Türkiye'nin Kürd Sorununda Muhatap Devlettir, Dolayısıyla İktidardır. Ancak Devlet Kürdler Adına Muhatabın Kim Olacağını Belirleyemez

Türk solu içinde sahibine yaramayanları öncüllerinden devraldığı geleneği bozmayan DEM Parti'de millet vekili yaptı. Cengiz Çandar'da bunlardan biridir.
İmralı'yı arkasına almanın rahatlığıyla " Türkiye için büyük şans Abdullah Öcalan'ın İsrail karşıtı olmasıdır" dedikten sonra "İsrail'e bel bağlayıp iş tutmaya kalkarsanız Kürdlere muazzam zarar verirsiniz" diyen Çandar ile Trump'ın Kürdlere gönderilen ama kaybolan silahlar ile ilgili yaptığı açıklamaya molla rejiminin yaptığı baskıya tek satırda olsa değinmeden ABD'yi kastederek “İran'daki Kürd halkı sizin emir kulunuz değil" diyen Ufuk Uras Kürd halkına düşman yaratmaya çabalıyor. Kürd halkı kimin dost kimin düşman olduğunu ne Öcalan’dan ne de atanmış millet vekillerinden öğrenecek değil. Kimin dost veya kimin düşman edilmeye çalışıldığını Kürdler yaşadıkları ile kendi tarihlerinden çok iyi biliyor.
Çandar süreci eleştirenlere yaptığı bir açıklamada da haddini aşarak "Beğenmiyorsanız dağalar sizi bekliyor." bekliyor demişti. Kürdlerin dağ ile ilgili çok deneyimleri var, dağı ve dağda verilen mücadeleyi PKK'den öğrenmedi.
Son açıklamasında da "Kürdler ilk defa hukukun içine girecek" diyerek yaptığı açıklamaya kendisinin de inandığını sanmıyorum...
Bugüne kadar "Kart-kurt”, Dağlı Türk" gibi amacı bilinen tanımlamalarla varlığı dahi kabul edilmeyen sadece Kürdler değil, farklı olan herkes verilen kimlik kartı ile zaten "Türk” hukuku içindeler. Hukukun içine sayıldıkları için de söylendiği gibi Cumhur Başkanı, milletvekili, doktor, mühendis dahil her şey olabildiler. Ama bir türlü Kürdler gibi kendileri olamazlar.
Kürdler için söylendiği gibi Malazgirt, Çaldıran ve Kurtuluş Savaşlarında yer alan Kürdler kurucu üye sayılıyorsa neden Türk'ler gibi ulusal haklarını kullanamıyor? Kurtuluş Savaşı'nda kurucu üye sayıldıysalar onlarca isyan ve Dersim'deki gibi hem etnik ve de farklı inançtan dolayı yapılan kıyım neden yaşandı?
Kürdler Türkiye'de birey olarak hukukun içinde olmalarına rağmen son günlerde dillere pelesenk olan kurucu üye sayılmadı. Kurucu üye olsalardı Van'da yaşana 33 Kurşun olayı, Lice’de 12 yaşındaki Ceylan’ın, Hakkâri’de Farıs Demircan 11, Diyarbakır’da Ferhat Sönmez 10 ve Suat Orak gibi patlayan mermi ve bombalarla, zırhlı araçların ezdiği 22 çocuk yaşamını yitirmezdi.
Diyarbakır Barosu'nun yaptığı açıklamaya göre benzeri şekilde 45 çocuk yaşamını yirirmiş,135 çocuk yaralanmış. İHD'nin yaptığı araştırmada ise rakamlar çok daha. Yaşanan bu vahim olaylar PKK'ye ve yapacağı eylemlere karşı alınan önlemler ile açıklanamaz.
Çandar’ın sözünü ettiği şekilde "Kürdlerin hukuk içine girmesi" ile Öcalan'ın savunduğu Kürdlerin Türkiye’ye entegre edilmesi aynı amaca hizmet ediyor. Kürdler açısından ulusal haklar anayasada teminat altına alınmadan Kürdlerin hukukun içinde olarak Türkiye'ye entegre olmasını istemek bugüne kadar uygulanan asimilasyon politikasının günümüzdeki uygulanma biçimidir...
DEM Parti’den aday gösterilen ve millet vekili olan bazı kişiler için "Bunlar da nereden çıktı" demeden önce bilinmesi gereken tabanın iradesi alınmadan atanmış olan kişiler sokaktan toplanmadı, İmralı’da belirlendi. Görevleri Ortadoğu'daki gelişmelerin ve "Terörsüz Türkiye" süreci ile ilgili Öcalan'ın yaptığı açıklamalarına yapılan eleştirilere ve özellikle DEM Parti tabanında oluşan tepkileri azaltacak kılıflar üretmektir.
