazımı için bir araya geliyor. Raporda ve ardından gelmesi beklenen süreç yasasının içinde nelerin olması bekleniyor?
Suriye'de yeni yılda farklı bir denklemin hayata geçmesi ve Şam yönetiminin Kürtlerin kontrolündeki bölgelerin büyük bölümünde hakimiyet sağlamasının ardından Türkiye'deki çözüm sürecinin bundan sonra daha hızlı devam etmesine yönelik beklentiler artıyor.
Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG) arasında yeni yılın ilk günlerinden itibaren başlayan çatışmaların ardından 30 Ocak'ta kapsamlı bir ateşkes imzalanmıştı. Anlaşma ile DSG'nin askeri ve idari yapılarının aşamalı olarak geçici yönetim Cumhurbaşkanı Ahmet Şara liderliğindeki Şam yönetimine entegre edilmesi hedefleniyor.
Ankara'da bir yandan anlaşmanın uygulanması dikkatle takip edilirken, diğer yandan Ekim 2024'te başlatılan ve iktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı süreçte atılacak adımların Suriye meselesinin çözümü ile birlikte hızlanıp hızlanmayacağı tartışılıyor.
Ortak rapor için bugün toplanılıyor
Süreç kapsamında atılacak adımlar için öncelikle TBMM'de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ortak raporunun ortaya çıkması gerekiyor.
Komisyonda grubu bulunan partilerin koordinatörlerinden oluşan ortak rapor yazım ekibi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında bugün saat 14.00'te beşinci kez toplanacak.
DW Türkçe'nin komisyonu oluşturan partilerin yetkililerinden edindiği bilgilere göre, rapor yazımında sona gelinmiş durumda ve istenirse 1-2 günlük mesai ile metnin son hali ortaya çıkabilir aşamada.
Rapor yazım ekibinin en son 19 Ocak'ta yaptığı toplantıda taslak metinde uzlaşı sağlandığı açıklanmıştı. MHP'li Feti Yıldız, "Üstünde bir kez daha çalışırız sonra bitiririz" demişti.
Yazım işleminin sona ermesinin ardından ise rapor komisyonun gündemine taşınacak ve tüm komisyon üyeleri bir kez daha toplanacak. Komisyon bu toplantısında raporu tartışacak ve metne nihai halini vererek oylayacak.
Bu arada oylamada sıkıntı çıkması beklenmiyor. Rapor yazımı sırasında koordinatör vekiller kendi parti yönetimleri ile sıkı istişare içinde olduğu için oylamada da çoğunluğa ulaşılması bekleniyor.
Komisyonun ortak raporunun yazım ekibinde AKP Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve Yeni Yol Grup Başkanı Bülent Kaya bulunuyor.
Ortak raporda neler önerilecek?
Komisyonun ortak raporunu oylayarak kabul etmesinin ardından top artık önerilen yasal adımlar için gerekli yasa teklifi oluşturması beklenilen iktidarda olacak.
Ortak raporda Türklerle Kürtlerin tarih boyunca nasıl birlikte yaşadığının arka planının yanı sıra idari ve adli olarak yapılması gerekenlere ilişkin bir "öneriler setinin" bulunması bekleniyor.
DEM Parti ve CHP'nin gözü bu metinde demokratikleşme, kayyum uygulamalarının sona ermesi ve infaz hukukuna ilişkin tavsiyelerin bulunup bulunmayacağında olacak.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM'de partisinin son grup toplantısında süreç için kararlılık vurgusu yapmış ve görevlerinden alınan belediye başkanları DEM Partili Ahmet Türk ile CHP'li Ahmet Özer'i kastederek, "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmet'ler makama, Demirtaş yuvasına dönene kadar kararımız nettir" demişti.
Bahçeli'den birkaç saat sonra konuşan DEM Parti Eş Başkanı Tuncer Bakırhan da partisinin grup toplantısında MHP liderinin konuşmasına atıfta bulunarak şunları söylemişti:
"Sayın Bahçeli'nin sözünü ettiği umut hakkı, kayyım utancından kurtulmuş ve siyasi tutsakların özgür olduğu bir Türkiye bizim de taleplerimizdir. Sayın Bahçeli'nin bu tespitleri, önemli ve değerlidir. Bunun muhatabı iktidardır. Artık iktidar, sayın Bahçeli’nin dediği bu konularda gecikmeden adım atmalıdır."
Peki ortak raporda Öcalan için Bahçeli'nin vurguladığı "umut hakkı" olacak mı?
Edinen bilgiye göre "umut hakkı" raporda tam bu terminoloji ile yer almayabilir ama gündeme gelecek bir infaz düzenlemesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları için 25 yılı doldurulduğunda denetimli serbestliğin önünü açmaya yönelik bir atıf bulunabilir.
"Süreç yasasında" neler olacak?
Bu arada rapor için merak edilen en kritik noktalardan bir diğeri de beklenen "süreç yasası" kapsamında ortaya nasıl bir çerçeve koyulacağı.
Bu metinde Terörle Mücadele Kanunu ya da diğer ilgili yasalara atıf yapılıp yapılmayacağı da yakından takip ediliyor.
Ortak raporda bu hususlara yer verilmesinin komisyon çalışmaları açısından tatmin edici olacağını belirten DEM Partili yetkililer, tüm sorunu sadece bu komisyonun çözmesini beklemediklerini, komisyonun bir yol açıcı işlevde olduğunu belirtiyorlar.
"Süreç yasası" ya da "çerçeve yasa" olarak adlandırılan düzenlemede bir ön mutabakatın olması durumunda hazırlanacak teklifin önce TBMM'de Adalet Komisyonu'na sonra da Genel Kurul'a gelmesi bekleniyor.
Bu yasanın sadece PKK'ye özgü bir yasa olması, yani başka örgütleri kapsamaması beklenirken, suça bulaşmış ya da bulaşmamış ayrımı yapılarak PKK'lilerin eve dönüşü ile entegrasyonunu düzenlemesi öngörülüyor.
Bu arada süreç yasasının hazırlanması ve Meclis'e sunulması ile ilgili takvim şu anda çok net değil. DEM Partililer Suriye ile ilgili de ortada iktidar açısından bir sorun kalmadığını belirterek, bu yasanın bir an önce hazırlanması çağrısında bulunuyor.
Kulislerde dillendirilen bir beklenti Mart ayı başında süreç yasa teklifinin sunulması yönünde.
Suriye süreçte nasıl bir etki bıraktı?
Öte yandan çözüm süreci Suriye ile ilgili eşiği kısa vadede aşmış görünürken, orta ve uzun vadede nasıl bir etkide bulunacağı özellikle DEM Parti'de tartışılıyor.
DEM Partili yetkililer, iktidarın Suriye'deki SDG/YPG oluşumunu şimdiye kadar sürecin ilerlemesi önünde bir çeşit "şart ya da bahane" olarak sunduğunu söyleyerek, şimdi ise ortada böyle bir durum kalmadığını belirtiyorlar.
Süreç kapsamında şimdiye kadar somut bir adım atılmamasının ve en son Suriye'de yaşanan gelişmelerin DEM Parti tabanında büyük bir hoşnutsuzluk yarattığını kabul eden parti yetkilileri, iktidara yasal düzenlemeleri geciktirmeme çağrısında bulunuyor.
Bahçeli de son grup konuşmasında DEM Parti tarafından önem verilen şu cümleleri sarfetmişti:
"PKK'nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu. Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı. 27 Şubat çağrısı PKK'yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu. Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK'nın kurucu önderliğine DEM Parti'den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir."
Son güncellenme: 15:56:54