Murat Karayılan: 'Devlet heyeti güçlerimizi çekmemizi istedi'

Murat Karayılan, güçlerin çekilmesine ilişkin taleplerin devlet heyetiyle yapılan görüşmelerde gündeme geldiğini belirtti. Karayılan, çekilmeler karşılığında şehitliklerin korunması konusunda devletin söz verdiğini de söyledi

13 Ekim 2026 - 14:00
13 Ekim 2026 - 14:27
 0
Murat Karayılan: 'Devlet heyeti güçlerimizi çekmemizi istedi'
ANF

PKK yöneticisi Murat Karayılan, Stêrk TV’ye yaptığı açıklamalarda Türkiye’de devam eden süreci, PKK’nin çekilme kararlarını ve silahsızlanma tartışmalarını değerlendirdi. Devlet heyetiyle yürütülen görüşmelerde güçlerin çekilmesi talebinin gündeme geldiğini belirten Karayılan, bu adımların sürecin önünü açmak ve devletin karşılık verip vermeyeceğini görmek amacıyla atıldığını söyledi.

Karayılan, Kürt tarafının süreç boyunca ateşkes ilan edilmesi, PKK’nin 12. Kongresi’ni gerçekleştirmesi, örgütün feshedilmesi, silahlı mücadele stratejisinin sonlandırılması, silahların yakılması ve Türkiye’deki güçlerin çekilmesi gibi adımlar attığını ifade etti.

Devletin de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyon ve ardından çıkarılan yasayla bazı girişimlerde bulunduğunu belirten Karayılan, mevcut yasal düzenlemenin çözüm için yetersiz olduğunu savundu.

‘Devlet heyeti güçlerimizi çekmemizi istedi’

Devlet heyeti ile Abdullah Öcalan arasında görüşmelerin sürdüğünü, hareketin dışarıdaki heyetinin de devlet heyetiyle diyalog halinde olduğunu belirten Karayılan, bu görüşmelerde Türkiye sınırına yakın ve Metina’daki güçlerin çekilmesinin talep edildiğini söyledi.

Karayılan, devletin güvenlik açısından tehdit oluşturmadıklarını bilmesi için bu adımların atılmasını istediğini belirterek, şöyle konuştu:

“Öyle bir duruma getirdiler ki bu adımlar atılmadan hiçbir şey yapmayacaklarını söylediler. Biz de ellerindeki tüm gerekçeleri ortadan kaldırmak ve gerçekten de adım atıp atmayacaklarını görmek için son olarak bu adımları attık. Biz de süreç tıkanmasın, önü açılsın diye ve devlet de adım atsın diye bu üç adımı gerçekleştirdik.”

Karayılan, bölge kentlerinde ve Türkiye’nin büyük kentlerinde gizli olarak faaliyet yürüten güçlerin çekilmesi yönünde de talimat verildiğini söyledi. Devletin bu güçlere ilişkin istihbarat aldığını belirttiğini aktaran Karayılan, çekilme çalışmalarının başlatıldığını ifade etti.

‘Şehitliklerin korunması için söz verdiler’

Zap ve Metina’dan çekilme sürecine de değinen Karayılan, Zap’dan çekilme kararının Abdullah Öcalan’ın sürecin önünü açmak amacıyla gönderdiği mektup doğrultusunda alındığını söyledi.

Metina ve Kuzey’deki güçlerin çekilmesi için bazı şartlar öne sürdüklerini belirten Karayılan, bunların başında şehitliklerin korunması, bakım ve onarımlarının yapılması ile cenazelerin merkez şehitliklere taşınabilmesinin geldiğini kaydetti.

Karayılan, devletin bu konuda söz verdiğini belirterek, “Şartlarımız şunlardır; Kuzey’deki ve Medya Savunma Alanlarındaki şehitliklerimiz korunacak, bakımını yapabilmeli, yeniden onarımdan geçirebilmeliyiz ve o alanlarda olan şehitlerimizi kolaylıkla toplayıp merkez şehitliğe getirebilmeliyiz. Şartlarımız bunlardı. Şehitler için devlet söz verdi ve bu sözü yerine getirmelidir” dedi.

Atılan adımların ardından devletin de harekete geçmesi gerektiğini savunan Karayılan, “Bize göre, artık Türkiye’nin elinde herhangi bir gerekçe kalmadı. Artık Türkiye’nin de adım atması gerekiyor. Eğer adım atmazsa ne arkadaşlarımızın ne halkımızın ne de bizim inancımız kalacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Çıkarılan yasa çözüm için yeterli değil’

Karayılan, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarının ardından çıkarılan yasayı eleştirerek, düzenlemenin güvenlik odaklı olduğunu ve silah bırakmayı esas aldığını söyledi.

Yasanın herkesi kapsamadığını ve örgüt yönetimi ile diğer mensuplar arasında kategoriler oluşturduğunu savunan Karayılan, şu ifadeleri kullandı:

“Çıkarılan yasa tek taraflı bir yasadır. Yasaya sadece güvenlik odaklı yaklaşılmıştır, silahların bırakılmasını esas alıyor ve bu da herkesi içine almıyor. Yönetim ve yapı arasında kategorileştirme yapılmıştır. Birçok yönden yetersiz bir yasadır. Hele çözüm için hiç mi hiç yeterli değil.”

