Sipan Hemo: 'Arap bölgelerinde yeterince başarılı olamadık'

DSG Genel Komuta Üyesi Sîpan Hemo, 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın Kürtlerin Suriye’de siyasi ve idari varlığının ilk kez kabul edilmesini sağladığını belirterek, sürecin askeri değil siyasal ve hukuki bir aşamaya evrildiğini söyledi.

4 Şubat 2026 - 00:45
4 Şubat 2026 - 00:45
 0
Sipan Hemo: 'Arap bölgelerinde yeterince başarılı olamadık'

DSG Genel Komuta Üyesi Sîpan Hemo, 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın Kürtler açısından bir geri çekilme değil, siyasi ve hukuki mücadelenin başlangıcı olduğunu söyledi. Hemo’ya göre anlaşma, Kürtlerin Suriye’de ilk kez siyasi ve idari varlığının resmen kabul edilmesini sağladı.

Kuzey ve Doğu Suriye’de (Rojava) son haftalarda yaşanan gelişmeler, Kürt meselesini yeniden bölgesel ve küresel gündemin merkezine taşıdı. 30 Ocak’ta Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Şam yönetimi arasında imzalanan anlaşma, kamuoyunda “teslimiyet mi, diplomatik başarı mı?” tartışmalarını da beraberinde getirdi.

DSG Genel Komuta Üyesi Sîpan Hemo, Nûmedya24 verdiği röportajda, anlaşmanın perde arkasını, askeri ve siyasi sonuçlarını ve önümüzdeki dönemin yol haritasını anlattı.

Son çatışmaların klasik bir cephe savaşı olmadığını vurgulayan Hemo, yaşanan süreci “Kürtlerin varlığına ve kazanımlarına yönelik topyekûn bir imha planına karşı verilen direniş” olarak tanımladı. Bölgesel ve küresel güçler arasında Kürt kazanımlarını ortadan kaldırmaya dönük bir mutabakat bulunduğunu söyleyen Hemo, DSG’nin direnişinin bu hesapları bozduğunu ifade etti.

Şêxmeqsûd, Tişrin Barajı ve Hasekê’de yaşanan direnişlerin, Kürt bölgelerine girmenin kolay olmadığını gösterdiğini belirten Hemo, bu askeri kararlılığın siyasi bir uzlaşmanın yolunu açtığını söyledi.

“Kürtler Suriye’de ilk kez siyasi varlık olarak kabul edildi”

Hemo’ya göre 30 Ocak Anlaşması’nın en önemli sonucu, Kürtlerin Suriye’de siyasi ve idari bir varlık olarak tanınması oldu. “Kürt bölgeleri” adıyla bir vilayet statüsünün kabul edilmesinin, yüz yıllık inkâr politikalarına ağır bir darbe olduğunu vurguladı.

“Kürtler artık Suriye’de kendi kimlikleriyle yaşayacak, kendi bölgelerinde özerkliği ve özgünlüğüyle var olacak” diyen Hemo, bu sürecin mücadelenin bittiği anlamına gelmediğini, aksine askeri mücadeleden siyasal ve hukuki mücadeleye geçildiğini ifade etti.

“Arap bölgelerinde yeterince başarılı olamadık”

DSG’nin geçmiş süreçlere dair özeleştiri verdiğini de belirten Hemo, Kürt halkını örgütleme konusunda önemli bir mesafe kat edilirken Arap bölgelerinde aynı başarıyı gösteremediklerini kabul etti. Rakka örneğine dikkat çeken Hemo, sorunun Arap toplumunda değil, demokratikleşme modelinin yeterince anlatılamamasında olduğunu söyledi.

'4 tugay, Kürt ağırlıklı savunma gücü'

Anlaşmanın askeri boyutuna ilişkin ayrıntıları da paylaşan Hemo, Kürt bölgelerindeki güçlerin Derik, Qamışlo, Hasekê ve Kobanî olmak üzere dört tugay şeklinde yeniden yapılandırılacağını açıkladı. Cizîre’deki üç tugay bir tümen çatısı altında toplanacak, Kobanî tugayı ise Kürt idaresinde olacak.

Askeri güçlerin yüzde 90’ının Kürtlerden, yüzde 10’unun ise Süryani ve Araplardan oluşacağını belirten Hemo, iç güvenliğin (Asayiş) Kürt güçlerinin kontrolünde olacağını söyledi. Hasekê valisinin DSG tarafından atanacağını, ilçe yönetimlerinin de Kürt idaresinde olacağını ifade etti.

'Afrin ve Serêkaniyê vurgusu'

Afrin ve Serêkaniyê’nin halen işgal altında olduğunu hatırlatan Hemo, bu bölgelerin de anlaşma kapsamına alınması için mücadelenin süreceğini söyledi. Yerinden edilmiş kişilerin dönüşü ve öz örgütlenme süreçlerinin başlatılmasının temel hedefler arasında olduğunu belirtti.

30 Ocak Anlaşması’nı bir son değil, yeni bir başlangıç olarak değerlendiren Hemo, Kürtlerin ulusal birlik ruhunun bugün en yüksek seviyeye ulaştığını söyledi. Rojava’daki mücadelenin sadece bölgesel değil, tüm Kürt sorununun çözümü açısından belirleyici olduğunu vurguladı.

Önümüzdeki sürecin temel başlıkları arasında Kürtçenin resmi statü kazanması, Rojava’daki okul ve üniversite diplomalarının tanınması ve anayasal güvence yer alıyor. Hemo, bu aşamada siyasetçilerin, akademisyenlerin, hukukçuların ve tüm toplumsal kesimlerin sürece dahil olmasının hayati önemde olduğunu ifade etti.

Bu haber toplam 8079 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 16:30:34