Türk Tipi Kleptomani (Çalma Hastalığı) ve Kürtlerin Çok Ciddi Halüsinasyon Sendromu

Ne gariptir ki bu ülkede milyonlarca insanların, dar gelirli ve yoksulların vergileriyle oluşturulan bütçe ve fonları, kendi iktidar alanlarında (Hükümet ve yerel yönetimler) hiç sıkılmadan utanmadan, yetkileri dahilinde olan bu maddi değerleri kendilerine ve yandaşlarına peşkeş çekmiş hırsızlar, yüzsüzce birbirlerini suçluyorlar. "Tencere dibin kara, seninki benden kara" misali. Ortadoğu toplumlarının tipik karakteridir bu. Din-İman, mezhep ve ırkçı milliyetçiliği paravan yap, malı hamuduyla beraber götür. Donuna kadar soyulanlar da seçim zamanı geldiğinde dönüp dolaşıp bu hırsızlardan birilerin partilerini seçecek. Hikayede geçen anlatı gibi. Köyün ölü yıkayıcısı, ölüleri yıkadıktan sonra altın dişlerini söküp çalıyormuş. Deşifre olunca, yerine getirdikleri kişi ise ölünün çenesini söküp altın dişleri aldıktan sonra, kırdığı çeneyi ölünün kıçına sokuyormuş. Zaman içine o da deşifre olmuş. Köylü, bu kez eski ölü yıkayıcıya gidip yalvarıp tekrar işinin başına dönmesi için onu ikna etmeye çalışmışlar. Ortadoğu ve Türk toplumu böyle bir toplum. 3. bir alternatif, yani çalmayan çırpmayan kendilerinin lehine olan bir alternatifi arayıp bulmaktan aciz bir toplum. Peki neden böyle? Çünkü toplumun büyük çoğunluğunun, kendisine ait olmayan ve hakketmedikleri değerleri çalmaktan, kendilerinden farklı inanç ve etnisitelere sahip toplumların hak ve hukuklarını savunmayı istemek gibi bir derdi yok. İddia ediyorum. Toplumun en az %55 i "ben niye çalamıyorum" diye hırsızlık ve talana karşı çıkıyorlar. Ünlü filozof ne demişti? "Toplumlar hakettikleri gibi yönetilirler"
Son 30 yıl öncesi, bu ülkenin kaymağını, "Beyaz Türk" diye tanımlanan ırkçı-milliyetçi Kemalist bir azınlık yiyordu. Son 30 yıldır, bu azınlık kesimin ülkenin diğer mağdurları gibi ülkenin çoğunluk muhafazakar türkleride ezerek, baskı altına alarak bu azınlık saltanatlarını sürdürüyorlardı. Son 30 yıl, muhafazakar çoğunluk Türkler bunu yapıyor. Yani kleptomanik bir rövanşı izliyoruz. Şimdi gelsin banko soru. Hazinenin ve fonların yağmalanıp içlerinin boşaltılmasında, birilerinin milyonlar, birilerinin milyarlar, birilerinin de trilyonlar çalması arasında etik, vicdani ve hukuki bir fark var mıdır? Yeni Parti genel başkanı Özgür Özel'e kimler, ne için bu bilgileri veriyorlar. İşin en ilginç yanı, Özgür Özel'in devletin arşivlerinde saklı olan bu bilgilerin ellerine geçmesini, bazı televizyon kanallarının; "bunları yarın" olmadı "Öbür gün" o da olmadı "5 gün sonra açıklayacağız" demesi neyin nesidir? Bu hangi pazarlıkların tehdididir? Oysa dürüst ve samimi bir ana muhalefet partisi, tüm toplumun hak ve hukukunu gözetmek zorunda. Bunu pazarlıklara değil, topluma karşı sorumlulukları gereği bunları kamuoyuna açıklanması gerekir. Onlar mağdurların derdinde değil, kendilerinin de muzdarip oldukları hırsızlıklarının üzerini örtmek ve partilerine bir nefes aldırması için otokrak rejime çağrı yapıyorlar. Belediyelerde üst düzeyde görev yapmışların, daha önce iktidara ve Erdoğan'a hakaretler yağdıran başkan ve bürokratların, koşa koşa Erdoğan'a gidip elpençe durmasının nedenlerini bu toplum hiç sorguluyor mu? Neymiş "Beni hapse atacaklar. Ben dayanamam" Bu nasıl bir siyasi yüzsüzlüktür. Madem kıçınız bunu kesmiyordu, bu halkı neden kandırıp seçilip o koltuğa oturdunuz? Özgür Özel'e bu çalma-çırpma belgeleri sızdıranlar da bunu 3 nedenle yapıyorlar. 1) Bana da neden bu tüyoyu vermediniz? 2) madem bu patlayacaktı, bende bu işin içindeyim. Yatırdığımı da batırdınız 3) Hala vicdan sahibi olan kişilerin varlığı.
