ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi: YPG artık PKK ile ilişkili değil, Amerikan müttefiki

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Thomas Barrack “YPG artık PKK ile ilişkili değil, Amerikan müttefikidir” dedi.

30 Ağustos 2025 - 10:40
30 Ağustos 2025 - 10:43
 0
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi: YPG artık PKK ile ilişkili değil, Amerikan müttefiki

 

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack, X kullanıcısı Mario Nevfel'e verdiği kapsamlı röportajda, Ortadoğu'daki karmaşık dinamiklere ve ABD'nin bölgedeki politikalarına dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Barrack'ın özellikle Türkiye, PKK, Suriye Demokratik Güçleri (DSG) ve YPG hakkındaki sözleri dikkat çekti.

Türkiye, PKK, Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ve YPG hakkındaki sözleri

Barrack, röportajında bölgedeki çeşitli aktörlere değinirken, Türkiye ile ilişkiler ve Kürt grupları konusuna özel bir parantez açtı.

“Türkiye, Suriye’nin bir müttefiki. PKK’ye sahipler, ki bu Türkiye içinde yabancı bir terör örgütü olarak tanımlanmıştır. ABD de PKK’yi yabancı bir terör örgütü ilan etmiştir. Ancak artık PKK ile ilişkili olmayan başka bir örgüt var: DSG ve YPG. Bunlar IŞİD karşıtı kampanyada bizim müttefiklerimiz oldu. Onların kökeni PKK’ye dayanıyordu.”

Türkiye’nin rolü ve Kürt meselesinde diyalog

Barrack, Türkiye’nin sıklıkla yanlış anlaşıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Arap olmayan İslami bir ülke olarak, Müslüman Kardeşler’i desteklediği yönünde bir algı var. Ancak bence Müslüman Kardeşler’i desteklemiyor. Müslüman Kardeşler, bir cumhuriyet olduğu için kendi ortamında özgürlüğe sahip hizalı bir varlık olmaya devam ediyor.”

Türkiye’nin ABD’nin “her konuda sağlam bir dostu ve müttefiki” olduğunu vurgulayan Barrack, NATO’ya ABD’den sonra en büyük katkıyı yapan ülkenin de Türkiye olduğunu söyledi. Bu durumun “karıştırıldığını” dile getiren Barrack, Türkiye’nin kendi “yeni bağımsızlık yolunda” Kürtlerle 40 bin cana mal olan bir savaş yaşadığını hatırlatarak, bu sürecin “Arap olmayan bir bağımsızlık” olduğunu ifade etti.

Suriye sınırında barış ve bir tampon bölge oluşturulması için yürütülen yeniden yapılanma sürecine dikkat çeken Barrack, şu sözleri kullandı:

“Mazlum [Abdi] ve bu grubu temsil eden DSG ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temsilcileri Hakan Fidan ve İbrahim Kalın bu durumu ayarlarken sorumlu davranıyorlar, değil mi? Aramızda diyalog var. Ama burada da daha fazla diyaloğa ihtiyacımız var.”

Suriye’de barış süreci ve Şara’ya yaklaşım

Barrack, Suriye Devlet Başkanı Ahmed El Şara ile ilgili izlenimlerini ve ABD’nin Suriye politikasını şu sözlerle anlattı:

“Şunu en baştan söyleyeyim ki kimseyi bekletmeyeyim. Cevap evet. Ona güveniyorum. Ona inanıyorum. Günümüzdeki hedeflerinin bizim hedeflerimizle uyumlu olduğundan eminim. Bu hedefler nelerdir? Bölgenin kendisinde yeni bir bölgesel anlayış dokusu yaratmak, Suriye’yi yeni bir refah, istikrar ve güvenlik yoluna geri döndürmek. Ama etrafındaki her bileşen bunun gerçekleşmesini engellemeye çalışıyor.”

El Şara’nın görevi devraldıktan sonra karşılaştığı sorunlara değinen Barrack, ülke içinde Dürziler, Kürtler, Bedeviler, Aleviler gibi farklı taleplere sahip birçok grubun bulunduğunu, bunun da “merkezi bir Suriye hükümeti” kurma çabalarını zorlaştırdığını söyledi.