Bunun yanında kamuoyunun basından bildiği "ünlü" kişilerin de Öcalan'ı desteklediğini Kürdlere göstermek. Bu ünlü kişilerin en ünlülerinden biri de Cengiz Çandar'dır. Özenle seçilip millet vekili yapılanların DEM Parti'ye ve öncüllerine daha önce oy verdiklerini hiç sanmıyorum...
Atanmışlar söylendiği gibi "Sokaktan" değil farklı etnik ve inanç yapılarının içinden özenle seçilerek toplanıp milletvekili yapıldı. Öcalan’ın karşılığı olmadan "En az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız" gibi açıklamaları Kürd halkında ve DEM Parti tabanında beklenin aksine tepkiye yol açmanın yanısıra yurtseverlik ve ulusal bilinci de yükseliyor. Tepkilere ve ulusal bilincin yükselmesine engel olmak ve Öcalan'ın geçmişte olduğu gibi Kürd halkı üzerinde etkisini devam ettirebilmesi için Çandar ve diğer atanmışlar görevlendirildi. Öcalan'ın yaptığı açıklamalarına çerçeve yasada yeri olmayan gerekçelerle çaba harcıyorlar…
Kürd halkı Öcalan’ın da katkıları ile hazırlandığı söylenen Çerçeve Yasa'ya PKK'nin yaptığı sivil halka yönelik 12 kişinin hayatını kaybettiği Çetinkaya Mağazası ve 13 kişinin yaşamını kaybettiği Mavi Çarşı gibi terör eylemlerine ve teröre karşı devletin aldığı önlemlerden fazlasıyla bedeller ödediği için karşı çıkmıyor.
Terörsüz Türki'ye için çıkarılan Çerçeve Yasa ile PKK'lilere çıkacak olan sınırlı af Türk halkında var milliyetçiliğin daha da güçlendirdiğini, görüyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu'na bağlı olan Amedspor'a adından dolayı duyulan tepki, Kürdçe konuşan ve müzik dinleyenlere, fındık toplamaya giden gariban emekçilere Kürd oldukları için "ayranı kabaranlar" saldırıyor. Çerçeve Yasa uygulanmadan önce Türk halkı neden yeni yasaya hazırlanmıyor?
Çandar’ın "İlk defa Kürdler hukukun içine girecek" dediği, Öcalan’ın ve Eş Başkan olduğu dönemlerde Demirtaş'ın da "Kürdleri kurucu unsur" olarak değerlendirmesinin siyasi literatürdeki karşılığı federasyon veya en azından otonomidir. Türkiye’de Kürdlere tanınmış böyle haklar yok...
Dünyada anayasalarında belirlenen haklar ile federe ve otonomi ile yönetilen farklı ulusların bir arada yaşadığı çok sayıda örnekler var. Mesela Türkiye'ye komşu Güney Kürdistan Federe yönetimi ile İspanya'da Bask ve Katalan’lar anadilleri ve kültüründe geniş haklara sahip özerk bölgelerdir.
Bu günlerde yapılması ihtimali olan üniter Birleşik Krallık'ta İskoçların Galler’in ve Kuzey İrlanda’nın yasa çıkarabilen parlamentoları var. Bu parlamentolar eğitim, sağlık, konut edinme başta olmak üzere gerekli gördükleri konularda yasa çıkarabiliyor.
Dış politikada, savunma, göç ve birliği gibi konularda Birleşik Krallığın Parlamentosu’nun yetkisinde.
Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık Parlamentosu’nda da İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’yı temsil eden seçilmiş vekilleri var. Öcalan'ın dilinden düşürmeyip örnek aldığı
İsviçre’nin federal yapısının temelini oluşturan geniş yetkileri olan 26 tane kantondur. İsviçre'de her kantonun kendi anayasası Parlamentosu mahkemeleri, her kantonun uyguladığı eğitim ve kültür politikaları var.
Kantonlar İsviçre'nin federal yapısı içinde anayasada belirlenen yasalarla önemli özerk siyasi birimlerdir. Kantonların farklı etnik yapıları ve Almanca, Fransızca, İtalyanca gibi konuştukları farklı dilleri var. İsviçre kantonlara tanınan güçlü yerel yönetimleri ile çok uluslu, çok dilli federal bir devlettir...
Öcalan'ın ortaya attığı Demokratik Toplum Paradigması denilen paradigma BEKA A'da Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek'in katkıları ile hazırlanan, İmralı Adası'nda da tamamlanan yeni yüzyılda Kürdleri asimile etmenin yolunu ve savunulan her görüşün başına demokratik diyerek hazırlanan programdır. Öcalan ve İmralı'da oluşturulan masada yer alanlar bu programın Kürdlere uygulayacak olan görevlilerdir...
Kürdlerin yeni yüzyılda da asimile edilmesinin yol ve yöntemlerini açıklayan bu paradigmayı geçen yüzyıldan beri savunan Kemalizm ile arasına mesafe koymayan Türk solundan biliyor. Bilmeyenler de Öcalan konuştukça öğrenecek...
