Eski CIA Direktörü: Suriye hükümeti Kürtlere yönelik saldırılardan sorumludur
ABD Ordusu eski CENTCOM Komutanı ve eski CIA Direktörü General David Petraeus, Rûdaw’a verdiği kapsamlı röportajda Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılara dikkat çekerek, Şam yönetiminin bu ihlallerden sorumlu olduğunu söyledi. Petraeus, ABD’nin Kürtleri terk etmeyeceğini vurgularken, yaptırımların yeniden gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.
ABD Ordusu eski Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı ve eski CIA Direktörü General David Petraeus, Rûdaw’dan Diyar Kurda’ya verdiği röportajda, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) IŞİD’le mücadelede oynadığı rolün tartışmasız olduğunu belirtti. Petraeus, “Cephede savaşan ve bedel ödeyen DSG oldu. ABD bu gerçeğin farkında” dedi.
Petraeus, Kürtlerin fedakârlıklarının ABD Kongresi ve kamuoyu nezdinde net biçimde görüldüğünü belirterek, Washington’un Kürtleri yüzüstü bırakmasının olası olmadığını ifade etti.
“Yeni Şam yönetimi henüz kapsayıcı değil”
Suriye’de Ahmed Şara liderliğinde kurulan yeni hükümete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Petraeus, yönetimin henüz tam anlamıyla kapsayıcı olmadığını söyledi. Sahada Kürtlere, Alevilere ve Dürzilere yönelik saldırıların ciddi endişe yarattığını vurgulayan Petraeus, bu saldırıların sorumluluğunun hükümette olduğunu kaydetti.
“İhlaller kabul ediliyor ama bu yeterli değil. Düzeltici adımlar atılmalı. Aksi halde ABD Kongresi yaptırımları yeniden devreye sokabilir” diyen Petraeus, Sezar yaptırımlarının kaldırılmasının koşullu olduğunun altını çizdi.
Halep uyarısı: “Kongre’de alarm zilleri çalıyor”
Petraeus, Halep’te Kürt güçlerine yönelik son saldırıların ardından ABD Kongresi’nde ciddi bir rahatsızlık oluştuğunu belirtti. Senatör Lindsey Graham başta olmak üzere birçok Kongre üyesinin bu saldırıları sert biçimde kınadığını aktaran Petraeus, “Bu durum ABD’nin Suriye politikasını doğrudan etkileyebilir” dedi.
IŞİD tutukluları konusunda net tavır: “Bozuk olmayanı tamir etmeyin”
IŞİD tutuklularının bulunduğu cezaevlerinin güvenliği konusuna da değinen Petraeus, bu sorumluluğun DSG’den alınarak yeni Suriye ordusuna devredilmesinin büyük risk taşıdığını söyledi.
“Bu sistem çalışıyor. Bozuk olmayanı tamir etmeye çalışmayalım” diyen Petraeus, DSG’nin El Hol ve diğer merkezlerdeki performansının tartışılmaz olduğunu vurguladı.
Barzani diplomasisi ve Erbil’in rolü
Petraeus, Erbil’in diplomatik rolüne özel vurgu yaptı. Başkan Neçirvan Barzani’nin arabuluculuğunda General Mazlum Abdi ile ABD’li yetkililer arasında yürütülen temasların hayati önemde olduğunu söyledi.
Mesud Barzani ile uzun yıllara dayanan kişisel dostluğuna da değinen Petraeus, “Barzani’nin tecrübesi, Suriye Kürt meselesinde kilit rol oynayabilir” ifadelerini kullandı.
“Kürtler devleti olmayan en büyük ulus”
İran’a ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Petraeus, Kürtlerin dünya genelinde devleti olmayan en büyük ulus olduğuna dikkat çekti. İran’daki Kürtlerin durumuna değinen Petraeus, askeri ve istihbarat kariyeri boyunca Kürtlerle çalışmaktan onur duyduğunu ifade etti.
İran’a yönelik askeri seçeneğin şu an için zayıfladığını ancak tamamen masadan kalkmadığını da sözlerine ekledi.
“ABD Kürtlerin fedakârlığını unutmaz”
Röportajın sonunda Kürt kamuoyundaki “ABD bizi terk eder mi?” endişelerine yanıt veren Petraeus, “Buna inanmıyorum. DSG’nin fedakârlığına dair çok güçlü bir farkındalık var” dedi.
Petraeus, Suriye’de kalıcı barışın ancak kapsayıcı bir siyasi yapı ve Kürtlerin meşru taleplerinin güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını vurguladı.
Son güncellenme: 00:35:04