Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırma seçenekleri: Saldırı, taviz veya gecikme
ABD ve İsrail’in baskısı artarken, Hizbullah lideri Naim Kasım, grubun silahlarını teslim etmeyeceğini açıkladı. Grup, hükümetin silahsızlandırma planına karşı sınırlı seçeneklerle karşı karşıya.

ABD ve İsrail’in Lübnan hükümetinden Hizbullah’ı silahsızlandırmasını istemesi, İran destekli grubu benzeri görülmemiş bir baskı altına soktu. Hükümet, 31 Ağustos’a kadar tüm milisleri tasfiye edecek bir plan hazırlaması için Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne talimat verdi. Kabinenin çoğunluğu, ABD destekli yol haritasının ana noktalarını onaylarken, Hizbullah ve Şii müttefiki Amal bloğu üyeleri protesto ederek oturumu terk etti.
Hizbullah ise koşulsuz silahsızlanmayı reddediyor ve İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi ile saldırıları durdurması koşuluyla ulusal bir savunma stratejisi tartışılmasını öneriyor. Uzmanlar, bunun aynı zamanda zaman kazanma taktiği olabileceğini belirtiyor.
Yoğun Diplomasi ve Baskı
Kasım ayında ABD ve Fransa aracılığıyla imzalanan ateşkes sonrası, Lübnan hükümeti, Silahlı Kuvvetler aracılığıyla güneydeki Litani Nehri hattında kontrolü sağlamaya başladı ve 500’den fazla Hizbullah askeri tesisini devre dışı bıraktı. Ancak İsrail, sınır yakınlarında stratejik pozisyonları elinde tutuyor ve iddia edilen Hizbullah noktalarına günlük saldırılar düzenliyor.
ABD ise Lübnan hükümetine baskıyı yoğunlaştırıyor. Tom Barrack ve Morgan Ortagus gibi yetkililer, hükümeti silahsızlandırma yoluna yönlendirmek için defalarca ziyaretlerde bulundu. Bu hafta ayrıca, Güney Lübnan’da yeni bir ekonomik bölge kurulmasını hedefleyen Suudi ve Katar destekli bir girişim açıklandı; bu girişimin amacı, Hizbullah’ın silahsızlanmasını teşvik etmek.
Hizbullah’ın Hesapları
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, silahlarını teslim etmeyeceklerini defalarca vurguladı ve hükümeti ABD müdahalesine karşı uyardı:
"Direnişi silahsızlandırmak günahkar bir karardır. Bizi güçlendiren silahları teslim etmeyeceğiz."
Uzmanlar, Hizbullah’ın sınırlı seçeneklere sahip olduğunu belirtiyor: Kitlesel protestolar organize etmek, hükümetteki kilit beş bakanı istifaya zorlamak veya silahlı güç kullanmak. Ancak son seçenek, 2006-2008 döneminde olduğu gibi ciddi bir çatışmayı tetikleyebilir.
Araştırmalara göre Lübnan nüfusunun %30’u Hizbullah’a yüksek düzeyde güven duyuyor, %55’i ise güvenmiyor; Şii toplumunun %85’i gruba destek veriyor. Uzmanlar, Hizbullah’ın zaman kazanarak hükümetin silahları zorla almasını önlemeye çalıştığını belirtiyor.
Beyrut Krizi
Hükümetin de seçenekleri sınırlı. Hizbullah’ın işbirliği yapması en iyi senaryo olsa da, bu olası görünmüyor. Aksi takdirde hükümet, grubu doğrudan karşılamayı veya İsrail ile olası bir çatışmayı göze almayı tercih etmek zorunda kalacak. Uzmanlar, silahsızlandırma sürecinin gecikmesinin İsrail’in sabrını tüketebileceğine ve askeri operasyonları artırabileceğine dikkat çekiyor.
İran, Hizbullah’ın silahlarını koruma kararını destekliyor gibi görünse de, İsrail ve ABD’nin bombardımanları nedeniyle grubun doğrudan askeri direnişi sınırlı kalabilir.(Al Monitor- Dario Sabaghi)
Son güncellenme: 17:51:22