Devrim Muhafızları İran’da kontrolü ele aldı
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümünün ardından ülkenin yönetimi resmiyette üçlü bir konseye devredilse de fiili gücün Devrim Muhafızları’nın eline geçtiği ve ülkenin daha sert bir çizgiye yöneldiği belirtiliyor.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in 28 Şubat’ta ölmesinin ardından ülke yönetimi ve savaşın kontrolü anayasal olarak cumhurbaşkanı ve iki kıdemli din adamından oluşan üçlü bir yapıya devredildi. Ancak siyasi gözlemcilere göre fiili kontrol İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) sertlik yanlısı komuta kademesine geçti.
Bu sürece, Devrim Muhafızları kökenli iki önemli siyasi figürün de eşlik ettiği belirtiliyor: eski meclis başkanları Ali Laricani ve Muhammed Bakır Kalibaf. Her iki isim de IRGC’de görev yapmış emekli generaller olarak biliniyor.
Uzmanlara göre Hamaney’in ölümüne rağmen onun “pragmatik radikalizm” olarak tanımlanan siyasi mirası İran siyasetinde etkisini sürdürebilir. Ancak Devrim Muhafızları’nın geçmiş performansı, ülkenin daha sert ve uzlaşmaz bir çizgiye yönelme ihtimalini güçlendiriyor.
Devrim Muhafızları’nın artan gücü
Son yıllarda Devrim Muhafızları’nın İran’daki siyasi, güvenlik ve ekonomik kurumlar üzerindeki etkisinin neredeyse tam hâkimiyet düzeyine ulaştığı ifade ediliyor.
Analizlere göre Hamaney döneminde bile dini lider çoğu zaman farklı güç merkezleri arasında hakem rolü oynayan bir denge unsuru olarak hareket ediyordu. Ancak onun yokluğunda bu denge mekanizmasının ortadan kalktığı belirtiliyor.
Özellikle son yıllarda yaşanan gelişmeler, Devrim Muhafızları’nın karar alma süreçlerinde belirleyici hale geldiğini ortaya koydu.
Protestolar ve sert müdahale
2025’in sonunda İran’da derin bir ekonomik kriz patlak verdi. Yüksek enflasyon, para birimindeki sert dalgalanmalar ve su ile elektrik kıtlığı ülke genelinde geniş çaplı protestoları tetikledi.
Gösterilere ilk kez geleneksel olarak rejimi destekleyen çarşı esnafı, öğrenciler, işçiler ve çiftçiler de katıldı.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve hükümeti gösterilerin yatıştırılması için daha temkinli bir yaklaşım önerirken, Devrim Muhafızları sert müdahale talep etti.
8 Ocak’ta Hamaney’in onayıyla güvenlik güçleri protestolara geniş çaplı bir operasyon başlattı ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtilen bir baskı süreci yaşandı.
Başarısız müzakereler ve savaş
2026 Şubat ayında ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İran arasında dolaylı müzakereler gerçekleştirildi. Washington’un temel talebi uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sona erdirilmesi oldu.
Ancak İran yönetimi bu talepleri kabul etmedi. Bunun ardından ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başladı.
Hamaney’in ölümünden sonra İran’ın bölgedeki 12 ülkeye yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemesi dikkat çekti. Analistlere göre Hamaney hayatta olsaydı bu ölçekte bir saldırıyı onaylamayabilirdi.
Yeni lider: Mücteba Hamaney
8 Mart’ta İran’da dini lider olarak Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney seçildi.
Ancak uzmanlar, Mücteba Hamaney’in dini hiyerarşide yalnızca “Hüccetülislam” seviyesinde olduğunu ve geleneksel olarak dini liderlerden beklenen yüksek dini otoriteye sahip olmadığını vurguluyor.
Bu durumun Devrim Muhafızları açısından avantaj olarak görüldüğü ifade ediliyor. Analistlere göre güçlü bir dini otorite yerine daha zayıf bir lider, askeri elitlerin ülke üzerindeki kontrolünü kolaylaştırabilir.
Olası senaryolar
Analistler İran’daki mevcut savaş ve siyasi krizin geleceği için birkaç olası senaryo üzerinde duruyor:
1. Ateşkes ve karşılıklı yıpranma (en olası senaryo)
Savaşın maliyetinin artmasıyla taraflar ateşkese yönelebilir. İran rejimi hayatta kalmayı zafer olarak sunabilirken ABD ve İsrail de İran’ın askeri kapasitesine verdiği zararı başarı olarak gösterebilir.
2. Uzun süreli yıpratma savaşı
Devrim Muhafızları yönetiminin, gerekirse İran halkının ağır ekonomik sıkıntılar yaşamasını göze alarak uzun süreli bir savaşı sürdürebileceği değerlendiriliyor.
3. Halk ayaklanması (düşük ihtimal)
ABD ve İsrail’in beklentilerinden biri geniş çaplı bir halk isyanı olsa da şu aşamada güçlü ve organize bir muhalefet hareketinin ortaya çıkmadığı belirtiliyor.
4. Liderlik içinde bölünme
İran yönetiminde pragmatik bir kanadın güç kazanması teorik olarak mümkün görülse de Mücteba Hamaney’in seçilmesi bu ihtimali zayıflatmış durumda.
5. ABD-İsrail kara müdahalesi
Uzmanlara göre İran’a yönelik geniş çaplı bir kara operasyonu siyasi maliyetleri nedeniyle oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.
İran’daki mevcut tablo, Devrim Muhafızları’nın ülke siyasetinde tarihte görülmemiş düzeyde güçlü bir konuma geldiğini ve bunun bölgedeki gerilimi daha da artırabileceğini gös
Son güncellenme: 12:53:54




































































































































































































