Jerusalem Post: Kürtler için yeni bir fırsat yeniden doğabilir
Jerusalem Post yazarı Jonathan Spyer, Batı’nın Suriye ve Irak’ta merkezi yönetimleri destekleyerek Kürt müttefiklerinden uzaklaştığını savundu. Spyer, mevcut stratejinin başarısız olması halinde Kürtlere yeniden ihtiyaç duyulabileceğini yazdı.

İsrail merkezli Jerusalem Post gazetesinde Jonathan Spyer imzasıyla yayımlanan analizde, Suriye Demokratik Güçleri’nin (DSG) 25 Ağustos’ta dağıtılması ve Kuzeydoğu Suriye’deki Kürt öncülüğündeki Özerk Yönetim’in sona ermesinin, Kürtlerin bölgedeki siyasi konumunda son yıllarda yaşanan gerilemenin son halkası olduğu savunuldu.
Spyer, yaklaşık 10 yıl önce Kürt güçlerinin bölgede tarihi bir güç kazanımı elde ettiğini belirterek, Irak-İran sınırından Suriye’nin batısındaki Afrin’e kadar uzanan geniş bir bölgede fiili Kürt kontrolünün bulunduğunu yazdı. Yazara göre bu alan, siyasi açıdan PKK, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) arasında bölünmüş olsa da Kürt yönetimleri petrol kaynakları, verimli tarım arazileri ve önemli su kaynaklarının bulunduğu kesintisiz bir coğrafyada etkiliydi.
Analizde, Suriye ve Irak’ta merkezi devlet otoritesinin zayıflaması veya çökmesinin Kürt güçlerinin yükselişinde önemli rol oynadığı ifade edildi. Spyer, Kürt güçlerinin laik ve Batı yanlısı kimlikleri, merkezi örgütlenme kapasiteleri ve kontrol ettikleri bölgeleri savunma konusundaki isteklilikleri nedeniyle Batılı ülkeler açısından önemli bir ortak haline geldiğini belirtti.
Yazara göre Kürtlerin bölgesel etkisi 2016 civarında zirveye ulaştı ancak sonraki yıllarda siyasi bölünmeler, yönetim sorunları ve dış gelişmeler Kürtlerin kazanımlarını önemli ölçüde geriletti.
Kürdistan Bölgesi'nde bağımsızlık girişimi
Spyer, Kürdistan Bölgesi yönetiminin Eylül 2017’de yeterli diplomatik ve askeri hazırlık olmadan bağımsızlık referandumu düzenlemesini de önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendirdi.
Referandumda oyların yüzde 92’sinin bağımsızlık yönünde çıktığını hatırlatan yazar, ancak ABD ve bölgedeki diğer ülkelerden pratik destek gelmemesi ve Kürt güçlerinin kendi içerisindeki bölünmeler nedeniyle girişimin sürdürülemediğini savundu.
Analize göre Irak ordusu ve İran destekli Şii milislerin operasyonu sonucunda Kürt güçleri topraklarının yaklaşık yüzde 40’ını kaybetti. Bu kayıplar arasında petrol zengini Kerkük bölgesi de yer aldı.
Spyer ayrıca Kürdistan Bölgesi’nin ekonomik ve siyasi özerkliğinin sonraki yıllarda da zayıfladığını belirtti. Irak Federal Mahkemesi’nin 2022’de petrol ihracatına ilişkin aldığı kararın ardından yaşanan uzun süreli ihracat kesintisinin hem Erbil hem de Bağdat açısından ciddi gelir kayıplarına yol açtığı ifade edildi.
Suriye’de Kürt özerkliği sona erdi
Analizin Suriye bölümünde ise ABD’nin Şam’daki yeni yönetimi destekleme kararının, Kürtlerin öncülüğündeki özerk yönetimin geleceğini belirleyen temel gelişmelerden biri olduğu öne sürüldü.
Spyer, DSG’nin Ocak ayında yaşanan askeri baskının ardından kuzeydoğu Suriye’deki temel Kürt bölgelerine çekildiğini ve sonrasında kendi yapısının sona erdirilmesini öngören bir anlaşmaya gitmek zorunda kaldığını yazdı.
Yazara göre Şam ile varılan anlaşma, Fırat’ın doğusunda yaklaşık on yıl boyunca varlığını sürdüren fiili Kürt özerkliğinin sona ermesi anlamına geliyor. Ancak anlaşmanın Kürtlerin tüm haklarını ortadan kaldırmadığı da vurgulandı.
Analizde, Kürtçenin okullarda öğretilmesine izin verileceği ve Suriye’de vatandaşlığı bulunmayan Kürtlere vatandaşlık verileceği belirtildi. Buna karşın DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin, bölgenin geniş bir kısmını yöneten bir lider konumundan Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın “danışmanı” konumuna geldiği ifade edildi.
“Kürtler yeniden Batı’ya ihtiyaç duyabilir”
Spyer, Kürtlerin son yıllarda yaşadığı gerilemenin nedenlerinin çok sayıda olduğunu belirterek, Kürt siyasi hareketleri arasındaki bölünmelerin ve güçlerinin zirvede olduğu dönemde diplomatik fırsatların yeterince değerlendirilememesinin de bunda etkili olduğunu savundu.
Ancak yazara göre temel değişim, Batılı ülkelerin Suriye ve Irak’taki savaş ve devlet otoritesinin çöküşü döneminde Kürtlerle kurduğu ittifakları terk ederek istikrar adına merkezi hükümetleri desteklemeye başlaması oldu.
Spyer, Batı’nın mevcut politikasının bir “kumar” niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ABD yönetiminin Türkiye ve Katar’la yakın ilişkileri ile İngiltere hükümetinin İslamcı güçlere yönelik yaklaşımının bu politikada etkili olduğunu savundu.
Analizin sonunda ise Kürtlerin Batı tarafından yeniden ihtiyaç duyulan bir aktör haline gelebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Spyer, “Mevcut strateji başarısız olduğunda ve eğer başarısız olursa, Kürtlere yeniden ulaşılması gerekebilir. Umarım bu gerçekleştiğinde Kürtler, ortaya çıkacak fırsattan tam anlamıyla yararlanabilecek birlik ve kurumları geliştirmiş olur” ifadelerini kullandı.
Son güncellenme: 21:41:32































































































































































































