Erdoğan, Trump'ı Kürtlerden vazgeçmeye nasıl ikna etti?

The Times’dan Roger Boyes’a göre Türkiye Cumhurbaşkanı, ABD'yi Suriye için Esad sonrası bir plana yönlendirdi; bu plan Kürt özerkliğine yer vermiyor.

28 Ocak 2026 - 16:45
28 Ocak 2026 - 16:45
 0
Erdoğan, Trump'ı Kürtlerden vazgeçmeye nasıl ikna etti?

The Times gazetesinin diplomatik editörü Roger Boyes, kaleme aldığı analizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki etkisini ve bunun Suriye’deki güç dengelerine yansımalarını ele aldı. Boyes’a göre Erdoğan, birçok Batılı liderin başaramadığını başardı ve Trump’ı Esad sonrası Suriye planında kendi önceliklerine ikna etti.

Bu plan, ABD’nin uzun yıllardır sahada en güvenilir müttefiklerinden biri olarak gördüğü Kürtleri gözden çıkarması anlamına geliyor.

ABD–Türkiye İlişkilerinde Uzun Süreli Gerilim

Boyes, Erdoğan’ın Washington ile ilişkilerinin yıllardır sorunlu olduğuna dikkat çekiyor. Barack Obama döneminde 2016’daki darbe girişimi sonrası yaşanan hayal kırıklığı, Fethullah Gülen’in iade edilmemesi ve Joe Biden döneminde insan hakları eleştirileri, Ankara’nın ABD’ye duyduğu güvensizliği derinleştirdi.

Buna rağmen Erdoğan’ın, ABD yönetimlerine Suriye’nin kuzeyinde güçlenen Kürt askeri varlığının Türkiye için “varoluşsal bir tehdit” olduğu tezini anlatmaktan vazgeçmediği vurgulanıyor.

Kobani: Dün ABD’nin Simgesi, Bugün Yalnız

Analizde Kobani özel bir yer tutuyor. Kuzey Suriye’de (Rojava) Kürtlerin çoğunlukta olduğu kent, ABD’nin hava desteğiyle IŞİD’den kurtarılmasının 11. yılını anmaya hazırlanırken, bugün tamamen farklı bir tabloyla karşı karşıya.

Bir dönem ABD tarafından silahlandırılan ve eğitilen Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Suriye topraklarının üçte birinden fazlasını kontrol ederken, bugün bu alanın yalnızca küçük bir bölümünü elinde tutabiliyor. Boyes’a göre Suriye ordusunun —bünyesinde eski cihatçı unsurlar da barındırarak— Kobani’ye doğru ilerlemesi, Kürtler için ciddi bir tehdit oluşturuyor.

Washington’un Tutum Değişikliği

Roger Boyes, bu kez Kürtlerin ABD’den bir hava köprüsü ya da askeri müdahale beklememesi gerektiğini vurguluyor. Trump yönetiminin, Erdoğan’ın “gerçekçilik” yaklaşımını benimsediği ve Kürtleri artık vazgeçilmez bir ortak olarak görmediği ifade ediliyor.

Yazıya göre bu tutum değişikliği, ABD’nin Suriye’deki askeri ve siyasi angajmanını azaltma isteğiyle de örtüşüyor.

HTŞ ve Üniter Suriye Planı

Analizde, Türkiye’nin istihbarat teşkilatı MİT üzerinden Suriye’de “kontrol edilebilir” bir yapı arayışına girdiği belirtiliyor. Bu çerçevede El Kaide bağlantılarıyla bilinen ancak IŞİD’in rakibi olan Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ile ilişki kurulduğu hatırlatılıyor.

HTŞ lideri Ahmed el-Şara’nın, ABD’ye “üniter Suriye” şartıyla kabul ettirildiği; bunun da Kürt özerkliğinin reddi, enerji kaynaklarının merkezi kontrolü ve Dürzi ile Alevi bölgelerine sınırlamalar getirilmesi anlamına geldiği aktarılıyor.

Kürtler İçin Zor Seçenekler

Kürtler açısından masadaki tek seçenek, üç tümen ve iki taburluk gücün Suriye ordusuna entegre edilmesi olarak gösteriliyor. Ancak Boyes, bunun sahada uygulanmasının son derece zor olduğuna dikkat çekiyor.

Kürt savaşçıların, geçmişte cihatçı yapılarda yer almış unsurların komutasına girmeye sıcak bakmadığı ve ABD tarafından “yarı yolda bırakıldıkları” hissinin giderek güçlendiği ifade ediliyor.

Yeni Dönemin Riskleri

Roger Boyes, analizini karamsar bir tabloyla tamamlıyor. Kürtlerin artık ne IŞİD’e karşı savaşan vazgeçilmez müttefikler ne de tutuklu kamplarının güvenliğini sağlayan aktörler olarak görüldüğünü belirtiyor. Önlerinde kalan tek mücadelenin kültürel kimliklerini koruma mücadelesi olduğu vurgulanıyor.

Erdoğan ve Trump’ın şekillendirdiği bu henüz tamamlanmamış anlaşma, Ortadoğu’da yeni ve öngörülemez krizlerin kapısını aralayabilir. Bu sürecin yalnızca Kürtleri değil, bölgedeki tüm dengeleri sarsma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiliyor.

 

Bu haber toplam 11745 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 17:20:55