Yemen cephesi neden sessiz?
İran ile ABD–İsrail arasındaki çatışma sürerken, Tahran’ın “Direniş Ekseni”ndeki en önemli aktörlerden biri olan Houthi movement’in İsrail’e yönelik saldırı başlatmaması dikkat çekiyor. Analistler, Yemenli grubun ideolojik bağlara rağmen stratejik çıkarları ve ekonomik kriz nedeniyle çatışmaya temkinli yaklaştığını belirtiyor.

İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş devam ederken gözler Yemen’deki Husi hareketine çevrildi. Ancak İran’ın öncülük ettiği Direniş cephesi ciddi baskı altındayken, Husilerin cepheye doğrudan dahil olmaması dikkat çekiyor.
Husiler kendilerini ABD, İsrail ve bölgesel müttefikleriyle mücadele eden radikal bir hareket olarak tanımlasa da, uzmanlara göre örgütün İran’ın savunması için aceleyle savaşa girmemesi hem ideolojik hem de stratejik nedenlere dayanıyor.
İran’la yakın ama bağımlı değil
Husilerin ideolojik dünyası, büyük ölçüde 1979 ‘’İran devrimi’’nden esinlenmiş olsa da hareket tamamen İran’a bağımlı değil. Grup, 2004 yılında Yemen’deki yerel siyasi ve toplumsal gerilimlerin sonucu olarak ortaya çıktı.
Husilerin temel hedefi, Yemen’de 1962’de gerçekleşen devrimle sona eren imamet düzeninin yarattığı toplumsal değişimi tersine çevirmek. Bu nedenle hareketin siyasi meşruiyet anlayışı İran’daki teokratik sistemden çok Yemen’in tarihsel imamet geleneğine dayanıyor.
Buna rağmen Tahran ile ilişkiler yıllar içinde derinleşti. İran ve müttefikleri Husilere balistik füzeler, gemisavar füzeler ve uzun menzilli insansız hava araçları gibi gelişmiş silahlar sağladı.
Ekonomik kriz ve savaş riski
Uzmanlara göre Husilerin doğrudan savaşa girmekte tereddüt etmesinin en önemli nedeni ise Yemen’deki ekonomik durum.
ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu Husi kontrolündeki limanların zarar görmesi, uluslararası yardımların azalması ve Washington’ın yaptırımları nedeniyle kuzey Yemen ekonomisi ciddi bir krizle karşı karşıya.
Gelir kaynaklarının azalması, devlet çalışanlarının maaşlarının yıllardır eksik ödenmesi ve mali kaynakların sınırlı olması, yeni bir savaşın rejimin istikrarını tehlikeye atabileceği anlamına geliyor.
Liderlik kaybı korkusu
Bir diğer önemli faktör ise son yıllarda gerçekleşen hedefli suikast operasyonları. ABD ve İsrail’in 2025’te gerçekleştirdiği saldırılarda Husi hareketinin üst düzey askeri isimleri öldürüldü. Aynı dönemde İran’da da üst düzey yetkililer hedef alındı.
Husi hareketi büyük ölçüde aile bağlarına ve kişisel ilişkiler ağına dayalı bir yapı olduğu için benzer bir “liderlik tasfiye operasyonu” örgüt içinde ciddi bir kriz yaratabilir.
“Tetikteyiz” mesajı
Hareketin lideri Abdul-Malik al-Houthi, son açıklamasında “parmağımız tetikte” diyerek gerekirse savaşa dahil olabileceklerini söyledi. Ancak analistlere göre bu açıklama, gerçek bir savaş hazırlığından çok caydırıcılık mesajı olabilir.
Hesap değişebilir
Uzmanlar, şartların değişmesi halinde Husilerin tutumunun da değişebileceğini belirtiyor. Özellikle İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) Husilere ekonomik ve askeri teşvikler sunması veya Körfez ülkelerinin İran’a yönelik saldırılara doğrudan katılması halinde hareketin sınırlı saldırılar düzenleyebileceği değerlendiriliyor.
Ancak mevcut tabloda Husilerin önceliği, İran’ın savaşına tam olarak dahil olmak yerine kendi siyasi ve askeri varlıklarını korumak olarak görülüyor.
Son güncellenme: 12:32:43

































































































































































































