Bölgesel savaşın yeni cephesi Irak mı?

İran ile İsrail ve ABD arasında tırmanan savaş Irak’ı da çatışmanın eşiğine sürüklüyor. İran’a yakın Iraklı silahlı gruplar saldırılar üstlenirken, Bağdat yönetimi ülkenin savaşa sürüklenmesini önlemeye çalışıyor.

12 Mar 2026 - 10:17
12 Mar 2026 - 10:17
 0
Bölgesel savaşın yeni cephesi Irak mı?

İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş, Irak’ı da kaldıramayacağı bir bölgesel çatışmanın eşiğine getirmiş görünüyor. Son iki yıl boyunca İran ile İsrail arasındaki karşılıklı insansız hava aracı ve füze saldırılarından büyük ölçüde kaçınan Irak, yeniden alevlenen savaşta giderek merkezi bir cephe haline geliyor.

İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta öldürülmesine misilleme sözü veren “Irak’taki İslami Direniş” adlı oluşum çatışmaya katıldı. İran destekli silahlı gruplardan oluşan bu yapı, Irak ve komşu ülkelerde düşmanlarının “hayati hedeflerine” yönelik saldırı dalgaları düzenlediğini iddia etti.

4 Mart’ta Kataib Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Ebu Hasan el-Ferici’nin Babil vilayetinde suikast sonucu öldürülmesi ise Irak’ın savaşta önemli bir cepheye dönüşebileceğinin işareti olarak görülüyor. Suikastı hiçbir taraf üstlenmezken gözlemciler saldırının İsrail ya da ABD tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini değerlendiriyor.

Ayrıca ülkenin batı çöl bölgelerinde yabancı güçlere ait olduğu öne sürülen hava indirme operasyonlarına ilişkin belirsiz haberler de dikkat çekiyor. Bu operasyonların İran’ın müttefiklerini hedef almayı amaçladığı öne sürülüyor.

Bağdat savaştan uzak durmaya çalışıyor

Artan baskı karşısında geçici Irak Başbakanı Muhammed Şiya Sudani güven mesajı vermeye çalıştı. Sudani, “Savaş ve barış kararı devlete aittir” diyerek ülkenin çatışmaya sürüklenmesini istemediklerini vurguladı.

Sudani ayrıca güvenlik kurumlarına, yerel aktörlerin Irak’ı savaşa sürükleyebilecek adımlar atmasını engelleme talimatı verdi.

Ancak resmi söylem ile sahadaki gelişmeler arasındaki fark giderek büyüyor. Iraklı Şii grupların krize daha fazla dahil olması, ülkenin tarafsızlık politikasını zayıflatıyor ve Irak’ı bölgesel bir savaşa sürüklenme riskine yaklaştırıyor.

Komuta yapısında belirsizlik

Irak’ın savaş politikası açısından en büyük sorunlardan biri komuta ve kontrol yapısındaki karmaşa olarak görülüyor.

Sudani teorik olarak silahlı kuvvetlerin başkomutanı olsa da güvenlik politikasını şekillendirme konusunda ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya. “Irak’taki İslami Direniş” içinde yer alan Harakat Hizbullah el-Nuceba, Kataib Hizbullah ve Kataib Seyyid el-Şüheda gibi gruplar aynı zamanda Irak’taki Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) bünyesinde güçlü tugaylar olarak faaliyet gösteriyor.

Haşdi Şabi 2016 yılında resmen Irak ordusunun bir parçası haline getirilmişti. Bu nedenle saldırıların üçüncü taraf bir yapı tarafından üstlenilmesi, bu gruplara sorumluluğu reddetme imkânı tanıyor.

İran’ın etkisi zayıflıyor

Bazı uzmanlara göre İran ile bölgedeki müttefikleri arasındaki koordinasyon son gelişmelerle zayıflamış olabilir.

Iraklı güvenlik uzmanı Saif Raad, Ferici suikastının Irak’ın artık bölgesel savaşın cephelerinden biri haline geldiğini gösterdiğini belirtti. Ayrıca yabancı güçlerin hava indirme operasyonuna müdahale eden Irak askerlerinin hayatını kaybettiği bir olay da bu değerlendirmeyi güçlendirdi.

Raad’a göre İran’ın üst düzey yetkililerinin öldürülmesi ve özellikle Ali Hamaney’in öldürülmesi, “Direniş Ekseni” içindeki karar alma mekanizmasını daha da merkezsiz hale getirdi. Bu nedenle Iraklı gruplar artık sahada daha bağımsız kararlar alabiliyor.

Hamaney’in yerine 56 yaşındaki oğlu geçmiş olsa da İran ile müttefikleri arasındaki askeri ve lojistik koordinasyonun yeniden kurulmasının aylar hatta yıllar alabileceği değerlendiriliyor.

Irak zor bir denge arıyor

Irak hükümeti bir yandan ülkenin egemenliğini koruduğunu göstermeye çalışırken diğer yandan güçlü silahlı gruplarla karşı karşıya gelmekten kaçınıyor.

Bağdat yönetimi Irak topraklarının ABD, İsrail veya komşu ülkelere saldırı için kullanılmaması gerektiğini vurguluyor. Ancak sahadaki gerçeklik bu söylemden çok daha karmaşık.

Şii silahlı gruplar Irak devlet yapısının tamamen dışında hareket eden küçük aktörler değil. Birçoğu Irak güvenlik kurumlarının parçası haline gelmiş durumda. Bazıları ise Irak yasalarının sağladığı meşruiyet ile bölgesel ideolojik bağlılıklar arasında faaliyet gösteriyor.

Bu nedenle Bağdat yönetimi iki zor seçenekle karşı karşıya. Temkinli bir yaklaşım Irak’ı bölgesel savaşın merkezine çekebilir. Ancak silahlı gruplara karşı sert bir müdahale de ülke içinde ciddi bir çatışma riskini beraberinde getirebilir.

Uzmanlara göre İran-İsrail-ABD savaşının uzaması veya İran’daki durumun daha da kötüleşmesi halinde Irak’ta geniş çaplı şiddet olayları yaşanabilir. Çünkü İran şimdiye kadar Iraklı müttefikleri için bir tür arabulucu ve dengeleyici rol oynuyordu.

İran’ın geleceğinin belirsizleşmesi ise Irak’ın da kaderini doğrudan etkileyebilir.

 

Bu haber toplam 1359 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 11:18:04