İsmail Beşikci: Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı uluslararası hukukun gereğidir

Ünlü sosyolog ve yazar İsmail Beşikci, Kürtlerin tarih boyunca maruz kaldığı siyasi ve hukuki haksızlıklara dikkat çekti. Beşikci, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan uluslararası sistemin Kürtleri yok saydığını ve bu durumun günümüzde de devam ettiğini belirtti.

26.02.2025, Çar - 16:59

İsmail Beşikci: Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı uluslararası hukukun gereğidir
Haberi Paylaş

3. Erbil Forumu bugün başladı. Bu yıl 26-28 Şubat tarihleri arasında "Ortadoğu'nun Geleceğinde Belirsizlikler" başlığı altında düzenlediği forum, Suriye, Türkiye, Irak ve bölgenin mevcut durumu ile Kürt meselesinin çözüm yollarını tartışacak.

Rûdaw Araştırmalar Merkezi tarafından düzenlenen forumda konuşan İsmail Beşikci, "Birinci Dünya Savaşı'nın ardından dünyayı yeniden şekillendiren büyük güçler, Kürtlerin kaderini masa başında belirledi. Lord George (Büyük Britanya Başbakanı), George Clemenceau (Fransa Cumhurbaşkanı) ve Woodrow Wilson (ABD Başbakanı) Kürtleri, Kürdistan'ı dört parçaya ayırdı ve uluslararası sistemde kimliksiz bıraktı" dedi.

"Bağımsız devleti olmayan 50 milyonluk bir halk"

İsmail Beşikci, Kürtlerin bölgede en büyük halklardan biri olmasına rağmen, uluslararası arenada bir statüye sahip olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

"Bugün Kürtlerin nüfusu 50-60 milyon civarında tahmin ediliyor. Buna karşın, uluslararası hukukta bir devlet olarak tanınmıyorlar. Buna karşılık Kuveyt, Katar, Bahreyn gibi ülkelerin nüfusu 1 milyon bile değilken uluslararası sistemde tam egemen devletler olarak yer alıyorlar. Aynı durum Avrupa'da da geçerli; Lüksemburg, Malta gibi ülkeler az nüfuslu olmalarına rağmen tam bağımsız devletlerdir."

"Birleşmiş Milletler döneminde de statü değişmedi"

Milletler Cemiyeti'nin ardından kurulan Birleşmiş Milletler'in de Kürtler için bir çözüm sunmadığını belirten Beşikci, "1920'lerde Kürtlerin toprakları dört devlete bölündü. Aradan bir asır geçmesine rağmen bu statüko hiçbir şekilde değişmedi. Birleşmiş Milletler döneminde dünyanın çeşitli yerlerinde siyasi statüler değişti, yeni devletler kuruldu ama Kürtler için herhangi bir değişiklik yaşanmadı" ifadelerini kullandı.

"Kürtlerin hak arayışı terör olarak görüldü"

Kürtlerin kendi haklarını talep ettiği her durumda, bölge devletleri ve uluslararası güçler tarafından terör suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Beşikci, "Irak, İran, Suriye ve Türkiye'de Kürtler defalarca siyasi, askeri ve demokratik yöntemlerle haklarını aradı. Ancak bu çabalarının tamamı sistematik olarak terörle eşleştirildi. Oysa Kürtler sadece tarihsel adaletin sağlanmasını talep ediyorlar" dedi.

2017'de Kürdistan Bölgesi’nde yapılan bağımsızlık referandumunun da uluslararası sistem tarafından engellendiğini söyleyen Beşikci, "Kürtler demokratik yollarla kendi geleceklerini tayin etmek istediklerinde bile engellemelerle karşılaşıyorlar. 25 Eylül 2017'de yapılan referandumda Kürtler ezici bir çoğunlukla bağımsızlıktan yana oy kullandı. Ancak bölge devletleri ve uluslararası güçler bu sonuca saygı göstermedi ve referandumun sonucunu fiilen yok saydı" diye konuştu.

"İngiltere ve Fransa tarihsel hatasını düzeltmelidir"

Konuşmasının sonunda 20. yüzyılın başında Kürtlere yapılan tarihsel haksızlığın düzeltilmesi gerektiğini belirten Beşikci, şunları ekledi:

"Bugün, bölgenin önde gelen güçleri ve özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrası Kürtleri bölen devletler -Özellikle İngiltere ve Fransa- bu tarihsel hatayı düzeltmek için sorumluluk almalıdır. Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkı uluslararası hukukun bir gereğidir."

 

Bu haber toplam: 2087 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:20:48:22
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x