PKK’nin 12. Kongresi’nde silahsızlanma sürecinin Abdullah Öcalan tarafından yürütülmesi yönünde karar aldıklarını belirten Karayılan, Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve süreci doğrudan yönetebilmesi gerektiğini söyledi.

İmralı’daki görüşmelerin ve aile ziyaretlerinin sürmesine rağmen tecridin sona ermediğini savunan Karayılan, “Silahsızlanma sürecini Önder Apo’nun birebir yürütmesi gerekiyor ve onun dışında da kimse yürütemez” dedi.

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü konusunda toplumun henüz hazır olmadığı yönündeki açıklamaları değerlendiren Karayılan, iktidarın kamuoyunu bu konuda hazırlaması gerektiğini savundu.

Karayılan, “AKP diyor ki ‘halkımız bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyor fakat Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne hazır değil’. İyi, o zaman halkını buna hazırla” ifadelerini kullandı.

Öcalan’ın gazeteciler, siyasetçiler ve aydınlarla görüşebilmesinin önünün açılmasını isteyen Karayılan, böylece Öcalan’ın süreci Türkiye kamuoyuna anlatabileceğini söyledi. Cezaevlerinde uzun yıllardır tutulan mahpusların durumuna da dikkat çeken Karayılan, mevcut yaklaşımın sürecin ilerlemesini engellediğini ileri sürdü.

‘Bahçeli sözünü tutmadı’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daha önce yaptığı çağrıları hatırlatan Karayılan, Öcalan’ın PKK’yi feshetmesi ve silahlı çatışmayı durdurmasının yanı sıra Meclis’te konuşması ve umut hakkından yararlanması yönündeki ifadelerin henüz hayata geçirilmediğini söyledi.

Karayılan, sürecin Bahçeli’nin ve ardından Öcalan’ın çağrılarıyla başladığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

“Devlet Bahçeli ‘Abdullah Öcalan partisini feshetsin, silahlı çatışmayı durdursun ve Meclis’e gelip DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun. Ardına kadar ona umut hakkı tanınsın’ dedi. Şimdiye kadar Türk devleti bunu yaptı mı? Yapmadı.”

Silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçmeyi hedeflediklerini belirten Karayılan, örgüt mensuplarının silahsız şekilde kentlere ve köylere dönerek siyasi ve toplumsal çalışmalar yürütebilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Karayılan, “Biz demokratik siyaset ile amacımıza ulaşacağımıza inanıyoruz. Bundan dolayı da yöntem değiştiriyoruz. Silahlı savaştan demokratik siyasete geçiyoruz” dedi.

‘Bu mesele Kürt meselesidir’

Sürecin yalnızca silah bırakma başlığıyla ele alınamayacağını savunan Karayılan, temel meselenin Kürt sorunu olduğunu söyledi.

Karayılan, “Bu mesele terör meselesi değildir, mesele silah bırakma değildir; mesele Kürt meselesidir” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile yeni bir dönem başlatmak istediklerini belirten Karayılan, silahlı mücadele stratejisini sonlandırmanın yanı sıra Türkiye devletine yönelik karşıtlığı da sona erdirmek istediklerini dile getirdi.

“Biz artık Türkiye Devleti karşıtlığı yapmak istemiyoruz. Artık Türkiye ile yeni bir sayfa açmak istiyoruz” diyen Karayılan, buna karşın devletin güven artırıcı adımlar atmadığını öne sürdü.

Karayılan, “Kürt tarafı olarak karşıtlığı ve silahlı savaşı sonlandırmak istiyoruz. Ama Türk tarafı bize bu güveni vermiyor veya güven artıracak yaklaşımlarda bulunmuyor” diye konuştu.

Rojava için ‘Ellerini çekin’ çağrısı

Karayılan, Suriye’nin Haseke kentinde yaşanan olaylara ilişkin değerlendirmelerinde, bu gelişmelerin farklı halklar ve inanç grupları arasında çatışma çıkarmayı amaçlayan bir projenin parçası olduğunu ileri sürdü.

Türkiye’nin barış sürecinde samimi olması halinde sınırları dışındaki Kürtlere yönelik politikasını değiştirmesi gerektiğini savunan Karayılan, “Türk devleti, ellerini Rojava Kürtleri’nin üzerinden çekmelidir” dedi.

Suriye yönetimine de çağrıda bulunan Karayılan, ülkenin birliğinin Kürtlerle birlikte kurulması, provokasyonlara zemin hazırlanmaması ve halklar arasındaki barışın korunması gerektiğini söyledi.

Kürt siyasi hareketleri arasında ortak bir strateji oluşturulmasını isteyen Karayılan, farklı siyasi çizgilerin korunabileceğini ancak ortak hedefler doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

“Bütün Kürtlerin tamamen aynı çizgide birleşmesi” yerine ortak bir strateji üzerinde uzlaşılmasını savunan Karayılan, “Kürt meselesinin kara yarası nedir? Birlik olamamaktır. Bu kara yaranın ilacı var, o da ortak stratejidir” ifadelerini kullandı.

Şengal’de Ezidilerin kendi savunma güçlerinin resmiyet kazanmasını da savunan Karayılan, Irak hükümeti ile YBŞ ve YJŞ arasında demokratik entegrasyon temelinde bir anlaşma yapılmasını desteklediklerini belirtti.

 

Bu haber toplam 732 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:28:26