Kürt Siyaseti Değişmedikçe Ortadoğu Değişse Ne Yazar?

Ortadoğu’yu büyük bir dönüşümün eşiğine sürükleyen ABD-İran geriliminin, bölgede ne tür jeopolitik kırılmalara yol açacağını ve hangi aktörü nereye taşıyacağını bugünden kestirmek oldukça güçtür. Zira "Trumpvari" rasyonelliğin sergilediği jeopolitik göstergeler, hangi gücün ya da hangi halkın hanesine nasıl bir yansıma olacağını henüz netleştirmiş değildir. Ancak bu belirsizliğe rağmen, bölgedeki her halk kendi tarihsel çıkarını göğüsleyecek hamleleri yapmakla ve elindeki kartları sahaya sürmekle meşguldür.
Bu perspektiften bakıldığında İran güçlü ve bölgesel bir aktör olmanın peşinde. İsrail, kendi ulusal güvenliği ve bölgesel çıkarları doğrultusunda "Yeni bir Ortadoğu" inşa etmenin derdinde. Türkiye ise kendi egemenliğine özgü güvenlik kaygılarıyla pozisyon almakla İsrail’in kendi toprak bütünlüğünü de hedef alan genişlemeci planları olduğunu yüksek sesle dile getirmekte. Dolayısıyla bölgedeki tüm aktörler, bu büyük kriz ve savaş ortamından kendi gelecekleri adına pragmatik bir pay çıkarma ve stratejik hesaplar yapma yarışına girmiş durumdadır.
"Uzatılan El" ve Samimiyet Testi
Tam da böylesi karmaşık ve bölgesel dengelerin sarsıldığı bir dönemde, Türkiye iç siyasetinde beklenmedik bir hamle yaşandı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Meclis çatısı altında uzattığı el gündeme bomba gibi düşmüştü. Bu hamle, Kürt kamuoyunda haklı olarak derin bir şüphecilikle karşılandı; tabiri caizse "Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?" sorusunu akıllara getirdi. Ortadoğu’nun köklü bir değişime zorlandığı bir konjonktürde atılan bu adım, Kürt kamuoyu nezdinde yeterince inandırıcı ve samimi bulunmadı.
Bu güvensizliğin arkasında iki temel gerekçe yatmaktadır:
1.Yüzyıldır masada çözüm bekleyen temel sorun Terörsüz Türkiye adlandırması yerine, sorunu adı ve sanı doğrudan doğruya Kürt sorunudur demekten kaçınılması gibi.
2.Bu devasa sorunun muhatabı, kapalı kapılar arkası bir kısım aktörle sonuca gidilmesi yerine, Kürt halkının değişik dinamikleriyle istişare edilmemesi gibi. Oysa barışıp helalleşilmesi gereken asıl özne Kürt halkının kendisidir.
Hal böyleyken, her fırsatta "Ben Kürt partisi değilim, Türkiye partisiyim" vurgusu yapan DEM Parti ile sınırlandırılan bir hamle, samimi bir çözüm iradesinden ziyade dönemsel bir taktiğe işaret etmektedir. Elbette bu denli hassas ve kaygan bir dönemde her devlet ve her siyasi yapı kendi kâr-zarar hesabını yapma hakkına sahiptir. Ancak tarihsel hamlelerin inandırıcılığı, konjonktürel hesapların ötesinde bir samimiyet ve sahilik gerektirir.
Kürt Siyasetinin Yön Arayışı ve Sol Şovenizm Çelişkisi
Bölgedeki diğer aktörlerin bu süreçten ne tür kazanımlar elde edeceği, hangi stratejik mevzileri kontrol etmesi gerektiği üç aşağı beş yukarı bellidir. Gelgelelim, bu tarihsel kırılma anında bile Kürt siyaseti, halkının varlığına ve geleceğine dair ne bir stratejik rota çizebilmiş ne de somut bir kazanım adresi netleştirebilmiştir. Netleştirememiştir; çünkü varoluşsal tüm normlarını Kürt halkının emeğinden ve ödediği ağır bedellerden alan bir hareket, kendi öz kimliğine sarılmak yerine sol-şovenist çevrelerin ideolojik vesayeti altında savrulan bir siyaset anlayışının peşine düşmüştür.