Kürtlerin halüsinasyon sendromu durumunu yaşamaları ise çok daha ağır ve vahim. Halüsinasyon, Psikiyatrik bir tanım. "dışarıdan gerçek bir uyarıcı veya nesne olmadığı halde, kişinin sanki varmış gibi sesler duyması, görüntüler görmesi, kokular alması veya dokunma hissi yaşaması durumudur." Bu psiko-patolojik semptomları Kürtlerin önemli bir kesimi hala yaşıyor. Öcalan'ın Türk devleti ile anlaşıp "Terör yaptığımızı ve terörist olduğumuzu kabul ediyoruz. Siyasal statü olarak hiç bir şey istemiyoruz. Kültüralist talepleri de istemiyoruz. Demokratik toplum, demokratik cumhuriyet, komünal demokratik toplum istiyoruz" Soru; 1) Uluslararası, siyasal literatürde "Demokratik toplum" diye bir kavram var mıdır? Toplum, binbir çeşit insanlardan oluşur. Dindarı, dinsizi, komünisti, faşisti, demokratı ve muhafazakarı olur. Dolayısıyla Toplumun tümü hiç bir zaman demokrat olmaz, devlet demokrat olabilir. Bu ifade ve tanım boş ve farazi bir tanım değil midir? 2) Düşünülen "Demokratik Cumhuriyet" in realitedeki karşılığının adı ne olacak? "Türkiye cumhuriyeti" olmayacak mı? Bu devlet dünya üzerindeki en azılı ulus devleti değil mi? 3) Türk devleti ile yapılan anlaşmada düşünülen devletin adı; "Anadolu-Mezopotamya demokratik cumhuriyeti" mi olacak? Hani ulus devlet anlayışına karşıydınız ya. Rojava Kürdistanındaki Kürtleri Suriye devletine entegre ettiniz. Suriye devletinin resmi adı ne? Suriye Arap Cumhuriyeti değil mi? Bu devletin niteliği ulus devlet değil mi? Bu devletin resmi kabulünde "Kürdistan bölgesi" diye bir toprak parçası var mı? Entegre yaptığınız Kürtlerin ulusal bayrağını, yerel parlamentosunu bu devlet meşru görüyor mu?
Öcalan'ın Kürtlerin gasp edilmiş ulusal haklarından ve statüden caydırmak için kullandığı "Ulus devlet kötüdür, toplumları birbirleriyle boğazlaştırıyor. Dolayısıyla gericidir" samimiyetini, 23. sü olacak Arap Filistin devleti için de; "Ulus devlet kötüdür. Gidin İsrail devletine entegre olun" diyor mu? Filistin'in 23. Arap ulus devletini destekleyerek, Kürtlere "Ulus devlet kötüdür" diyerek azımsanmayacak miktardaki Kürtleri buna inandırmış olmak, bir toplumsal derealizasyon ve halüsinasyon hastalığı değil midir? Komedinin hası da, önüme bir paylaşım olarak çıktı. Paylaşımda Öcalan'ın "Komünal toplum" önerisi ile ilgili müritlerin kendin pişir, kendin ye, tiyatrosunun oynandığı bir toplantıda ortaya atıldı. Söz alan genç bir Kürd, heyecanla; "Komünal kadın gettoları yaratarak, erkekleri bu yapıya girmekten men edilmesi lazım" Güler misiniz? Ağlar mısınız?
Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Nerina Azad'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Son güncellenme: 21:22:23


































































































































































































