Girasun: Demirtaş bir sonraki seçimde muhtemel cumhurbaşkanı adayı

Rawest Genel Müdürü Roj Girasun, Kürt seçmenin eğilimlerinden çözüm sürecine, Öcalan-Demirtaş ilişkisine ve Suriye’deki gelişmelere kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Girasun’a göre Selahattin Demirtaş, önümüzdeki seçimlerde Kürt siyasetinin en güçlü cumhurbaşkanı adayı.

23 Şubat 2026 - 10:38
23 Şubat 2026 - 10:38
 0
Girasun: Demirtaş bir sonraki seçimde muhtemel cumhurbaşkanı adayı

Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Girasun, T24’ten Cansu Çamlıbel’e verdiği kapsamlı röportajda Kürt siyasetinin dönüşümünü, seçmen davranışlarını ve devam eden sürecin olası sonuçlarını değerlendirdi.

“2002 Dünya Kupası’nda PKK  yönetici kadrosunun da Türk Milli Takımı’nı tuttuğuna dair anekdotlar dinledim”

Girasun, kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’de yaşayan Kürtlerin büyük çoğunluğunun milli maçlarda Türkiye’yi desteklediğini söyledi. “Milli maçlarda Kürt toplumunun yüzde 75-80’i Türkiye’yi tutuyor. Rakibi destekleyenlerin oranı yüzde 8-9 civarında” dedi.

2002 Dünya Kupası döneminde cezaevinde bulunan PKK yöneticilerinin de Türk Milli Takımı’nı desteklediğine dair anlatılan bir anekdotu paylaşan Girasun, bunun çatışmasızlık atmosferiyle ilişkili olduğunu ifade etti.

Demirtaş: “Muhtemel cumhurbaşkanı adayı”

Girasun, Kürt seçmen nezdinde en itibarlı siyasi figürün Selahattin Demirtaş olduğunu belirtti. Açık uçlu araştırmalarda “Cumhurbaşkanı adayı olarak kimi görmek istersiniz?” sorusuna Kürt siyaseti içinden verilen en güçlü yanıtın Demirtaş olduğunu söyledi.

“Demirtaş, Kürt siyasetinin bir sonraki seçimde muhtemel cumhurbaşkanı adayı” diyen Girasun, bunun yalnızca kendi öngörüsü değil, saha verilerine dayalı bir değerlendirme olduğunu kaydetti.

Demirtaş’ın cezaevinde olmasının siyasal bir tercih olduğunu savunan Girasun, “Sürecin demokratikleştirme arzusunun olmaması Demirtaş’ın içeride olmasının sebebi” dedi. Demirtaş’ın serbest kalması yönündeki kararın siyasi iradeye bağlı olduğunu vurguladı.

Öcalan-Demirtaş ilişkisi: “Alternatif değil, tamamlayıcı olabilir”

Girasun, Abdullah Öcalan ile Demirtaş arasında bir liderlik rekabeti olduğu tezine katılmadığını belirtti. İki farklı liderlik tarzının birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığını, farklı alanlarda tamamlayıcı roller üstlenebileceğini söyledi.

Öcalan’ın silahsızlanma sürecinde merkezi bir rol oynayabileceğini ifade eden Girasun, bundan sonraki aşamada ise kamu diplomasisi, yeni aktörler ve yeni söylemlere ihtiyaç olduğunu kaydetti.

“Öcalan’ın parti üzerindeki etkisinin artacağı bir sürece giriyoruz” diyen Girasun, bunun resmi değil ama fiili bir liderlik anlamına gelebileceğini dile getirdi.

Kürt seçmenin dağılımı: DEM, AK Parti, CHP ve “mesafeli grup”

Girasun’a göre son 10 yılda Kürt seçmenin tercihleri çeşitlendi. DEM Parti geleneğinin 2015’ten itibaren Kürt kentlerinde birinci parti olduğunu ancak son seçimlerde oy kaybı yaşadığını söyledi.

Araştırma verilerine göre:

  • Kürtlerin yaklaşık yüzde 40-45’i DEM Parti’ye,
  • yüzde 25-30’u AK Parti’ye,
  • yüzde 15-20’si CHP’ye oy veriyor.

Girasun, kalan yaklaşık yüzde 15’lik kesimin ise kendisini Kürt olarak tanımlasa da Kürt meselesine mesafeli, heterojen bir grup olduğunu ifade etti.

CHP’nin özellikle metropollerde yaşayan Kürt seçmen arasında güç kazandığını belirten Girasun, “CHP artık Kürtlerin yüzde 15-20’sinin oyunu alabilen bir parti” dedi.

19 Mart sonrası “Gezi psikolojisi”

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Kürt seçmenin bir tür “Gezi psikolojisine” girdiğini savunan Girasun, muhalif kamuoyundan Kürtlere yönelik “Neden ses çıkarmıyorsunuz?” şeklinde bir ahlaki baskı oluştuğunu söyledi.

Buna karşın, sürecin başlamasından bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan’a destek oranında anlamlı bir artış olmadığını ancak Erdoğan karşıtlığının bir miktar törpülendiğini belirtti.

“Alternatif Kürt siyaseti ihtimali görmüyorum”

Girasun, DEM Parti içinde bir bölünme ya da alternatif bir Kürt siyaseti ihtimali görmediğini ifade etti. DEM Parti’yi “daha çok bir teveccühü yöneten bürokratik yapı” olarak tanımladı.

Demirtaş’ın ise alternatif bir çizgi önermediğini, silahsızlanma sürecinde Öcalan’ın karşısında değil yanında konumlandığını söyledi.

Suriye’de Kürtler: Güvenlikten siyasete geçiş

Suriye sahasındaki gelişmeleri de değerlendiren Girasun, Suriyeli Kürtlerin güvenlikçi hattan siyaset alanına geçmeye başladığını belirtti.

Mazlum Abdi’nin Münih Güvenlik Konferansı’nda Suriye Dışişleri Bakanı ve ABD Dışişleri Bakanı ile aynı masada yer almasını “meşruiyet transferi” olarak niteledi.

Ankara’nın bu yeni tabloya yüksek perdeden itiraz etmediğini savunan Girasun, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında uzun vadeli ve sosyolojik bağlara dayalı bir ilişki zemininin oluşabileceğini söyledi.

“Ankara’da güçlü olmak için Ankara ile barışık olmak gerekir”

Girasun, Kürt siyasetinin Ankara’da güçlü olmak istiyorsa Ankara ile barışık bir dil kurması gerektiğini savundu. Türkiyelileşme sürecinin zaten sosyolojik olarak yaşandığını belirterek, bunun etnik kimlikten vazgeçmek anlamına gelmediğini vurguladı.

Araştırmalarının, Türkiye’deki Kürtlerin önemli bir bölümünün Türkiyelileşme arzusu taşıdığını ortaya koyduğunu belirten Girasun, bu siyasetin en güçlü temsilcisinin Demirtaş olarak görüldüğünü ifade etti.

 

Bu haber toplam 1146 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 11:38:40