Anadili, Eğitim, Etik ve Suç!

'' Dünyada ortaya çıkmış yaklaşık 7000 dil, tüm insanlığın emeği, hafızası, bilgisi, yaratımı, zenginliği ve, değeridir. Bu dillerin önemli bir kısmının farklı yollar ile yaşamına kast edilmesi, eritilmesi ya da ne sebeple olursa olsun kayıp olması, insanlığın büyük değerlerinin yitirilmesidir.''

23 Şubat 2026 - 15:45
23 Şubat 2026 - 15:45
 0
Anadili, Eğitim, Etik ve Suç!

Çoğu zaman ahlak(moralite) ile etik eş anlamlı kullanılır ki, bu yanlıştır. Ahlak daha basit günlük şiddet, cinsel taciz, meşru olmayan ilişki ve fiiller için kullanılır.

Etik ise, ahlakın felsefi olarak incelenmesi anlamında kullanılarak daha üst düzey bir felsefi düşünce halinde kullanılır ve anlamlandırılır. Etik daha çok “Şimdi ve burada ne yapmalıyım’ ki daha onurlu, erdemli bir iş çıkarabileyim” hassasiyetini göstermek ile ahlaktan daha üst, geniş ve sistemli düşünceden hareket ile ayrılır.

Bu nedenle, “İnsanın ahlak  sahibi olması için  önce etik sahibi olması gerekir.” denilir. İyi bir yaşama sahip olmak için ahlak sahibi olması yeterlidir.

Ancak kişi; hukuksal, siyasal ve ettik düşüncelere bağlı  kültürel bir kavramdır. Önceki yüzyıllarda kadınlar ya da köleler insandan çok   mal olarak kabul ediliyorlardı. Hayvanlar da mal olarak kabul edildikleri için siyasal ve hukuksal hakları olmadığı ve kişi olamadıkları kabul edilir.

 O halde, kişi hakları nasıl belirlenir?

Köle, hayvan ya da mal olarak kabul edilerek etik haklardan yoksun bırakılarak, hak temelli bir varlık olduğuna bakmaksızın belirlenmiş olur ki, etik açıdan bakmak mümkün olabilir mi?

Olamayacağı açıktır!

Okullarda, okul öncesinden başlamak üzere, bir ömür sürecek eğitim ve öğretim ortamındaki herkesin kişilik haklarının   eşit olduğunu, öz bilinçlerine ve kararlarına  sahip çıktıkları, özgürce kişilik ve kimliklerini  geliştirerebildikleri, eğitimde fırsat eşitlikleri sağlanıyor olması vs. hakların varlığı ile mukayese ediliyor mu?”

Eğer bu sorulara olumlu ve pozitif cevaplar çıkmıyorsa, o toplumlarda etik bir yaşam, eşit   toplum hakları sağlanmıyor demektir. Etik  ve eşit olmayan toplumlardaki ilişkilerde  hukuk, siyasal haklar ve eşitlik de olmaz. Etik, ahlaktan daha derinlikli düşünülmüş sistemli bir kişilik ve toplumsal ihlal, imha, aksi tedrisat ve daha derin ama görünmez bir ahlaki körlüğe mahkum etmek olur ki, bu insanlığa karşı ağır suç kapsamına girer. 

Bu suçları devletler ve uluslar, kapsamlı olarak “Tevhid-i Tedrisat” ya da "Şark Islahat Planı" tarzında planlayarak işliyorsa daha da ağır bir suç kapasitesine girer. Kaldı ki bu suçun temelleri  daha önceden de olduğu gibi  Osmanlıda  1826 sonrası   "Devletin merkezileşmesi," Tanzimat’tan sonra 1876 da I. Meşruiyete "Kanuni Esasi" ile birlikte, Namık Kemal’in "Arap, Kürt, Arnavut, Laz vs. dillere alfabe ve yazı kullanma hakkı vererek, onların Türk dilini bitirmelerine müsaade edemeyiz" diye geliştirdikleri dil karşıtı hareketin kendisi suç idi.   Bu suçun, etnik ve ulus inkarı tarzında şiddet ve kendi aidiyetinden vazgeçmesi için ev, işyeri, sokak, mahalle ve sosyal yaşamda, kamusal alanda, okullarda anadilini konuşturmama, yazmama ve unutmasını sağlamak üzere sürgünlere, nüfus planlamalarına kadar indirgeyip dil kırımı tarzında tatbik olunması, bu suçun artık  jenosaid kapsamına girdiği için etik davranışı da aşarak uluslararası hukukun ihlali, yanı suçu kapsamından değerlendirilir.

