İran ekonomisi ağır darbe alıyor: Gözler yeni protesto dalgasında
ABD’nin artan yaptırımları ve finansal baskılar İran ekonomisindeki kırılganlığı derinleştirirken, riyalin değer kaybı ve yüksek enflasyon toplumsal gerilim endişelerini artırıyor.

İran’da ekonomik kriz, ABD’nin artan yaptırımları ve finansal baskılar nedeniyle daha kritik bir aşamaya giriyor. İran’ın ekonomik karar alma mekanizmalarına yakın bir kaynak, hükümetin krizin etkilerini kontrol altında tutma ve piyasaların ihtiyaçlarını karşılama kapasitesinin giderek daha fazla zorlandığını belirtti.
Kaynak, önümüzdeki dönemin İran ekonomisi açısından daha zorlu geçeceğini ifade ederek, özellikle ikincil yaptırımların genişletilmesi, ulaşım ve finansman ağlarının hedef alınması ve ticaret kanallarına yönelik baskıların artmasının ekonomiyi doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
Bu gelişmelerin İran riyali üzerinde yeni bir baskı oluşturabileceği, enflasyonu ve yaşam maliyetlerini daha da artırabileceği kaydedildi.
Riyal tarihi seviyelerde değer kaybediyor
Ekonomik baskıların merkezinde İran riyalindeki hızlı değer kaybı bulunuyor. Pakistanlı siyasi analist Mian Hafız Cevan’a göre riyal, paralel piyasada dolar karşısında tarihi düşük seviyelere gerileyerek 1,8 milyon ila 2 milyon riyal bandına ulaştı.
Cevan, yıllık enflasyonun yüzde 57 ila 68 arasında seyrettiğini, gıda ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışlarının ise bu oranların üzerine çıktığını belirtti.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre İran ekonomisinin 2026 yılında yaklaşık yüzde 6,1 daralması bekleniyor. Ekonomik daralma ve alım gücündeki gerilemenin ülkede yoksulluğu artırdığı ve geniş kesimlerin temel ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırdığı ifade ediliyor.
İran finansal olarak daha da izole oluyor
İran’ın uluslararası finans sistemine erişiminin sınırlı olması da ticaret maliyetlerini artırıyor. İran bankalarının SWIFT sisteminden çıkarılması ve ülkenin Mali Eylem Görev Gücü'nün (FATF) kara listesinde bulunması, şirketleri resmi finans kanalları yerine daha pahalı ve karmaşık alternatif yöntemlere yöneltiyor.
Tahran aynı zamanda petrol gelirlerindeki baskı ve döviz kaynaklarının daralması nedeniyle ithalatın finansmanında da zorluklarla karşı karşıya.
ABD’nin İran petrolüyle bağlantılı ticaret ve taşımacılık ağlarına yönelik denetimleri artırması, ülkenin dış ticaret üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
Ekonomik kriz sosyal krize dönüşebilir
İran uzmanı Muhammed Mahir ise ülkedeki krizin yalnızca yaptırımlardan kaynaklanmadığını, ekonomik, sosyal ve siyasi sorunların birbirini beslediğini söyledi.
Yüksek enflasyon ve düşen alım gücünün sabit gelirli çalışanlar, memurlar ve öğretmenler başta olmak üzere milyonlarca kişinin yaşam koşullarını zorlaştırdığı belirtiliyor. Kayıt dışı ekonomi ve geçici işlerin ise giderek daha fazla kişi için temel gelir kaynağı haline geldiği ifade ediliyor.
İran’ın dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine sahip olmasına rağmen enerji sektöründe yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu da vurgulanıyor. Yetersiz yatırım ve modern teknoloji eksikliği nedeniyle elektrik ve doğal gaz kesintilerinin yaşandığı, bunun da sanayi ve üretimi olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Devletin yakıt, ekmek ve ilaç gibi temel ürünlerde sübvansiyonları sürdürmekte zorlanması halinde krizin maliyetinin daha büyük ölçüde halka yansıyabileceği ve toplumsal gerilimin artabileceği değerlendiriliyor.
Yeni protestolar gündeme gelebilir
Uzmanlara göre Tahran açısından en büyük risk yalnızca enflasyonun yükselmesi veya riyalin değer kaybetmesi değil, ekonomik sorunların giderek siyasi ve toplumsal baskıya dönüşmesi.
Hükümetin fiyatları ve temel ihtiyaçları kontrol etmekte zorlanması, ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması ve işsizliğin artması halinde devlet ile toplum arasındaki gerilimin büyüyebileceği belirtiliyor.
İran’ın krizi aşabilmesi büyük ölçüde petrol ihracatını sürdürebilmesine, alternatif ticaret kanallarını korumasına, döviz kaynaklarına erişmesine ve riyalin daha fazla değer kaybetmesini engellemesine bağlı olacak.
ABD’nin yaptırımları İran’ın ticaret ortaklarını da kapsayacak şekilde genişletmesi ise Tahran’ın ekonomik manevra alanını giderek daraltabilir.
İran hükümeti uzun süredir yaptırımlara uyum sağlama kapasitesine güvense de mevcut süreç, dış baskıların ülke içindeki para birimi, enerji, bütçe ve alım gücü sorunlarıyla aynı anda derinleşmesi nedeniyle önceki dönemlerden farklı bir tablo ortaya koyuyor.
Bu nedenle Washington’ın yürüttüğü ekonomik baskının yalnızca İran yönetimini hedef alan bir araç olmaktan çıkıp, rejimin ekonomik bütünlüğünü koruma ve krizin piyasalardan sokağa taşmasını önleme kapasitesini test eden daha kapsamlı bir sürece dönüşebileceği değerlendiriliyor.
Son güncellenme: 12:55:29


































































































































































































