Tarihsel Gerçeklik ve Değirmene Su Taşımak

Bir bölgede konuşulan dilin veya orada yaşayan bir topluluğun varlığının, o bölgenin tarihsel ve siyasi aidiyetini tek başına belirlemediğini hatırlamakta fayda var.
Sırasıyla; Benim adım “Maşallah”. Bu kelime Arapça kökenlidir. Ancak ismimin Arapça olması beni Arap yapmaz. İnsanların isimleri, konuştukları diller veya kullandıkları kültürel unsurlar ile etnik kökenleri arasında her zaman doğrudan bir ilişki yoktur.
Aynı mantık coğrafyalar için de geçerlidir. Bugün Almanya’nın Berlin kentindeki Kreuzberg semtinde çok sayıda Türk yaşıyor ve günlük hayatta Türkçe yaygın biçimde kullanılıyor ancak hiç kimse Kreuzberg’de Türkçe konuşuluyor diye bu bölgenin Türkiye’ye ait olduğunu veya tarihsel olarak Türk toprağı sayılması gerektiğini ileri sürmez, ima dahi edemez. Çünkü bir bölgede belirli bir dilin konuşulması veya belirli bir etnik grubun yoğun şekilde yaşaması, tek başına egemenlik veya tarihsel mülkiyet iddiası oluşturmaz.
Benzer şekilde, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde geçmiş dönemlerde Azeri türkçesi, Türkçe, Kürtçe, Arapça, Süryanice ve başka diller konuşulmuş olabilir. Tarih boyunca şehir merkezleri farklı halkların ticaret, din, zanaat ve yönetim faaliyetleri nedeniyle bir araya geldiği SUR gibi yerler olmuştur. Bir topluluğun belirli bir mahallede veya şehir merkezinde yoğunlaşması, o bölgenin tarihsel olarak sadece o topluluğa ait olduğunu kanıtlamaz, iması dahi tarihi çarpıtmak olur.
Nitekim Diyarbakır ve çevresi yüzyıllar boyunca Kürtler, Araplar, Süryaniler, Ermeniler, Türkler ve başka birçok topluluğun birlikte yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Çeşitli dönemlerde farklı topluluklar şehir içinde ekonomik, dini veya idari açıdan etkili konumlar elde etmişlerdir. Ancak bu durum, bölgenin demografik ve tarihsel gerçekliğini tek bir topluluğun varlığına indirgemeyi haklı çıkarmaz.
Dolayısıyla “Sur’da Azerice veya Türkçe konuşuluyordu” o halde burası Türk toprağıdır söylemine alan açmak şeklindeki bir akıl yürütme tarihsel açıdan sağlam değildir. Çünkü dil, yerleşim ve nüfus hareketleri tarih boyunca sürekli değişmiştir. Aynı mantık uygulanacak olursa bugün dünyanın birçok kentinde ortaya çok sayıda çelişkili egemenlik iddiası çıkması gerekir.
Dolayısıyla Tarihsel aidiyet ve bir bölgenin kimliği; yalnızca bir dilin konuşulmasına değil, nüfusun genel yapısına, tarihsel sürekliliğe, siyasi gelişmelere, kültürel birikime ve çok sayıda başka unsura birlikte bakılarak değerlendirilir.
***
Diğer taraftan Sayın Altan Tan’ın bu konudaki söylemleri son derece hatalı ,ucunun nereye varacağı kestirilmemiş ve sorumsuzcadır. Çünkü Türkiye’de yıllardır “Kürdistan diye bir yer yoktur”, “Diyarbakır Kürt toprağı değildir” veya “Kürtlerin bu coğrafya üzerindeki tarihsel aidiyet iddiaları temelsizdir” şeklinde görüşler savunan çevreler zaten var. Siz çıkıp Sur’da konuşulan bir dil üzerinden tarihsel aidiyeti tartışmaya açtığınızda, farkında olarak ya da olmayarak tam da bu çevrelerin eline malzeme vermiş oluyorsunuz.
Daha da vahimi, bu sözlerin bir Kürt siyasetçi tarafından dile getiriliyor olmasıdır. Çünkü bu çevreler hemen dönüp, “Bakın, bunu biz değil, bir Kürt söylüyor” diyerek kendi tezlerine meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadır. Böylece tarihsel gerçekliği çarpıtan ve Kürtlerin bu coğrafyadaki varlığını tartışmalı hale getirmeye çalışan söylemler güç kazandırıyor, siz de istemeseniz bile buna katkı sunmuş oluyorsunuz.
Bir bölgede geçmişte hangi dilin konuşulduğu üzerinden o bölgenin tarihsel kimliğini ve aidiyetini tartışmaya açmak zaten başlı başına problemli bir yaklaşımdır. Bu mantıkla hareket edilirse dünyanın hiçbir bölgesinde sağlıklı bir tarih okuması yapmak mümkün olmaz. Dolayısıyla bu söylem yalnızca tarihsel açıdan zayıf değildir; aynı zamanda Kürtlerin tarihsel varlığını inkâr eden çevrelerin argümanlarını besleyen ciddi bir siyasi hatadır. Bu nedenle Sayın Altan Tan’ın bu yaklaşımını yanlış buluyor ve kamuoyu önünde dile getirilen bu tür söylemlerin sonuçları konusunda çok daha dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 17:50:10
































































































































































