ABD’nin Suriye’de “rejim değişikliği” peşinde olmadığını ve “sahaya asker gönderme” politikasına karşı olduğunu vurgulayan Barrack, bu süreçte Suriye’ye bölgesel toplumun yardımcı olması gerektiğini belirtti. ABD’nin Suriye’deki temel kaygısının “terörle mücadele” olduğunu da sözlerine ekledi.

İsrail ve Hizbullah: Geçmişin yüklerinden kurtulma çağrısı

Barrack, İsrail’in Lübnan veya Suriye’yi ilhak etme niyetinin “saçma” olduğunu belirterek, 7 Ekim sonrası İsrail’in güvenlik algısının tamamen değiştiğini söyledi:

“Bence İsrail’in Suriye’yi veya Lübnan’ı ele geçirmeyi planladığı düşüncesi gülünçtür. Böyle bir şey yok. 7 Ekim’den sonra İsrailliler için her şey değişti. Görev algıları, sınır ve çizgileri değişti. Bu yüzden İsrail’in zihninde Sykes-Picot tarafından oluşturulan bu çizgiler anlamsız. İstediği zaman, istediği yere gidecekler ve İsraillileri korumak için istediklerini yapacaklar. 7 Ekim’in bir daha asla yaşanmamasını sağlayacaklar. Nokta.”

Lübnan’daki Hizbullah konusunda ise Barrack, asıl meselenin “silahsızlanma” değil, “silahların nasıl kullanıldığı” olduğunu ifade etti. Hizbullah’ın Lübnan’daki Şii toplumun önemli bir parçası olduğunu, sadece askeri değil aynı zamanda siyasi bir aktör olduğunu belirtti.

“Hizbullah’ı silahsızlandıramazsınız. LAF’ın (Lübnan Silahlı Kuvvetleri) onları yok edecek bir askeri operasyonu olmayacak. Bu mümkün değil. Bu yüzden konuşabiliriz, isteyebiliriz ama bunun olmayacağını biliyorum.”

Barrack, Şii nüfusa İran’dan gelen fonların yerine ekonomik fırsatlar sunulması ve Lübnan Ordusu’nun güçlendirilmesiyle Hizbullah’ın silah kullanma isteğinin azaltılabileceğini savundu.

İran’ın bölgedeki etkisi ve gelecek vizyonu

Barrack, İran’ın bölgedeki vekilleri Hizbullah, Hamas ve Husilerin terör eylemlerini finanse ettiğini belirterek, ABD ve İsrail’in İran’ın bu rotada devam etmesine izin vermeyeceğini söyledi:

“İran’la yaşanan çekişmeyi görüyorsunuz. Bu yüzden Hizbullah, Hamas ve Husiler gibi vekiller hedef alındı. Amerikan kanı döküldüğü sürece, Hizbullah ve İran Amerika’ya gelene kadar bir müzakere olmayacak. Amerika’ya gelmek derken, bir tartışma başlatmaktan bahsediyorum.”

Barrack, bölgedeki liderlere geçmişin pişmanlıklarını bir kenara bırakıp diyalog kurma ve geleceğe odaklanma çağrısı yaptı. Kriz anının bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Barrack, ekonomik refah ve iş birliği temelinde bir gelecek inşa etmenin önemine dikkat çekti.

Lübnan’ın potansiyeli ve geleceği

Barrack, Lübnan’ın çok kültürlü ve çok dinli yapısıyla eşsiz bir medeniyete sahip olduğunu belirterek, ülkenin ekonomik istikrara, şeffaflığa ve güvenliğe ihtiyaç duyduğunu söyledi. Lübnan diasporasının ülkenin yeniden inşasında önemli bir rol oynayabileceğini ifade eden Barrack, şu sözlerle ülkenin geçmişine atıfta bulundu:

“Lübnan, eski bir misafirperverlik ve medeniyetin parlayan Kuzey Yıldızıydı, insanlar buna imrenirdi.”

ABD’nin Lübnan’a destek vermeye hazır olduğunu vurgulayan Barrack, bu süreçte Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin güçlendirilmesinin merkezi bir rol oynayacağını sözlerine ekledi

 

Bu haber toplam 6935 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:45:42