Duran Kalkan: Rojhilat partilerine tavsiyemiz, ulus devletçi ve milliyetçi yaklaşımlardan uzak durmalarıdır
PKK’nin üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan, Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların son günlerde ortaya çıkan bir durum olmadığını belirterek, sürecin 1990’dan bu yana devam eden 36 yıllık bir “hegemonya savaşı” olduğunu söyledi. Kalkan, İran’daki Kürt siyasi aktörlere ise milliyetçi ve ulus devletçi yaklaşımlardan uzak durma çağrısı yaptı

PKK’nin üst düzey yöneticilerinden Duran Kalkan, Medya Haber Televizyonu’na yaptığı açıklamalarda Orta Doğu’daki gelişmeler, Türkiye’deki siyasi tartışmalar ve İran’daki Kürt siyaseti hakkında değerlendirmelerde bulundu. Kalkan, bölgede tırmanan çatışmaların yeni bir savaş olmadığını belirterek, bunun 1990’lardan bu yana süren uzun soluklu bir güç mücadelesinin devamı olduğunu savundu.
Kalkan, Orta Doğu’da yaşanan süreci “küresel güçler ile ulus devlet sistemleri arasındaki hegemonya mücadelesi” olarak tanımlayarak, söz konusu savaşın bölge halklarına herhangi bir fayda getirmediğini ileri sürdü. Bu savaşın esas olarak küresel sermaye çevreleri ile ulus devlet statükosu arasındaki çatışmadan kaynaklandığını söyleyen Kalkan, ortaya çıkan tablonun en ağır bedelini ise bölge halklarının ödediğini ifade etti.
“Savaş 36 yıldır sürüyor”
Kalkan, Orta Doğu’daki mevcut gerilimin son günlerde başlayan bir süreç olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bu savaş 10–12 gün önce başlamadı. 1990’da ABD’nin Körfez’e büyük askeri sevkiyatıyla başlayan ve bugün de devam eden 36 yıllık bir süreçten söz ediyoruz. Bu bir hegemonya savaşıdır. Küresel sermaye düzeni ile ulus devlet statükosu arasındaki çatışmanın sonucudur.”
Bu savaşın bölgede büyük yıkım yarattığını belirten Kalkan, askeri müdahalelerin ve güç mücadelesinin Orta Doğu’da kalıcı bir çözüm üretmediğini savundu.
“Türkiye’nin güvenliği barış ve demokratikleşmeden geçer”
Kalkan açıklamalarında Türkiye’de yürütülen siyasi tartışmalara da değindi. Türkiye’nin güvenliğinin askeri yöntemlerle değil demokratikleşme ve barış süreçleriyle sağlanabileceğini ileri süren Kalkan, “Türkiye’nin güvenliğini barış ve demokratik toplum süreci sağlıyor” ifadelerini kullandı.
Bölgedeki çatışma ortamının büyüdüğünü belirten Kalkan, Türkiye’nin bu süreçten daha az etkilenmesinin demokratik çözüm arayışlarıyla ilişkili olduğunu iddia etti. Ona göre kalıcı güvenliğin yolu, toplumsal barışın ve demokratikleşmenin güçlendirilmesinden geçiyor.
Demokratikleşme çağrısı
Kalkan, Türkiye’de demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini savunarak yeni yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulundu. Demokratikleşme yönünde atılacak adımların hem Türkiye’nin iç barışına hem de bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ileri süren Kalkan, siyasi sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini ifade etti.
“Üçüncü siyasi çizgi”
Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin örgütün yaklaşımını da anlatan Kalkan, PKK’nin ne küresel güçlerin askeri müdahalelerinden ne de ulus devletlerin mevcut statükosundan yana olduğunu söyledi. Kalkan, bu yaklaşımı “üçüncü siyasi çizgi” olarak tanımladı ve bu çizginin demokratik çözüm ve uzlaşmaya dayandığını dile getirdi.
Rojhilat partilerine çağrı
Kalkan, İran’daki Rojhilat partilerine de mesaj vererek milliyetçi ve ulus devletçi yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini söyledi. İran’daki sorunların çözümünün halklar arası çatışmada değil demokratikleşme ve ortak mücadelede olduğunu savunan Kalkan, Kürtlerin diğer halklarla ittifak ve diyalog içinde hareket etmesi gerektiğini belirtti.
Kalkan, İran’daki farklı etnik gruplar arasında çatışma çıkarılmaya çalışıldığını iddia ederek, Kürtler ile Azeriler ve Farslar arasında tarihsel olarak güçlü toplumsal ilişkiler bulunduğunu söyledi. Ona göre bölgede milliyetçi gerilimlerin artması en çok halklara zarar verecek.
Son güncellenme: 12:43:34





































































































































































































