Tahran’da ipler kimin elinde?

İran’da siyasi ve askeri kanatlar arasındaki görüş ayrılıkları derinleşirken, karar alma sürecinde Devrim Muhafızları’nın etkisinin arttığı değerlendiriliyor.

22 Nisan 2026 - 13:35
22 Nisan 2026 - 13:35
 0
Tahran’da ipler kimin elinde?

İran’da ABD ile yürütülen müzakere süreci, ülke içindeki güç mücadelesini daha görünür hale getirdi. Siyasi elitler ile güvenlik bürokrasisi arasında derinleşen görüş ayrılıkları, Tahran’ın dış politikada nasıl bir yol izleyeceğine dair belirsizliği artırıyor.

Son tartışmalar, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Hürmüz Boğazı’nın ateşkes sırasında “tamamen açık” olduğunu açıklamasıyla alevlendi. Ancak İran Devrim Muhafızları’na yakın medya organları bu ifadeyi sert şekilde eleştirerek, boğazdan geçişlerin kontrolünün İran silahlı kuvvetlerinde olduğunu vurguladı.

Güç mücadelesi derinleşiyor

Tepkiler, İran’da müzakere yanlısı daha pragmatik siyasi kanat ile güvenlik eksenli sertlik yanlısı yapı arasındaki ayrışmayı gözler önüne serdi. Özellikle Devrim Muhafızları ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi çevresinde şekillenen güvenlik kanadının etkisinin arttığı değerlendiriliyor.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf gibi isimler müzakereleri “mücadelenin bir parçası” olarak tanımlarken, aşırı muhafazakâr siyasetçiler diplomasiye daha sert yaklaşıyor. Milletvekili Amir Hüseyin Sabeti, anlaşma uğruna “kırmızı çizgilerin” ihlal edilemeyeceğini savunarak müzakere sürecine karşı çıktı.

Devrim Muhafızları’nın rolü güçleniyor

İran’da resmi olarak karar alma mekanizmaları cumhurbaşkanlığı, parlamento ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üzerinden işlese de, pratikte Devrim Muhafızları’nın özellikle güvenlik ve bölgesel strateji konularında belirleyici rol oynadığı biliniyor.

Son gelişmeler, bu dengenin daha da güvenlik aygıtı lehine kaydığına işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapatılması yönündeki adım da bu etkinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamaney sonrası belirsizlik

İran’daki güç dengeleri, savaşın başında hayatını kaybeden dini lider Ali Hameney sonrası daha da karmaşık hale geldi. Yeni liderlik yapısının netleşmemesi ve birden fazla güç merkezinin ortaya çıkması, karar alma süreçlerinde belirsizliği artırıyor.

Öte yandan, halef olarak öne çıkan Müçteba Hamaney’in sağlık durumuna ilişkin iddialar da bu belirsizliği derinleştiriyor.

Bu iç ayrışma, ABD ile yürütülen müzakerelerin geleceğini de doğrudan etkiliyor. Diplomatlar ekonomik baskılar ve bölgesel riskler nedeniyle diyaloğu sürdürmek isterken, sertlik yanlısı kanat taviz verilmesine karşı çıkıyor.

 

Bu haber toplam 592 kişi tarafından görüldü.
Son güncellenme: 14:35:28