Dolayısıyla Kürt halkının büyük çoğunluğunun iradesini temsil eden DEM Parti’nin, halkın reel çıkarlarına ne kadar yakın durduğu veya izlemesi gereken rotanın ne olduğu muallaktadır. Kürtlerin yakın tarihi, ne yazık ki bir doğruya karşılık yapılan düzinelerce yanlışın getirdiği ve her defasında "Marş marş, başa dön!" komutlarıyla heba edilen yıllardan ibarettir. Stratejik öngörüden yoksun, önü arkası belirsiz süreçlerin bedeli her zaman halka ödetilmiştir.
Daha da acısı, ödenen bu ağır bedellerin nedenleri ve sonuçları hiçbir zaman derinlemesine sorgulanmamıştır. Kürtlerin makus talihi, ucu açık döngülerle bir kısır döngüye dönüştürülmüştür. Çünkü verilen mücadelenin sonuçları, başkalarının pragmatist sofralarına meze olmaktan öteye geçememektedir. Kürt halkı, egemen güçlerin "arkası yarın" oyunlarıyla, siyasetin derin dehlizlerinde adeta yalnızlığa ve boğulmaya terk edilmektedir.
Öz Kimliğe Dönüş Zorunluluğu
Peki, aklıselim sahibi her Kürt evladı barışa bu denli susamışken, neden önüne konan bu süreçlere mesafeli durmaktadır? Çekinmektedir; çünkü Kürt halkı, geleceğinin yine birilerinin siyasi ikbaline emanet edilmesinden korkmaktadır. Oysa hak aramanın tüm çilesini çekmiş, Kürt özüyle ve öznesiyle bağdaşmış, bu halkın bağrından çıkmış kendi evlatlarının iradesine güvenebilseydi, barışı baş tacı etmekten asla geri durmazdı.
Kürt halkının dinamiklerini pas geçerek, halkın varlık gerekçeleriyle zıtlaşan, sürekli "ama"lı ve "fakat"lı söylemler üreten sol-şovenist kadrolara bu geleceği emanet etmek hem akla hem de vicdana ziyandır. Kuzey Kürt siyasetinin geleceği; tüm bu ideolojik prangaları bir kenara bırakarak, kendi öz değerleriyle çelişen karmaşık sol yapılarla arasına net bir mesafe koymasından geçmektedir. Aksi takdirde, bu kavramsal ve ideolojik kafa karışıklığı, Kürt siyasetinin kendi doğrularıyla buluşmasını imkansız kılmaya devam edecektir.
Bu kısır gidişat değiştirilmediği müddetçe, Kürt siyaset arenası şovenist dogmalarla akıl tutulması yaşayanların oyun alanı olmaktan kurtulamaz. Bedeli ne olursa olsun, Kürt halkının geleceğini bin yıl sonra bile gerçekleşme ihtimali meçhul olan ideolojik ütopyalara mahkum etmekten vazgeçilmelidir. Kürt siyaseti; halkın yarınını inşa edebilecek gerçekçi bir vizyon üstlenmeli, yüzyıllara yayılacak belirsiz hayallerle dolaşıma sokulan bu vizyonsuzluktan sıyrılmalıdır.
Sonuç olarak; bu kadar ağır toplumsal ve insani bedeller ödeyen bir halkın tarihsel sorunu, reel dünyayla uyuşmayan ideolojik şablonlara göre dizayn edilmeyi hak etmemektedir. Bölge yeniden şekillenirken Kürt siyaseti kendi öznesini, muhatabını ve stratejisini netleştirmek zorundadır. Aksi takdirde Ortadoğu değişse, hatta dünya yıkılıp yeniden kurulsa bile, Kürt halkı adına değişen hiçbir şey olmayacaktır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 10:43:10






























































































































































































