Diyarbakır'da Düzenlenen "Birlik" Girişimi Komitesi Toplantısı Üzerinde Bir Kaç Söz

14.03.2026 tarihinde bir otelin konferans salonunda "Kürdistan ulusal birlik platformu girişim komitesi" adı altında sadece çağrılı davetlilerin katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya ben de davetliydim. Özel işlerimden dolayı biraz gecikmeli katıldım. Başta bu girişime destek veren parti ve oluşumların başkanları veya yetkilileri birer konuşma yaptılar. Bu toplantıda da, daha önceki benzer amaçlarla düzenlenmiş toplantılar gibi katılımcılardan bir aktivasyon ve heyecan göremedim. Bu parti ve oluşumların temsilcileri, yaptıkları konuşmalarda, klasik ve geleneksel düşünce tarzlarının ötesine geçemediler. Her zaman olduğu gibi Kürtlerin sömürgeleştirme ve baskı tarihi üzerinde genel geçer duygusal konuşmalar yaptılar. Konuşmacıların tamamı, Kürtlerin kaçınılmaz ulusal birliklerinden, dayanışmadan bahsettiler ama bu birlik, dayanışma ve uzlaşının nasıl olacağı ve de nasıl gerçekleştirilmesi konusunda somut öneriler getiremediler.
Yazılarımın çoğunda, herkesin dikkatlerini çekmeye çalıştığım Apocu zihniyetin Kürt ulusuna 40 yıldır yalan ve kandırmacalar üzerine kurguladıkları öz itibari ile Kürdistanı kendi aralarında bölüşüp paylaştıran sömürgeci devletlere hizmet ettiği gerçeğini bıkmadan usanmadan yazıp çizmiştim. Ama en etkili çıkışı örgütün liderinin ağzından bizzat deşifre etmesiyle Kürtler uyanmaya başladılar. Derler ya; "Bir musibet bin nasihatten evladır" diye. Öcalan'ın Türk devletinin derini ile yürüttüğü gizli kapaklı müzakerelerde, sadece askeri çatışmaları sonlandırmak, örgütün lağvedilmesi ve örgütün lider kadrolarının geleceği ile ilgili anlaşmalar yapmadı. Bahçeli'in ısrarla üzerinde durduğu konu, Öcalan'ın Kürtlerin ulusal özgürlük ve statüsünün çıtasının düşürülerek, sıfırlamasıydı. Öcalan onu da yaptı. "Perspektif" adlı yol haritası bu konuda çok aydınlatıcıdır.
Makalelerimizde hep eleştirip durduğumuz ve epeyce de üzüntü içinde olduğumuz durumun maalesef tekrarını yaşamaya devam ediyoruz. Davetlilerin arasında yaşları 60'ın altında olan çok az kişi vardı. Bir elin parmaklarını geçemiyordu. PKK'nin ideolojik fikriyatı dışında kalan ve siyasi duruşlarına "Kürdistani" adını verdikleri bu parti ve oluşumlar ne yazık ki kendi aralarında bile bir birliği sağlamaktan uzak oldukları intibaını verdiler. Buna benzer bir toplantı, 28 Martta başka bir yerde alternatif bir toplantının olacağı ilan edilmiş durumda. Her iki kesimin de "Kürdistani ulusal birlik" oluşturma çabalarına zıt bir durumdur bu. Daha baştan "birlik" çalışmaları yürütülürken, ayrılık ve farklılık çıkıyorsa, bu kesimlerin samimiyetinden sıradan Kürtlerin kuşku duyması boşuna değildir.
Dünyada ve Ortadoğu'da böylesine temel bir alt üst oluş ve yeniden şekillenmenin dayatılarak hızla tarafların yerlerini belirlediği bir ortamda, yüz yıldan fazla bir zamandır açık bir kölelik statüsünde yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakılmış 60 milyonluk bir nüfusun, şekillenecek bu yeni dünya düzeninde nasıl bir rol ve siyasal bir statüye sahip olacağı konusu çok acil bir sorun olarak Kürtlerin önünde durmakta ve acilen cevap beklemektedir. Bu toplantıda görebildiğim kadarıyla Kürtleri ulusal bir çatı altında toplayabilecek makul siyasi bir akıl, diplomatik bir incelik ile felsefi ve sosyolojik bir derin duruşu açıkça göremedik. Laf çok ama somut ve elle tutulur icraat yok. Ortadoğu'daki Kürt nüfusun yarıdan fazlasının kuzey parçasında yaşadığı düşünüldüğünde, 40 yıldır, Kürtlerin ulusal özgürlük ve statü sahibi olması adına ortaya çıkmış soğuk savaş eseri ve totaliter lider kültüne dayanan PKK'nin eylem ve zihniyetinin, Kuzey Kürdistan da, Rojava'da ve Güneyde Kürtlerin başına nasıl belaları, katliam ve milyonlara varan Kürt göçlerini beraberinde getirdiği durumu orta yerde dururken, sırf PKK ve Öcalan karşıtlığı üzerinde politikalarını şekillendirmiş bu parti ve yapıların böylesine bir aymazlık içinde umursamaz davranmalarını anlamak gerçekten çok zor.
Kuzeyde zaman kaybetmeden, tüm Kürtlerin hangi inançtan, hangi fikri ve ideolojik saiklerle bağlı olurlarsa olsunlar, ulusal birlik çatısı altında zaman kaybetmeden toplanmaları mutlak elzemdir. Parti ve oluşumların kendi siyasal duruş kimliklerini koruyarak (Eski PKK li veya devlet yanlısı tetikçilikten samimiyetle vaz geçmiş Hüdaparlılar dahil) seçimlerde ve ulusal direnişlerde güç birliğine gidilmesi son derece elzemdir. Zaman daralıyor. Rojhilat Kürtleri en azından şimdilik bu birliği gerçekleştirmiş durumdalar. Büyük parçanın kendini silkeleyerek bu birliği acil olarak gerçekleştirmelidir. Küçük parti hesap ve çıkarları ile ideolojik hesap peşinde koşanlar bilmelidirler ki, Kürt ulusu bunu hiç bir zaman unutmaz ve affetmez. Bu telafisi mümkün olmayan yanlışın küfesini sırtlarında taşıyanlardan mutlaka bunun hesabını soracaktır. Gün birleşme, kendi halkını ve ulusunu koruma zamanıdır.
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 17:26:09



























































































































































































