Mazlum, Şam'daki Mezalime Gitmiş!

30 Ağustos 2026 - 13:49
30 Ağustos 2026 - 13:49
 0
Mazlum, Şam'daki Mezalime Gitmiş!

"Ya ku çû mede dû!" (Gidenin ardına düşme!) diye bir Kürt atasözü var. Zira gidenin ardında koşmak, zaman kaybı, batak, onursuzluk ve kayıptır. 

Duygular ile hareket etmek, gidenden kopmamak, kendi tarihinden, özlemlerinden kopuşu getirir. Zira giden düşman ile birlikte hareket edip, düşmanın övgülerine mazhar kalmışsa, bu gidiş tamamen vahim bir haldir. Hele hele bu gidişat bir teslimiyet projesi tarafından aleni olarak örülüp Kürt ulusunun kafasına geçirilip, ellerinden tuttukları bir aparat tarafından işleniyor ve bu plan "Kürtler için hiçbir şey istemiyoruz" ya da "bir iki saatlik eğitim" sözü ile "kazandık, zafer bizimdir" naraları ile Kürt milletini avundurmaya çalışanların ardına düşmek, kuzunun Kurdun ardına düşmesinden başka şey değildir. "Gidin, gidin" diye salık ve istikamet veren zevat ise sömürgeci soykırımcı portrelerdir.

Apocu hareket dahilindeki gidişatın yolculuğu bu istikamettedir.  Mazlum Ebdi'nin generallikten, Colani danışmanlığına gidişi bu projenin sonucudur. Abdullah Öcalan, Mazlum Abdi ve diğerlerinin gidişatı avcı kekliği rolünden başka bir şey değildir.   

MAZLUM EBDÎ gibi bir Savaşçının IŞİD'e karşı mücadelesi ile generalleşmesi ve 13-14 yıl içerisinde bizzat savaştığı, Musul İŞID Emiri Muhammed El Collani'ye Şam'da nesnel bir danışman olması, yani sömürge insan olma  serüveni, basit, çalakalem ile izah olunacak şey değildir.

Tarihi arka planı, sosyal, siyasal çok boyutu vardır.

Denklemin tamamını çözmek, aydın cesareti, entelektüel birikim ve geçmiş ile köklü hesaplaşmayı gerektirir!

Bu Abdullah Öcalan'ın sıradan bir Kürt   düşmanı olarak, müritlerine "partinizi ordunuzu fesih edin, pozitif entegrasyon ile merkezi devlete tabii olun!" talimatının yerine getirilmesi ile de açıklanacak ve anlaşılacak şey değildir. 

O halde ciddi ve seviyeli bir tartışmanın izleri geçmişte vardı, ancak yetersiz olduğu açığa çıkıyor.

Ortada paramparça edilmiş bir ülke, Statüsüz ve çürütülmek istenen bir ulus, ideallerine sırt dönülmüş yüzlerce can, hayalleri kırık   bir halk var ortada!

Buna rağmen, hala ihanete durup, umut yayan ortalıkta heyet, parti ve onları pohpohlayan misyoner gazeteci ve akademisyenler var!

Artık sahte pozisyon takınan siyasi rantçıları teşhir etme demidir...

Bir de yaşamlarında, alkışçı analistler var. Hani hendeklerde cesetler yığılırken, onlar "barikat"   edebiyatı serer, savaş çığlıklarını dışarıda savuranlar da kendilerine baksa!

Savaş hükümetleri, özerklik ilanları, ansız ve keyfe keder Savaş ve Barış naraları ile siyaseti oyuncak haline getiren ve o oyuncağa bakıp, eğlence seyreder. Gibi dökülen kanı su sananları da görmeden olmaz.

Ancak her görülen şeye takılıp seyre kalmak yerine çare aramak, çözüm tespit etmek ve yol yürümeye çalışmak esas olmazsa her şey beyhude kalır!

Kısaca biliniz ki Mazlum, Şam'daki MEZALİME gitmiş! Gidenin ardına düşmeyin!


Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Bu yazı toplam 1233 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:50:05