İran'ın yeni stratejisi: Ticaret yollarını baskı aracına çevirmek

Uzmanlara göre İran, doğrudan askeri zafer yerine enerji hatları, deniz ticareti ve kritik boğazlar üzerindeki baskıyı artırarak ABD ve müttefiklerini taviz vermeye zorlamayı hedefliyor. Bu strateji, çatışmayı kontrollü biçimde genişletirken Washington'un bölgedeki maliyetini yükseltmeyi amaçlıyor.

3 Ağustos 2026 - 17:40
3 Ağustos 2026 - 17:40
 0
İran'ın yeni stratejisi: Ticaret yollarını baskı aracına çevirmek
Reuters

Uzmanlar ve Körfez kaynaklarına göre Tahran, ABD ile yaşadığı gerilimde doğrudan askeri üstünlük sağlamaktan ziyade, bölgesel ticaret yolları, deniz ulaşımı ve enerji altyapısını baskı unsuru haline getirerek Washington'un üzerindeki siyasi ve ekonomik maliyeti artırmayı hedefliyor.

İran baskı stratejisini genişletiyor

Analistlere göre İran'ın izlediği "kontrollü tırmandırma" stratejisi, tam kapsamlı bir savaşı tetiklemeden çatışma alanını genişletmeyi ve ABD'yi Hürmüz Boğazı konusunda taviz vermeye zorlamayı amaçlıyor. Tahran, ABD'nin İran'ın Hürmüz üzerindeki taleplerini kabul etmemesi halinde gerilimin Körfez'in ötesine yayılabileceği mesajını veriyor.

Hürmüz'ün ötesine uzanan baskı

Washington Enstitüsü uzmanlarından Michael Knights, İran'ın her hafta yeni bir baskı alanı oluşturmaya çalıştığını belirterek, "Yeni bir coğrafya, yeni bir silah türü veya yeni bir hedef ortaya koyarak gerilimi sürekli artırmaya çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Knights'a göre İran'ın en büyük avantajı ABD veya İsrail'e doğrudan zarar vermesi değil; bölge ülkelerini ve küresel ekonomiyi baskı altına alabilecek kapasiteye sahip olması.

Uzmanlar, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nın ardından Kızıldeniz, Bab el-Mendeb Boğazı ve Suudi Arabistan'ın enerji altyapısını da baskı unsuru olarak öne çıkarmasının, küresel ticaretin güvenliğini giderek daha maliyetli hale getirdiğine dikkat çekiyor.

Müzakere öncesi baskı kurma hesabı

Reuters'a konuşan üst düzey İranlı bir kaynak, Tahran yönetiminin geçmişte verdiği tavizlerin daha fazla baskıyla karşılık bulduğu sonucuna vardığını ve bu nedenle yeni müzakereler öncesinde pazarlık gücü oluşturmayı hedeflediğini söyledi.

Washington Enstitüsü’nden Michael Singh ise İran'ın hâlâ inisiyatifi elinde tuttuğuna inandığını belirterek, ABD yönetiminin askeri seçeneklerde ne kadar ileri gideceği konusunda belirsizlik yaşamasının Tahran'ın elini güçlendirdiğini ifade etti.

Eski ABD'li diplomat Alan Eyre de İran'ın temel hedefinin ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasını ve askeri operasyonlarını durdurmasını sağlamak olduğunu belirterek, Tahran'ın olayların temposunu Washington'un belirlemesine izin vermek istemediğini söyledi.

Hürmüz anlaşmazlığı sürüyor

Gerilimin merkezinde Hürmüz Boğazı'nın gelecekte nasıl yönetileceği bulunuyor. Bölgesel kaynaklara göre Umman, Körfez ülkelerinin desteklediği ortak yönetim ve gönüllü geçiş ücretleri içeren bir öneri sundu.

Ancak İran, boğaz üzerinde idari yetki ve gemilerden hizmet bedeli alma hakkı talep ederken, ABD Hürmüz'ün uluslararası bir su yolu olarak kalması ve İran'ın kontrolüne bırakılmaması gerektiğini savunuyor.

Dayanıklılık mücadelesi

Analistler, İran'ın stratejisinin ABD ile doğrudan askeri rekabetten çok uzun süreli bir yıpratma mücadelesine dayandığını belirtiyor. Körfez'de oluşturulan ve ticaret yollarını korumayı amaçlayan deniz güvenliği girişimleri de bu durumun bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre Tahran, her yeni kriz başlığıyla uluslararası toplumun daha fazla askeri ve ekonomik kaynak ayırmasını sağlayarak baskı oluşturmayı hedefliyor. Bu yaklaşımın nihai amacının ise ileride yapılabilecek olası müzakerelerde daha güçlü bir konum elde etmek olduğu ifade ediliyor.

Bununla birlikte uzmanlar, Washington ile Tahran'ın karşılıklı tırmandırma politikalarını sürdürmesinin, tarafların istemediği daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma riskini de beraberinde getirdiği uyarısında bulunuyor.

 

Bu haber toplam 231 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 18:40:19