Türkiye'deki nüfusu 35-40 milyon olan Kürdlerin sorunları bireysel sorunlara indirgeyerek geçiştirilip açıklanamaz. Kürdlerin bireysel sorunları değil kullanamadıkları ulusal haklarıdır...
Kimleri kapsadığı belli olan Çerçeve Yasa ile ilgili Kürdlerin aklını çelmek için Öcalan ve DEM Parti adına açıklama yapabilen atanmış yöneticiler el birliği ile yer verilmediği halde yasaya farklı yüklemeye çabalıyorlar. Buna hiç gerek yok. Çerçeve yasada belirtilen barış ve demokrasi ile ilgili üzerinde konuşulacak bir madde yok. Hazırlanan yasa yorum yapmaya gerek bırakmayacak şekilde hangi amaç için çıktığı açık ve net olarak belli.
PKK'nin kendini feshedip silah bırakmasını en çok isteyen, bugüne kadar kirli savaşın ağır bedellerinin ödettirildiği Kürd halkıdır. Terörsüz Türkiye için çıkarılan çerçeve yasada önceki pişmanlık yasaları gibi PKK için çıkarılan bir af yasasıdır.
Teröre son vermek için çıkarılan bu yasa kullanılarak ulusal talebi olan Kürdler ulusal talebi olmayan Öcalan ve PKK üzerinden yapılan imalı ifadeler ile terörist olarak değerlendirilmeyi kabul etmiyor.
Bahçeli ve Erdoğan'ın "Terörsüz Türkiye", Öcalan ve DEM Parti'nin "Demokrasi ve Barış” dediği yasa neden sadece PKK için çıkarılıyor?
PKK'nin feshini ve silah bırakmasını desteklemek birilerinin yorumladığı gibi Kürdlerin ulusal mücadelelerinden vaz geçtiği anlamına gelmiyor. Yasaya verilen destek sadece Kirli Savaşa karşı çıkmak olarak değerlendirilmeli.
Çözüm sürecinin devam ettiği ve silahların sustuğu bir dönemde İmralı'dan aldığı talimat ile Öcalan'ın temsilcisi olarak Kandil'e gidip hendeklerin "özyönetim istiyoruz" diyerek kazılmasını ve silahlı mücadelenin yeniden başlatılmasını isteyen avukata "Silahlı mücadelenin miadını doldurdu" diyerek karşı çıkıp 2005'ten önce PKK'den ayrılan 2600 kişinin çerçeve yasanın dışında bırakılmasının nedeni ne?
Öcalan son sözleri ve yüzleri ile yıpranan DEM Parti yerine yeni yüzlerle yeni bir parti kuracakmış. Talimat ile yönetici atadığı DEM Parti ve öncekiler gibi farklı bir parti olmayacağını biliyoruz. Öcalan için görüşlerini değiştirmek gibi yeni parti kurmak ta gömlek değiştirmek kadar kolay...
Bildiği her şeyi Öcalan'dan öğrenenlerin dışında kalan Kürdler eski Kürdler değil. Öcalan "Terörsüz Türkiye" sürecinin muhatabıdır. Ancak Kürd sorunda Kürdlerin temsilcisi değildir ve olamaz. Bahçeli'nin sözünü ettiği iki katlı ev Öcalan'a verilen statüdür, Kürd halkına tanınan statü değildir...
Kürdlerin ulusal mücadelesi Öcalan ile başlamadığı gibi Öcalan ve PKK'nin neden olduğu kadar ağır bedeller ödenmedi. Öcalan bitti demesi ile de ulusal mücadele bitmez.
Türkiye'de Kürd sorunu var. Bu sorun çözmek isteniyorsa adım atmadan önce Mandela’nın dediklerine kulak verip "Sadece özgür insanlar müzakere edebilir. Mahkûmlar anlaşma yapamaz." sözünden yola çıkmalıdır. Kürd kamuoyunun yaptığı açıklamalar ile tanımaya başladığı Öcalan ile Kürd sorunu çözülemez. Bırakın İmralı Adası'nda yanına aldıkları ile çoktan hak ettiği emekliliğini geçirsin.
Öcalan sadece terörün bitirilmesi için muhatap alındı ve bunun için PKK feshedildi bu kadar. Türkiye'de Kürd sorununda muhatap devlet, dolayıyla iktidardaki partidir. Ancak Kürdler adına kimlerin muhatap alınmasına devlet değil Kürd halkı belirler...
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 16:14:46






























































































































































