İnsan olmak, insani değerlerle birlikte etik düzeyde yaşamayı, paylaşmayı, sorumluluk duymayı  bilmektir.

Dünyada ortaya çıkmış yaklaşık 7000 dil, tüm insanlığın emeği, hafızası, bilgisi, yaratımı, zenginliği ve, değeridir. Bu dillerin  önemli bir kısmının farklı yollar ile yaşamına kast edilmesi, eritilmesi ya da ne sebeple olursa olsun kayıp olması, insanlığın büyük değerlerinin yitirilmesidir.

İnsan olmak; görüşleri, benliği, gereksinimleri, arzuları, iddiaları, özlemleri ve amaçlı yönelmeleri bizimkine benzer ya da ayrı olmalarını farklılıkları ile anlayabilmek için temel kavramlarda anlaşması zorunludur. Bu anlaşmayı sağlamak için yasak savma,  kabadayı kesilmek ve dikleşmek yerine, ziyadesiyle eğitim ve öğretim, diyalog ve sosyal ilişkilerini, kavramlarını oluşturmak ve  geliştirmek ile mümkündür. Bu diyalog ve ilişki ağı öncelikle aileden sokağa, sokaktan mahalleye, mahalleden şehire, şehirden şehirler arasına ve ülkeye, ülkeden uluslararasına ve böylece insanlığa yayılacak şekilde geliştirilerek; insanlığın dil, kültür, hukuk, sosyal yaşam, fırsat eşitliği, özgür ve bağımsız kişilerden, özgür ve bağımsız ülkelerin, etik yaşamı inşa olunur..

Bu yol akılcı yoldur.. Dışına düşenler etik yaşamı tercih eden, insanlıkla problemli yaşayan uygulamalar,  kiriminal  sistemler, suçlar ve derinleşip çürüyen toplumlar ve insanlığı zehirleyen cürümleri ile ortaya çıkar.

O halde etikte belirtilen eylemler ve uygulamalar, arasındaki bağlantıları görmemizde yardımcı olan, iyilik, dürüstlük, adalet, erdem ve karşısında yer alan yasak, despot, inkar, kabadayı,  suç vb. kavramlarıyla akılcı yöntemle toplumsal sözleşme, uzlaşma, iyi ve kötü davranış kurallarını koyarız.

Sorun eğitim ve öğretim ile dil ilişkisi açısından ele alındığında, Kürtçe'nin, Lazcanın ulus dil olmalarına rağmen tamamen yok sayılması, yasaklanması, Rum Ermeni gibi dillerin “azınlık dilleri” arasında sayılarak, “mal diller” arasında algılanır olması, etik çerçeveyi arşa varacak kadar ağır  hakarete uğratan ve  büyük insanlık suçu olarak hareket halinde,  faal fiiller ile bitirilmek istenmektedir. .

Bu suçlar evrensel anlamda hukuksal suçlar olduğu için etik çerçevenin dışında mütalaa edilmektedir.. Ancak bunun karşılık bulmasının ulusal, bölgesel, ve uluslararası zorlukları vardır...  Çünkü egemen sistemlerde  ahlak, etik, suç kavramı üzerinde düşünmeyi değil, barbarlığını, dil kırımını, jenosidi  sürdürme amacı güderek, insani davranma noktasından çok uzak durmakta ve saldırganlığını sürdürmektedir. 

Bu nasıl olacak?

İşte aranan cevap ve baş vurulması gereken yol ve yöntemler konusunda bir ortak reflekse,  zihniyete ve ulusal feraset göstermeye ihtiyaç vardır..

 


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 258 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:47:50