Kürt Akademisyen: Kürt meselesi DSG’den çok daha eski bir siyasi harekete dayanıyor
Kürt akademisyen Kawa Azezî, Suriye’deki Kürt meselesinin DSG veya herhangi bir siyasi-askeri güçle sınırlı olmadığını belirterek, sorunun köklerinin 1957’de başlayan Kürt siyasi hareketine dayandığını söyledi.

Suriyeli Kürt akademisyen Dr. Kawa Azezî, Suriye'nin geleceğine ilişkin tartışmalarda Kürt halkının ulusal, siyasi ve kültürel haklarının güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Azezî, Kürtlerin Suriye'nin asli halklarından biri olarak anayasal güvenceye kavuşturulması, Kürtçenin resmi dil olarak tanınması ve Kürt bölgelerinde adem-i merkeziyetçi bir yönetim modelinin oluşturulması çağrısında bulundu.
Azezî, BasNews'e yaptığı açıklamada, Demokratik Suriye Güçleri'nin (DSG) Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun ülkede yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Bu sürecin Suriye'nin askeri aşamadan siyasi ve sivil bir aşamaya geçişine imkan sunduğunu belirten Azezî, yeni dönemin Kürt meselesinin askeri yöntemlerden uzak, siyasi ve anayasal diyalog yoluyla ele alınmasının önünü açması gerektiğini ifade etti.
Kürt meselesinin yalnızca DSG veya herhangi bir siyasi ya da askeri güçle bağlantılı olmadığını vurgulayan Azezî, sorunun 1957 yılında ilk Kürt siyasi örgütünün kurulmasıyla başlayan tarihsel Kürt siyasi hareketiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Azezî, yeni dönemin Kürt siyasi hareketinden "kapsamlı ve köklü reformlar" yapmasını, önceliklerini yeniden belirlemesini ve çabalarını birleştirmesini gerektirdiğini söyledi. Mevcut koşulların Kamışlo Konferansı'nın sonuçlarının yeniden canlandırılması ve ortak Kürt siyasi çalışması için bir çerçeve oluşturulması açısından uygun olduğunu kaydetti.
Suriye hükümeti ile DSG arasında imzalanan yeni anlaşmaya da değinen Azezî, anlaşmanın Kürt meselesine nihai bir çözüm getirmediğini ve Suriye'deki Kürtlerin tüm taleplerini karşılamadığını belirtti. Ancak anlaşmayı "doğru yönde atılmış ilk adım" olarak nitelendiren Azezî, bunun Kürtlerin meşru ulusal haklarının elde edilmesine yönelik barışçıl ve esnek bir siyasi sürecin önünü açabileceğini söyledi.
Kürt siyasi güçleri ve Kürtlerle bağlantılı diğer siyasi yapıların yakınlaşması ve ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Azezî, önümüzdeki dönemde Suriye'deki dönüşümlere daha uyumlu bir Kürt siyasi söylemine ve ortak çalışma kapasitesine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
"Kürtlerin hakları anayasada güvence altına alınmalı"
Azezî, Suriye'nin geleceğine ilişkin herhangi bir tartışmada öne çıkması gereken başlıkları; Kürtlerin kendi topraklarında halk olarak anayasal açıdan tanınması, Kürtçenin güvence altına alınması, Kürt bölgelerine adem-i merkeziyetçi yönetim çerçevesinde özel bir statü verilmesi ve bu hakların yeni anayasada açık biçimde güvence altına alınması olarak sıraladı.
Kürt meselesine adil bir çözüm bulunabilmesi için geniş kapsamlı bir ulusal uzlaşmaya ihtiyaç olduğunu belirten Azezî, Suriye Arap halkının ve temsilcilerinin yanı sıra diğer toplulukların temsilcilerinin de Kürt meselesinin niteliğini anlaması ve buna demokratik, barışçıl ve ulusal bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi.
Azezî, yeni Suriye hükümetinin girişimleri konusunda iyimser olduğunu belirterek Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Kürt meselesi ve Kürtlerin haklarına yönelik tutumunu olumlu olarak değerlendirdi. Bu değişimin Suriye'deki Kürt meselesinin çözümü için ciddi bir sürecin başlatılması açısından "tarihi bir fırsat" oluşturabileceğini ifade etti.
Suriyeli Kürt akademisyen, Kürtlerin haklarının en iyi güvencesinin ortak bir siyasi tutumun oluşturulması ve Kamışlo Konferansı'nın sonuçlarının fiilen hayata geçirilmesi olduğunu belirterek, bunun öncelikle Kürt siyasi hareketinin tüm kesimleri içinde yeni döneme uygun köklü ve belirleyici reformların yapılmasını gerektirdiğini söyledi.
Son güncellenme: 16:09:20

































































































































































































